Anlat Pereira
Son haftaların başarılı takımı Osmanlıspor, Kadıköy’e çok havalı gelmişti. İlk dakikadan itibaren de maçta kolay teslim olmayacağının sinyallerini vermişti. Fenerbahçe, orta alanı çok adamla kapatan, hücumdan çok defansa önem veren rakibi karşısında ilk 45 dakika yine pozisyon fakiri olup çıktı. Oyunun ilk bölümünde Mehmet Topal’ın kale önünden dışarı yolladığı top bu yarının en net pozisyonuydu. Gol her zaman olduğu gibi duran ve yan toplardan bekleniyordu. Fenerbahçe’de kadroda sakat ve cezalı yoksa ilk 11 yapmak zor. Pereira’nın tercihleri Gökhan Gönül, Hasan Ali, Ozan Tufan, Alper Potuk ve Van Persie olurken; Şener, Caner, Nani, Diego ve Fernandao yedek kulübesindeydi. Fenerbahçe’nin yedeklerine herhalde rakipleri dahil imrenmeyen teknik adam yoktur diyebiliriz. Böylesine geniş ve yıldızı bol bir kadronun ortaya koyduğu futbol da tahmin ediyorum ki Fenerbahçeliler’i çileden çıkartmaya yetip artıyordur. Oyunun ikinci bölümüne Pereira kulübedeki tercihlerini kullanarak başladı. Önce Souza’yı dışarı alıp Diego’yu sahaya sürdü. Osmanlı’nın bu yarıda arkaya yaslanmasıyla Fenerbahçe rakibi üstünde büyük baskı kurdu ancak söylediğimiz gibi gol, ya duran ya da yan toplardan aranıyordu. Golsüz giden oyunun son yarım saatinde Pereira riskli bir hamle daha yaptı. Ozan’ı ve Alper’i dışarı alıp Fernandao ve Nani’yi sahaya sürdü. Pereira geriye kalan dakikaları düşünmeden üç değişikliği de böylece yapmış oldu. Hamleler sonrasında Fenerbahçe hep hücumu, Osmanlıspor da hep defansı düşünerek oynadı.
Oyun planı olmayan, ya uzaktan şutlarla ya da yan ve duran toplarla gol atmaya bel bağlamış bir takım sonunda maçı çözemeyip büyük bir darbe daha aldı. Fenerbahçe’nin bu halini bize en iyi anlatacak Pereira’dır. Düne kadar güzel güzel konuşuyordu. O zaman şimdi de anlat Pereira, biz de dinleyelim.