Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye'ye gelişi olay olmuştu. Sadece Beşiktaşlılar değil, tüm futbolseverler Quaresma'nin transferini inanılmaz bulmuşlardı. Dönemin başkanı Yıldırım Demirören, Siyah-Beyazlı taraftarları mutlu etmek için transfer bombalarını da bir bir patlatmaya devam etmişti. Guti, Fernandes, Simao da Önemli transfer ataklarıydı. Beşiktaş taraftarı mutlu ve umutlu idi.

        Futbol dünyasının önemli yıldızlarını kadrosuna katan Siyah-Beyazlıların artık hedefi belliydi. Önce Türkiye'de şampiyon olmak, ardından da Avrupa'da başarı yakalamak.

        Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Kadrosunu yıldızlarla donatan Beşiktaş'ta aşı tutmamıştı. Sportif alandaki başarısızlığın sonunda başkan Demirören görevi bıraktı ve koltuğa Fikret Orman oturdu. Mali tablonun içler acısı durumu yüzünden yönetim, geçmiş dönemlerin aksine işe transfer ekonomisi ile başladı. Yıllık ücretleri yüksek olan oyuncular gönderilmek istenirken, yeni gelenlere de paralar saçılmadı. Ancak unutmamak gerekir ki Beşiktaş büyüklerden biriydi. Taraftar sahada yıldız oyuncu ve başarı beklerdi. Beşiktaş'ın elindeki en büyük yıldız da şüphesiz Quaresma idi. Ancak ne yönetim ne de teknik direktör, Portekizli oyuncuyu istemiyordu.

        Taraftar ise takımın Quaresma'ya ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. Halada düşünmeye devam ediyor.

        Beşiktaş yönetimi ise Quaresma'yı elden çıkartma formülünün peşinde. Yönetimin bu formülü kolay kolay bulacağını sanmıyorum.

        Ben onların yerinde olsam, oyuncumu bir an önce sahaya sürerim. Başarılı olursa Beşiktaş kazanır. Aksi takdirde Quaresma'nın biletini tribünler keser.

        Bu bilet tek yönlü olur.

        Sonunda da kimsenin aklı Portekizli de kalmaz.

        Gol sevinçleri

        Futbolun en güzel figürü şüphesiz goller. Gol atana keyif, yiyenlere üzüntü verir. Gol atmanın en güzel yanı da sevinmektir. Futbol sahalarında son zamanlarda sevinç gösterileri de şova dönüştü. Gol atan futbolcular genelde birilerine mesaj vermeyi de ihmal etmiyorlar. Bu mesajlarla golü atanların kime ya da kimlere mesaj yolladığını kolayca anlayabilirsiniz. Futbol sahalarında birbirinden ilginç gol sevinçleri görmeye alıştık. Geçen haftanın gol sevinçlerine bir göz atarsak, öne çıkanları hemen görebiliriz. İlk olarak Estonya ile yaptığımız milli maça dönelim. Emre Belözoğlu’nun attığı gol sonrası yaşanan sevinç gösterisi başımıza dert oldu. Kulübe karıştı, her kesimden çeşitli yorumlar geldi. Emre’nin kulübeye kadar gelip yaptığı sevinç kimilerine göre doğru, kimilerine göre yanlıştı.

        Kasımpaşa-Gaziantepspor maçında takımına ilk golü kazandıran yeni transfer Özer Hurmacı, hemen sırtındaki formayı çıkarttı. Onun mesajı anlamlı idi. Ankara’da birlikte top koşturduğu takım arkadaşı Ediz’in ölümü onu fena halde hırpalamıştı. Kasımpaşa forması altına rahmetli Ediz’in resmini bastırdığı bir tişört vardı. Golünü attı, formasını çıkarttı, Ediz’i bir defa daha andı. Tabi ki sarı kart görmek uğruna...

        Gelelim Fenerbahçe-Mersin İdman Yurdu maçına. Maçın son dakikaları, Aykut’un uzun süre yanında oturttuğu ve oyunun sonlarına doğru sahaya sürdüğü Cristian Baroni attığı golle takımını ipten aldı. Golden sonra kaptan Alex takım arkadaşını yanına alıp, kulübeye değil, tribünlere koştu. Kaleci Volkan Demirel’de kalesinden çıkıp hocası Aykut Kocaman’a koştu. İşte goller ve sevinçleri, yorumlar sizlere ait.

        Sergen, Sergen’e karşı

        Geçtiğimiz cumartesi akşamı evde televizyon seyrediyorum. Elimde kumanda bir o kanal bir bu kanal dolaşıyorum. Star Tv’de Acun’un “Yetenek Sizsiniz” programı var. Jüride de Sergen Yalçın.

        Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri olan Sergen’i çok severim. Biraz ona takıldım. Ardından da zaplamaya başladım. Kanaltürk’e geçtiğimde ise karşımda yine Sergen’i görünce çok şaşırdım. Sonra baktım ki, programlardan biri bant diğeri canlı.

        Yani kısaca Sergen, Sergen’e karşı idi. Televizyonda yaptığı yorumlarla dikkat çeken Sergen bir yerde kendi kendine rakip olmuştu.

        Tahmin ediyorum ki, kanallar da bunun farkındadır. Bakalım bu işe iki kanal nasıl çözüm bulacak. Bana sorarsanız, yayın saatlerinde ufak oynamalar ile bu iş çözülür.

        ANILAR

        Yangına mı gittiniz?

        Yıl 1979...Türk Haberler Ajansı’nda Spor Servisi Şefiyim. O zamanlar Ulaştırma Servisi yok. Arkadaşlar göreve taksiyle gidiyor. Serviste bazılarının işe otobüsle gidip, taksi fişi doldurduklarını tahmin ediyorum. Aile bütçelerine katkı yapıyorlardır diye sesimi çıkartmıyorum.

        Bir gün ajansın muhasebe müdürü, nur içinde yatsın, rahmetli Hayri Eroğlu beni odasına çağırdı. Taksi fişlerini önüme koyup “Ne o şef, sizinkiler yangına mı gitti?” deyince çok şaşırdım. Çünkü rahmetli foto muhabirimiz Fethi Uzun’un kafadan atarak yazdığı taksi plakası itfaiye arabası çıkmıştı.

        Ne diyeceğimi şaşırıp, özür dileyerek odadan çıktım. Konuyu başka kimseyle paylaşmadım. Ancak o günden sonra önüme gelen taksi fişlerini araştırma yapmadan imzalamadım.

        Diğer Yazılar