Alex değil, Aykut gitti
1993-94 sezonu Fenerbahçe'de başkanlık koltuğunda rahmetli Güven Sazak oturuyor. Teknik direktör Alman Holger Osieck. Fenerbahçe ezeli rakibi Galatasaray ile şampiyonluk yarışı yapıyor. Takımın kadrosunda önemli oyuncular var. Rıdvan Dilmen, Tanju Çolak ve Aykut Kocaman bunlardan bazıları. Teknik direktör Osieck disiplinli bir hoca. Takım şampiyonluğa giderken, yönetime bir rapor veriyor. Raporda Rıdvan Dilmen ve Tanju Çolak'ın disiplinsiz davrandıklarını ve takım içinde huzursuzluk yarattıklarını belirtiyor.
Güven Sazak başkanlığındaki yönetim toplanıyor ve radikal kararlarını açıklıyor: "Rıdvan ve Tanju süresiz kadro dışı." Bu açıklama büyük yankı uyandırıyor. Fenerbahçe taraftarı, yönetimi protesto ediyor. Sonuç mu? Fenerbahçe şampiyonluğu Galatasaray'a kaptırıyor, kongre oluyor, Güven Sazak görevi bırakıyor.
Bunları bugüne monte edelim. Geldiği günden beri tartışmasız Fenerbahçe'ye büyük hizmetler yapan kaptan Alex kadro dışı bırakıldı. Sonrasında da sözleşmesi feshedildi.
Aykut Kocaman bir zamanlar kendine yapılanı (Ali Şen tarafından kulüpten gönderilmişti) Alex'e yapmıştır. Bu onun kararıdır, değildir bilemem. Benim bildiğim bu karar sonrasında Fenerbahçe'den sadece Alex gitmemiştir. Fenerbahçe taraftarı Alex De Souza'yı kolay kolay silmez. Bu karar Fenerbahçe yönetiminin ve Aykut Kocaman'ın başını çok ağrıtır.
Fenerbahçe kısaca dertsiz başına dert almıştır.
Tekrar ediyorum. Fenerbahçe taraftarı 3 Temmuz 2011 den bu yana, başkan, yönetim ve teknik heyete büyük destek vermiştir. Yıllarımı bu kulübün içinde muhabirlik yaparak geçirdim. Razi Trak, Faruk Ilgaz, Fikret Kırcan, Hasan Özaydın, Metin Aşık, Ali Şen, Tahsin Kaya, Güven Sazak, Emin Cankurtaran ve Aziz Yıldırım dönemlerinde hep vardım.
Bu kulübü en iyi tanıyan gazetecilerden biriyim. Tekrar ediyorum Alex kararı yanlıştır. Fenerbahçe taraftarı sarı-lacivertli formaya büyük hizmetler vermiş ve heykelini diktirmiş kaptanına yapılanları kolay kolay içine sindirmez. Fenerbahçe'de artık yeni bir kriz dönemi başlamıştır. Bu kriz bu kulüpten daha çok kişiyi götürür.
1996 yılında başkan Ali Şen, şok bir kararla Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman'ı kulüpten göndermişti. İşte o günden bu güne sarı-lacivertli taraftarların bu ikiliye ne sevgileri ne de destekleri eksilmemişti. Fenerbahçe taraftarı hem cefakar hem de vefakar olduğunu her fırsatta göstermiştir.
Ancak bugün inanıyorum ki sarı-lacivertli taraftarların büyük bir bölümü Aykut Kocaman için aynı duyguları beslememektedir. Aykut Kocaman, nedendir bilinmez, kısaca intihar etmiştir.
İşin en kısa özeti şudur: 1 Ekim 2012 gecesi, Fenerbahçe'den Alex değil, Aykut Kocaman gitmiştir.
Asansör takımlar
Bulunduğu ligde şampiyon olup bir üst lige çıkan, ancak çıktığı ligde tutunamayıp aynı sezon geldiği lige dönen takımlara ‘asansör takımlar’ denir. Bunu biz Süper Lig de hemen hemen her sene yaşarız. Bu yılda bunu yaşarsak kimse şaşırmasın. Geçen yıl Birinci Lig’de şampiyon olan ve Süper Lig’e çıkan takımlara bir göz atalım. Akhisar Belediye, SB Elazığspor ve Kasımpaşa. Bu takımlardan Kasımpaşa güçlü bir yönetimi arkasına alarak yola çıktı. Şimdilik başarılı. Çünkü ekonomik bir sıkıntı yaşamıyor. Kadrosunu kaliteli oyuncular ile takviye etti. Diğer iki takım için bunlar söz konusu değil. Gerek Akhisar Belediye gerekse Elazığspor henüz maçlarını kendi sahalarında oynamıyorlar. Süper Lig için kadrolarını bana göre güçlendiremediler. Bu iş kim ne derse desin para işi. Ekonomik sıkıntı yaşıyorlar. Saha ve seyirci avantajını kullanamıyorlar. Temenni etmiyorum ama onları bir dost olarak uyarmak istiyorum. Gelin yol yakınken acil tedbirler alın, aksi takdirde bu ligde ömrünüz çok uzun olmaz. Benden söylemesi.
ANILAR
‘Burada ayın kaçı!’
Yıllar önce Dundee United-Trabzonspor Avrupa Kupası maçı için Murat Özarı ve kameraman Abdurrahman Şimşek’i İskoçya’ya yollamıştım. Ekip giderken harcırahı alıyor. Ancak dönüşte, yaptığı harcamaları faturalandırmak zorunda. Özarı ve Şimşek, gittikleri yerde bir restoranda yemek yiyorlar. Hesaplarını ödeyip faturalarını da alıp maça gidiyorlar. Özarı yolda, kendilerine verilen fatura da tarihin, aynı güne ait olmadığını görüyor. Abdurrahman’a dönüp “Gördün mü yandık. Adam bize iki gün önce tarihli fatura vermiş. Biz o tarihte İstanbul’daydık” diyor. Kameraman Abdurrahman’dan gelen cevap ise Özarı’nın bütün dengesini alt üst ediyor. Abdurrahman ne mi diyor: “Abi üzülme. Belki bunlar bizden iki gün geridedir, bir araştıralım.”