Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MİLLİ TAKIM'ın, Macaristan ile yaptığı maç öncesi bana sordular: "Yenilirsek Abdullah Avcı istifa eder mi?"

        Cevabım "hayır" olmuştu.

        Maç bitti, Abdullah Avcı'ya sordular: "İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?"

        Teknik direktörümüz soruya hemen cevap verdi: "Hayır."

        Peki ben şimdi sizlere bir soru sorayım: "Abdullah Avcı olsanız istifa eder misiniz?"

        Çok düşünmeyin, cevabı yine ben vereyim.

        Milli Takımın bundan sonra grupta ilk maçı 22 Mart2013'te. Yani yaklaşık 6 ay sonra. 1 -2 gün sonra lig başlayacak ve Milli Takım unutulacak. Maaşlar ise takır takır işleyecek. Başınızı ağrıtacak, size strese sokacak bir durumda olmayacak. Böyle bir durumda istifa etmek de neyin nesi.

        Daha önce de yazmıştım. "Lüküs hayat, bak keyfine yan gel de yat."

        Konuş Kocaman

        Fenerbahçe'de her gün yeni bir iddia ortaya atılıyor. Çıkan haberlerin çoğu da teknik direktör Aykut Kocaman'ı ilgilendiriyor. Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman ise her zaman olduğu gibi sessizliğini koruyor. Bu konuda Aykut Hocayı anlamak mümkün değil. Alex giderken, kendisiyle ilgili birçok suçlama da bulundu. Takımdan ayrılmak isteyen oyuncular (Semih, Bienvenu, Stoch, Kuyt) olduğu söyleniyor. Kulübün eski doktoru, Sow'un sakat olarak transfer edildiğini ve sizin buna göz yumduğunuzu televizyonlarda, gazetelerde açıklıyor. Giden doktorun yerine, Ankaraspor'da çalıştığınız arkadaşları göreve getirdiğiniz anlatılıyor. Bütün bu gelişmelere rağmen Aykut Hoca konuşmuyor. Konuşmayı sevmediğinizi biliyorum. Medya ile ilişkileriniz yok denecek kadar az. Fenerbahçe Teknik Direktörü olduktan sonra birçok yakınınızla bile görüşmüyorsunuz. Ancak hocam size dostça bir tavsiyede bulunayım: Konuşma vaktiniz geldi, geçiyor. Merak edilen konulara açıklık getirirseniz, dedikoducular da işsiz kalacak. Susmak şimdilik ne size ne de Fenerbahçe'ye bir şey kazandırmıyor. Benden hatırlatması...

        Hey gidi günler

        Türk Futboluna imzasını atmış birçok kulüp vardır. Bu kulüplerden çoğu bugün maddi imkansızlıklar nedeniyle ya çok alt liglere düşmüş, ya da kapanma noktasına gelmiştir. Geçen gün PTT 1. Lig puan cetvelini incelerken, gördüğüm tablo bir futbolsever olarak içimi çok acıttı. Puan cetvelinin son iki sırasını Göztepe ile Ankaragücü paylaşmıştı. Türk futboluna birçok yıldız ismi kazandıran, Avrupa'da bile bir zamanlar adından söz ettiren, Türkiye Kupası'nı 2 defa müzesine götüren İzmir'in Göztepe'si, 1. Lig'de tutunmaya çalışıyor. Ankaragücü'nün durumu da içler acısı. Çok değil 1 -2 sezon öncesine kadar Süper Lig'de birçok takımın korkulu rüyası olan Başkent ekibi, cefakar ve vefakar taraftarına rağmen hızla 2. Lig'e doğru yol alıyor. Onları bu hale kimler getirdi bilemiyorum. Benim bildiğim Türk Futbolu'nun iki çınarına çok yazık olduğudur. Puan cetveline bakınca da ister istemez "Hey gidi günler hey" demekten kendimi alamadım.

        KGS çilesine devam

        İstanbul'un Anadolu yakasında oturup iki köprüyü her gün kullanmak zorunda olanlar beni daha iyi anlar. Son dönemlerde iki köprünün Avrupa-Anadolu geçişleri günün her saatinde tıkalı duruma geldi. Köprülerde çalışmalar bitti ama tıkanıklık bitmedi. Bunun bir tek sebebi var o da KGS gişeleri. Bu gişeler önündeki yavaşlama tüm trafiği etkiliyor. Bunu biz görüyoruz da, yetkililer neden göremiyor anlamak mümkün değil. Vatandaşa bu çile neden çektiriliyor, hala anlamış değilim. KGS gişeleri artık kahır gişesi olup çıkmıştır. Yazık boşa giden milli servet yakıtlara, yazık vaktini köprü üzerinde boşuna harcayan vatandaşlara...

        Diğer Yazılar