Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yer: Büyükada

        Tarih: 27 Eylül 2009

        Fenerbahçe’nin iki efsanesi Lefter Küçükandonyadis ve Alex De Souza bir araya geliyor. O gün yaşananları gazeteler ve televizyonlardan öğrenmişinizdir. Ben ise şimdi işin perde arkasındaki ve bugüne kadar bilinmeyen bir olayı sizlere aktarmak istiyorum. İki efsane arasında yaşananları bana anlatan da Lefter’in iki torunundan biri olan Özlem Katmer. Şimdi gelelim Özlem’in anlattıklarına:

        “Dedem, Alex’i çok seviyordu. Onun futboluna hayrandı. Alex’de kendisinden bir şeyler bulduğunu söylüyordu. O gün yaşananlar ve Fenerbahçe ağırlıklı muhabbet dedemi çok etkiledi. Alex’e olan hayranlığı ve sevgisi biraz daha arttı. Veda saati gelmişti ki dedem Alex’e bizleri bile hayrete düşüren sözler söylemeye başladı. Alex’i o gün 3. torunu ilan etti. Ben ve kardeşim Özcan’a da ‘kusura

        bakmayın’ deyiverdi. ‘Evet’ dedem ölmeden önce Alex’i torunu olarak görmüştü. Ailece o gün dedemin Alex’i ne kadar çok sevdiğine bir defa daha şahit oluverdik.”

        Bu olaya bir not da ben düşeyim. Fenerbahçe’nin unutulmaz yıldızı Lefter Küçükandonyadis’i bugüne kadar Büyükada’da sadece ve sadece Tuncay Şanlı ziyaret etmişti. Lefter’i ziyarete giden ilk yabancı futbolcu Alex De Souza idi.

        Kurtarıcı Galatasaray

        Sezon başında futbolseverlerin büyük bir çoğunluğu Galatasaray’ı bu ligin şampiyonu ilan etmişti. Galatasaray’ı ligin en büyük favorisi görenler ise maçlar başlayıp, haftalar geçtikçe bu fikirlerini değiştirmeye başladılar. Futbol enteresan bir oyun. Hiç bir maç oynanmadan kazanılmıyor. Boşuna top yuvarlak demiyorlar. Her şeye rağmen bana göre Galatasaray yine bu ligin en büyük favorisidir. Aslında Galatasaray’daki beklenmedik düşüş, diğer takımlara yaradı. Bugün Galatasaray bol keseden puanları dağıtmasa bilhassa diğer büyüklerde erken depremler yaşanırdı. Galatasaray şimdilik bir çok takımın kurtarıcı durumunda. Haksız mıyım?

        Yabancı hayranlığı

        Türk Teknik Direktörlerin bir çoğunun son dönemlerde başarılı olamadıkları bir gerçek. Ancak yine de ben bir kulübün yönetici olsam hakkımı yerliden yana kullanırım. Sezon başında Karabükspor yönetimi takımın başına Alman Michael Skibbe’yi getirince çok şaşırmıştım. Alman hoca hem Galatasaray hem de Eskişehirspor’da başarılı olamamıştı. Bu yüzden bu tercihi doğru bulmamıştım.

        Şota’nın ayrılmasından sonra teknik direktör arayışlarına giren Kayserispor’da nasıl oldu bilmiyorum Hırvat Robert Prosinecki’yi göreve getirdi. Prosinecki’yi seyreden biriyim. Mükemmel bir futbolcu idi. Ancak teknik direktörlük konusunda ne kadar deneyimli, bizim ligi ne kadar tanıyor, Kayserispor hakkında ne biliyor tartışılır. Bu iki takımın başında neden bu yabancılar var hala anlamış değilim.

        Bu nasıl lig?

        Birinci Lig’i de yakından takip edenlerden biriyim. Ama ne yalan söyleyeyim, benim bu lige bir türlü aklım ermiyor. Ligin her yıl sadece adı değişiyor, futbolu yerinde sayıyor. Bu sezon adı PTT 1. Lig oldu. Gel gör ki değişen bir şey yok. Zirveye oynayan takımlar kim belli değil. Her an her şey değişebiliyor. Şu ana kadar çok flaş bir takım göremedim. Tahmin ediyorum ki bu işten de en çok iddiacılar zarar görüyordur. İnşallah önümüzdeki haftalar beni yanıltır.

        Anılar

        Yıl 1982... Coşkun Özarı Adana Demirspor teknik direktörü. Önemli bir maç öncesi soyunma odasında son taktik konuşmasını yapıyor. Soyunma odasında dönemin başkanı Hacı Döner de var. Özarı oyuncularından Hüseyin’e dönüp “Bugün gizli santrfor sensin” deyip oyun planını anlatmaya başlıyor. Hoca daha lafını bitirmeden Başkan Hacı Döner müdahalede bulunuyor. Başkan, Özarı’ya

        dönüp “Hocam biz Adanalıyız, bizim kimseden gizli saklımız olmaz, haberin olsun” deyince soyunma odası kahkahalara boğuluyor.

        Diğer Yazılar