Galatasaray-Fenerbahçe maçını kim yötetecek?
Derbi maçları geldiğinde ilk merak edilen hakemler olur. Son yıllarda genellikle Fenerbahçe ve Galatasaray'ın aralarında oynadığı maçları da ya Cüneyt Çakır, ya da Fırat Aydınus yönetmiştir.
16 Aralık 2012 tarihinde, yani ligin 16. haftasında Galatasaray-Fenerbahçe maçı var. Bu maç belki de ilk yarının liderini belirleyecek bir 90 dakika olacak. Ortalık son olaylardan dolayı toz duman. Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, ezeli rakiplerinin kollandığını söylüyor. Fenerbahçe'ye saha dışında olduğu gibi, saha içinde de cezalar kesildiğini ima ediyor. Fenerbahçe'nin eski yöneticileri bile (Murat Özaydınlı) her fırsatta Galatasaray'ı topa tutuyor. Maç Türk Telekom Arena'da oynanacak. Bu maçı yönetecek hakemin Allah yardımcısı olsun.
Gerçekten bende bu maçı kim yönetecek diye merak etmiyor değilim. Erzurum'da oynanan Süper Kupa Finali'nde Engin Baytar'ı oyundan atan Cüneyt Çakır, Galatasaray tarafından istenmeyen hakem ilan edildi. Eskişehirspor maçından sonra da Fenerbahçe ile hakem Fırat Aydınus arasında yaşananlarda ortada. FIFA kokartlı hakemimiz Fırat Aydınus'un yeniden bir Fenerbahçe maçına çıkması şimdilik imkansız.
Görüldüğü gibi artık ezeli rakiplerin 4 hafta sonra aralarında yapacakları maçta bu iki hakemimiz görev alamayacak.
MHK'nin gerçekten işi zor. Ligin en önemli maçına hakem bulmakta zorlanacaklar. Çünkü Fenerbahçe, son Beşiktaş-Galatasaray maçında, Sarı-Kırmızılı takım lehine verdiği penaltıdan dolayı Bülent Yıldırım'ı da istemeyecek. İşte bu yüzden, bu maça hakem bulmak çok zor. Maçı, FIFA kokartlı olmamasına rağmen Yunus Yıldırım yönetir gibime geliyor.
Gerek Cüneyt Çakır, gerekse Fırat Aydınus Avrupa'da en önemli maçlarda düdük çalıyorlar ama, Süper Ligde sahne alamıyorlar. İşin en acı tarafı da işte bu.
İşte o Beşiktaş
8 Ağustos 2012 de yine bu sütunlarda "Beşiktaş şaşırtacak" diye yazmıştım. O günlerde ve ligin başlamasıyla birlikte Beşiktaş'ın Süper Lig'de çok iddia sahibi olacağına inananlar da yok denecek kadar azdı. Buna Beşiktaş camiasının bir bölümü de dahildi. Lig başladı, 12 hafta geride kaldı, Beşiktaş bizim dediğimiz gibi şaşırtmaya(!) devam ediyor. Bundan sonra neler olur diyenlere de bir not düşelim. Ligde hiçbir takımının birbirinden çok farklı değil. Sezon başı neredeyse şampiyon ilan edilecek Galatasaray'ın durumu ortada. Beşiktaş ara transferde biraz takviye alır, derbilerde de kaybetmezse, zirveden aşağıya hiç düşmez. Düşmediği gibi de şampiyonluk adayları arasına çabuk katılır.
Kupa'da naklen yayın kargaşası
Yüzevler’den ayrıldıktan sonra Bedri Usta, Kadıköy’de kendi adına bir kebapçı açtı. Maşallah dükkan her akşam dolup taşıyor. E ne de olsa usta işte... Hem kebabını hem de sohbetini özlediğim için geçen akşam Çiftehavuzlar’daki dükkanına gittim.
Dükkan dev ekranlarla donatılmış. Müşteriler hem yemek yiyor, hem de maç seyrediyor. Ekranda Orduspor-Trabzonspor maçı var. Maç bitiminde Bedri Ustayla sohbete koyulduk. “Maç kalabalığı mı?”
dedim.
Anlatmaya başladı: “Müşteri memnuniyeti. Ben bu maçlar için Digitürk’e yılda 30 bin liranın üzerinde para ödüyorum. Geçenlerde aradılar, kupa maçları için de ücret talep ettiler, onun için de 1200 lira daha verdik” deyince sözünü kestim. “Usta” dedim, “Türkiye Kupası için neden para ödüyorsun? Bu maçların yayın hakkı Atv’de.”
“Hayır” dedi. “Yayın hakları Digitürk’te” imiş...
Gerçekten kafam karıştı. Konuyu araştırmaya çalıştım, işi çözemedim. Gerçekten Ziraat Türkiye Kupası maçlarının yayın hakkı kimde öğrenemedim.
Haftaya maçlar başlayacak işin aslı ortaya çıkacak. Çıkacak da aklıma şu soru takılıverdi:
Maçları Atv ya da A Haber’de yayınlanırsa, Digitürk’ün abonelerden aldığı paralar ne olacak?
Unutmadan Avrupa yakasında Galatasaraylı bildiğim Bedri usta, Kadıköy’e geçince galiba Fenerbahçeli olmuş. Neden mi?
Dükkanın duvarları Fenerbahçeli futbolcularla çektirdiği fotoğraflarla donatılmış. Anladım ki, Sarı-Lacivertli futbolcuların en çok uğradıkları mekan Bedri Usta...
ANILAR
Senin gibi düşünüyorum
2001/2002 futbol sezonu. Beşiktaş'ta işler iyi gitmiyor. Menajer Sinan Engin önemli bir maç öncesi teknik direktör Daum'la özel bir görüşme yapıyor, ve diyor ki: "Hocam takım çok kötü oynuyor. Bana göre oyuncu seçimlerin çok yanlış. Bu kağıda bir takım yaptım. Bu maça sahaya bu takımı çıkar, oyun planını da bu kadroya göre yap." Daum menajer Sinan Engin'i dinledikten sonra ona dönüp, "Ben de aynı senin gibi düşünüyorum. Ronald (Koch) benim aklımı karıştırıyor. Sen şimdi ona bir şey söyleme. Sen merak etme ben bu hafta, senin dediğin takımı sahaya çıkartacağım. Zaten ikimiz de aynı şeyleri düşünmüşüz" diyor. Sinan Engin, Alman hocaya cevap vermeden odadan çıkıyor. Sonuç mu? Beşiktaş o haftaki maçı farklı kazanıyor.