Alex döner mi?
Yazıyı kaleme aldığım sıralarda Aykut Kocaman'ın geriye dönüp dönmeyeceği daha belli değildi. Ne yalan söyleyeyim, bu konuyu çok da merak etmiyorum. Son dönemlerde Fenerbahçe'de öyle olaylar yaşandı ki bu istifayı bile normal karşıladım.
Aykut Kocaman'ı çok eskiden tanırım. Futbolculuk döneminde ne ise, teknik direktörlük döneminde de aynıydı. Çok fazla konuşmaz, çok fazla gülmez, tam bir profesyonel ve süper bir aile babasıdır.
Fenerbahçe'de top oynadığı dönemlerde çoğu zaman acımasızca eleştirilmişti. Bilhassa Tanju Çolak'ın transferinden sonra Oğuz Çetin'le iş birliği yaptıkları iddia edilmişti. Bunu zaman zaman Tanju Çolak da ima etmişti. Ancak işin aslı, asla öyle değildi. Oğuz Çetin'in de, Aykut Kocaman'ın da hiçbir zaman böyle ucuz hesaplar içine girmeyeceğini en iyi bilenlerdenimdir.
Aykut Kocaman ve Oğuz Çetin, dönemin başkanı Ali Şen tarafından gönderildikten sonra Sarı-Lacivertli taraftarlar bu zamansız ayrılığı hiçbir zaman içlerine sindiremedi.
Yıllar geçti, durum değişmedi. Çünkü Fenerbahçe taraftarı ve camiası kendilerine büyük hizmetler veren bu iki oyuncuya haksızlık yapıldığını düşünüyordu. Başkan Ali Şen'in olayı "profesyonel hayat" olarak yorumlaması bile kabul görmedi.
Bütün bunları niye yazdım. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi F.Bahçe camiası ve taraftarı şimdi de Alex'in gidişini bir türlü içine sindiremiyor. Aykut Kocaman'a tribünlerden yükselen "istifa" seslerinin gerisinde Alex'e olan özlem yatmaktadır.
F.Bahçe ve Kocaman'ın mutlu olması için Alex'in geri gelmesi gerekmektedir. Alex döner mi?
Sorunun cevabı belli, yani "hayır" dır. Öyleyse bu takım ve bu taraftar sizce kolay kolay mutluluğu yakalayabilir mi?
Adalı: Adamlık anlayışım böyle
Beşiktaş Yönetimi Quaresma'yı özel uçağıyla ülkesine gönderen ve onu yolcu etmeye giden, eski yönetici Serdal Adalı'ya büyük tepki göstermiş. Haklıdırlar, haksızdırlar bilemem.
Konuyla ilgili olarak yakından tanıdığım ve kendisine son derece güvendiğim Serdar Adalı'yı aradım. Halen TJK Başkanlığı görevini yürüten Adalı ile uzunca bir sohbet yaptık. Şimdi isterseniz Quresma'yı neden uğurladığını ve bu konuda neler düşündüğünü sizlere aktarayım:
"Benim insanlık ve adamlık anlayışım böyle. Bu konuda kimseyle polemiğe girmek istemem. Beni eleştirenlere soruyorum. Parasını ödediğin bir oyuncuyu neden oynatmadın? Quresma, zaman zaman hatalar yapmış olabilir. Ancak adamı oynatmak istediler de o mu oynamadı?
Benim adamlık anlayışım bu. Kimse beni bu konuda eleştiremez. 10 bin kişiyle karşıladığımız bir oyuncuyu 10 kişi ile uğurladık. Quresma öyle ya da böyle Beşiktaş’a hizmet etmiştir. Ben de getirdiğim bir oyuncuyu özel uçakla ülkesine göndererek üzerime düşeni yaptım. Kaldı ki, Quresma’yı 1,5 yıldır ilk defa gördüm. Bu süre içinde kendisiyle telefonda bile görüşmedim. Beşiktaş yönetimine kırgınlığım ve kızgınlığım yok. Yönetimin aldığı karara saygılıyım. Kimse bu işlerin gerisinde bir şeyler
aramasın. Tekrar ediyorum, benim adamlık anlayışım bunu gerektiriyordu.”
İşte Serdar Adalı’nın özetle söyledikleri bunlar.
Kim haklı, kim haksız onun kararını da siz verin.
Lokumcular ve şekerciler
Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Avrupa Kupaları'nda rakipleri belli olunca yine alıştığımız yorumlar yapılmaya başlandı: "Şeker gibi, lokum gibi." Ne yazık ki geçmişten hiç ama hiç ders çıkartamıyoruz. Sanırsınız ki Schalke ve BATE Borisov sıradan takımlar. Schalke Dış İlişkiler Direktörü Menze, "Kuradan inanılmaz memnunum" diyor. Acaba Menze kuradan neden memnun? Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra bir dönem BATE Borisov'un formasını giyen Mateja Kezman, eski takımını ciddi şekilde uyarıyor. İşte bir yandan dışarıdan gelen yorumlar, bir yandan da bizdeki yorumlar. Schalke ile takımlarımız 4 resmi maç yapmışlar, hiçbirini kazanamamışlar. Alman takımının daha önce karşılaştığı Fenerbahçe ve Trabzonspor'u da Avrupa Kupaları'nda saf dışı bıraktığını da hatırlatalım. Son 6 senedir hem Avrupa Ligi hem de Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden BATE Borisov da küçümsenecek bir takım değil.
Bu sezon Şampiyonlar Ligi Grup Maçları'nda Fransız Lille'yi deplasmanda, Bayern Münih'i kendi evinde 3-1 'lik skorlarla geçen birtakım nasıl "lokum" oluyor anlamış değilim. Fenerbahçe'nin ve Galatasaray'ın geçmişte küçümsedikleri birçok rakibe geçildiğini hatırlatarak son noktayı koyalım. Hiçbir maç oynanmadan, kazanılmıyor...
Formaların renkleri
Süper Lig'de artık gözümüzün alıştığı klasik formalar yavaş yavaş raflara kalkıyor. Formaların sadece modelleri değil, renkleri de değişmeye başladı. Artık televizyonda maç seyrederken, takımları hemen ayırt edemiyorsunuz. Örnekler çok. Beşiktaş, Siyah-Beyaz'ı terk etmiş olmuş kırmızı. Galatasaray turuncu, Fenerbahçe turkuaz. Kırmızı Şimşekler (Eskişehirspor) olmuş civciv sarısı. Sivasspor siyaha, Bursaspor maviye bürünmüş.
Bunun gibi çoğu takım alıştığımız renklerin dışında formalar giymeye başladı. Böyle giderse, formalarla birlikte tribün sloganları da değişecek, haberiniz olsun.