Kocaman feda
BAŞKAN ve yönetim baskısı sonucunda Fenerbahçe'de Aykut Kocaman istifasını geri alarak görevinin başına döndü.
Her zaman söyledim ve yazdım. Aykut Kocaman'ı en yakından tanıyan kişilerden biriyim. Onun teknik direktörlüğünü tartışabilirsiniz ama adamlığını asla. Soğuktur, espri anlayışı farklıdır, iyi bir eş iyi bir babadır. Aykut Kocaman için önce ailesi gelir.
Aykut Kocaman ailesinin daha fazla yıpranmaması ve eşinin üzülmemesi için görevinden istifa etmiştir. Elbette tek sebep bu değil. Fenerbahçe Teknik Direktörü, yakın çevresine (isimleri bende gizli) dert yanarak "Federasyon ve hakemler konusunda endişelerim var. İster istemez bu olaylardan etkileniyorum. Fırat Aydınus 'un Eskişehir'de Caner'e gösterdiği kart bardağı taşırdı. Maçtan sonra televizyon seyrettim, kendimi tanıyamadım" diyor.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın düşünceleri ise çok farklı. Hoca giderse, yerine kim gelecek? Fenerbahçe'ye teknik direktör bulmak çok zor. Geçmiş dönemlerde teknik direktörlük konusunda ya karavana atmışlar ya da başarılı olanları sudan sebeplerden göndermişler. Bu yüzden ne yapıp edip,
Kocaman'ı geri döndürmek lazım. Kaldı ki, Kocaman dönmezse bütün oklar başkan ve yönetime çevrilecek. Başkan Aziz Yıldırım bunları bizden daha iyi biliyor. Araya hatırlı kişiler de girip hoca ikna ediliyor.
Aykut Hoca duygusal insandır. Başkanın "geri dön" çağrılarına çok fazla direnç göstermemiştir.
Ailesinden ve medyadan gelecek baskılara rağmen. Kısacası bu işi "Kocaman bir feda" olarak yorumlayabiliriz.
Aykut Kocaman geri dönerek kendisini ateşe atarken, başkan ve yönetime yine büyük vefa göstermiştir.
Yazımın son paragrafını da Sarı-Lacivertli futbolculara ayırdım. Sözüm Samandıra'ya akın edenlere. "Hocam bizi bırakma, tek suçlu biziz. Sen yoksan biz de yokuz" diyen futbolcu zihniyetini anlamak
mümkün değil. Hele hele bu oyun profesyonelce oynanıyorsa.
Tribünlerin bundan sonra istifaya davet edecekleri ilk adres, bu zihniyeti taşıyan futbolcular olacaktır, Aykut Kocaman değil.
2013 korkutuyor
Çok lazımmış gibi başımıza bir de Meireles olayı çıktı. İşi olan olmayan konuşuyor, yazıyor, çiziyor. Ortalık toz duman. Ülke işi gücü bırakmış Portekizli'nin tükürüğü ile uğraşıyor. Önümüzde önce kupa maçları var. Demeç savaşları yapanlar, birbirlerine hakaret edenlerin çok yakında birbirleriyle maçları var. Bazıları 13 rakamını sevmez. 2013'e girdik. Ne yalan söyleyeyim, ben de endişeliyim. Futbolumuzu yönetenler ile kulüplerimizi yönetenlere bakınca "Allah hepimizi korusun" diyorum.
TSYD Semineri
Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin (TSYD) geleneksel olarak her yıl düzenlediği eğitim semineri 25-28 Aralık tarihleri arasında Antalya'da yapıldı. Seminere her yıl kulüp başkanları, teknik adamlar ve MHK Başkanı ve hakemlerle, meslektaşlarımız katılır. Bu yıl gördük ki, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor başkanları seminere davet edildikleri halde gelmediler. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ise seminere gelen tek büyük kulüp başkanıydı. Onu alkışlarken, diğer başkanlara da sormak lazım. Böylesine önemli bir seminer de bile bir araya gelemiyorsanız bizler gergin ortamları nasıl yumuşatacağız?
Şimdi merakla 8-11 Ocak tarihleri arasında yine Antalya'da yapılacak MHK'nın devre arası seminerini bekliyorum. Futbol Federasyonu 4 büyük kulüp başkanını bu seminere davet etti. Bakalım kimler katılacak?
Bekleyelim ve görelim...
Hoş geldin Ünal hoca
Trabzonspor'da Ünal Karaman geri döndü.
"Niye gitti, niye döndü" diye merak edenleri bilgilendireyim. Trabzonspor'da bu sezon başında değişiklik yapılacaktı. Şenol Güneş yerini Ünal Karaman'a bırakacak, kendisi de takımın CEO'su olacaktı. Bu değişiklik gerçekleşmeyince Ünal Karaman da görevi bıraktı. Şenol Güneş'in son açıklamalarına bakarsanız, bu değişikliğin sinyallerini görebilirsiniz. Büyük bir aksilik olmazsa önümüzdeki sezondan itibaren takımın teknik direktörü Ünal Karaman olacaktır.
Bu görevi en iyi şekilde yapacağına inanıyor ona şimdiden "Hoş geldin hocam" diyorum.
ANILAR
Hocayı nasıl uyuttular?
1970/71 futbol sezonu. Fenerbahçe futbol takımın başında Rumen Constantin Teasca var. Takım şampiyonluğa oynuyor. Ancak hoca kafayı Selim Soydan'a takmış ve onu hiç oynatmıyor. Selim Soydan bu işten çok rahatsız. Takımdaki en yakın arkadaşı Ercan Aktuna ile müthiş bir plan yapıyorlar.
Bir transfer görüşmesi için Teasca'dan randevu alıyorlar. Arap kıyafetine bürünüp, yanlarına da bir tercüman alıp, hocayla görüşmeye gidiyorlar. Görüşmede kendilerini Suudi Arabistan'dan gelen iki yönetici olarak tanıtıp, Selim Soydan'ı transfer etmek istediklerini söylüyorlar. Bu transfer için de açık çek vermeye hazır olduklarını belirtiyorlar. Rumen hoca oynatmadığı bir oyuncuya böyle bir teklif geldiğini duyunca çok şaşırıyor. Korkudan da transfere izin vermiyor.
Bu görüşmenin sonrasında neler mi oluyor?
Selim Soydan, Fenerbahçe'de banko oynamaya başlıyor.