Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        3 Temmuz 2011 'den bu yana Fenerbahçe'de dertler hiç bitmiyor. Başkan Aziz Yıldırım'ın tutukluluk süreci bittikten sonra derin bir "oh" çeken camia, Alex'in gönderilmesinden sonra adeta krize girdi.

        Aykut Kocaman'ın istifası, sonra geri alışı, tribünlerde çatlak seslerin çıkması, başkan Aziz Yıldırım'ın başta kadınlar olmak üzere taraftarı hedef alan açıklamaları gerilimi iyice arttırdı. Gerilim futbol takımının aldığı kötü sonuçlardan sonra azalacağına artış gösterdi.

        Ara transferde yıldız futbolcu sözü veren yönetimin Emre Belözoğlu, Reto Ziegler'i geri döndürüp, İBB'den VVebo'yu alması da beraberinde yeni tartışmalar ve polemikler yarattı.

        F.Bahçe'de yaşanan bu olumsuz tablolardan sonra muhalefetin de sesi çıkmaya başladı. Yönetimin kaderi futbol takımının bundan sonra alacağı neticelere bağlı. Bugün G.Saray'ın ardından gelecek bir lig ikinciliği F.Bahçe camiasını ne mutlu eder, ne de tatmin. Türkiye Kupa'sını almanın yanı sıra UEFA Avrupa Ligi'nde en azından bir yarı final oynamak belki teselli sebebi olur.

        Görünen o ki sezon sonunda ya Fenerbahçe futbol takımı şampiyon olur tur atar, ya da kulüp kongreye gider üyeler oy atar. Kongre olursa ne mi olur? Ufukta henüz bir başkan adayı gözükmediğine göre başkan Aziz Yıldırım ekibini yeniler, yoluna devam eder.

        İkincilik mi, kupa mı?

        Fenerbahçe 3 kulvarda yoluna devam ediyor. Sarı-Lacivertli takımı diğer büyüklerden farklı kılan durum şu anda bu. Fenerbahçe Yönetimi de kendilerine bir eleştiri geldi mi hemen 3 kulvardan söz

        ediyorlar. Bugün Avrupa Kupaları’nda oynamak bir farklılık yaratıyor. Ancak büyük paralar Şampiyonlar

        Ligi’nde var.

        Fenerbahçe sezon sonunda Türkiye Kupası’nı alıp ligde ilk ikiye giremezse ne olur? Hemen söyleyeyim bu kimseyi mutlu etmez. Çünkü bugün Şampiyonlar Ligi’ne gitmeniz için en azından ligi ikinci bitirmeniz gerekiyor. Kupayı alsanız da ligi üçüncü sırada bitirseniz de zaten Avrupa Ligi’ne gidiyorsunuz. Onun için 3 kulvar lafına pek takılmamak lazım. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ni hedefliyorsa ne yapıp edip, ligi ilk iki sıra içinde bitirmek zorunda.

        Ne dersiniz haksız mıyım?

        Karaman nereye koşuyor?

        Kim ne derse desin, Hikmet Karaman’ın Gaziantepspor’dan ayrılıp Bursaspor’a geçmesi hiç hoş olmadı. Taraflı tarafsız kiminle konuştuysam, Karaman’a hak veren yok gibiydi. Sezon başında takımıyla aldığı Beşiktaş ve Trabzonspor galibiyetlerinden sonra Hikmet hoca biraz havalandı. Futbolda günlük yaşayanların sonu hep hüsran olurdu. Nitekim bu havalanma sonucu Gaziantepspor bir anda kendini tehlikenin içinde buldu.

        Geçtiğimiz hafta içinde konuyla ilgili olarak başkan İbrahim Kızıl’ı aradım. Uzun uzadıya sohbet ettik. Bana anlattıkları “dehşet” vericiydi. Dertleşme ve sohbet olduğu için şimdilik onları sizlerle paylaşmıyorum. Ancak şu kadarını söyleyeyim ki, Hikmet hoca Gaziantep’ten ayrılmak için spor programlarına bile yorumcu olmaya çalışmış. Hem de RTÜK’ün mercek altına aldığı programlara. Bunları düşünen bir insanın görevi devre arasında bırakıp, kulübün önünü açması daha doğru olmaz

        mıydı? Neyse fırsat olursa bir gün onu da dinleriz. Sevdiğimiz bir insanın bu duruma gelmesi bizi üzüyor. Karaman’ın nereye koştuğunu merak edenler biraz daha beklemek zorunda...

        Avcı’yı kim yaktı?

        Milli Takımın aldığı kötü sonuçlar ve ortaya çıkan tablonun faturası teknik direktör Abdullah Avcı’ya çıktı. Göreve geldiğinde Abdullah Avcı’ya pek “hayır” diyen çıkmamıştı. Ancak ben bu başarılı teknik adamın göreve erken getirildiğini savunmuştum.

        Bazı teknik adamları göreve erken getirip erken harcıyoruz. İşte örnekler. Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin ve hatta Aykut Kocaman büyük deneyimler yaşamadan Fenerbahçe’nin başına geldiler. Ertuğrul Sağlam Beşiktaş’a, Bülent Korkmaz Galatasaray’a erken gelenler arasında.

        Abdullah Avcı için de durum aynı. Seyircili hiçbir takımı çalıştırmadan, stres yaşamadan Milli takımın başına gelmesi onu çabuk yordu ve yıprattı. Bu saatten sonra bulunduğu yerde çok kalır mı? Soruya “evet” demek biraz hayalcilik olacak.

        İBB’ye uyarı

        2011/2012 sezonunun devre arasında Antalyaspor golcüsü Necati Ateş’i Galatasaray’a vermişti. Ligin ilk yarısını orta sıralarda bitiren Antalyaspor, ligin ikinci yarısında tehlikeli bölgeye yaklaşacağını düşünmemişti bile.

        Sezonun ikinci yarısında çok kötü bir performans çizen Kırmızı-Beyazlı ekip, o sezon oynanan play-off maçları sayesinde son anda şans eseri kümede kalmıştı. Bunu hatırlatarak İstanbul Büyükşehir Belediye’yi ve Bülent Korkmaz’ı uyarayım dedim. Gökhan Süzen’i Beşiktaş’a,Webo’yu Fenerbahçe’ye veren Boz Baykuşlar, Vittek’in de sakatlanmasıyla çok zor durumda kaldılar. 3 puanlı sistemde her an

        her şey olabilir. Akhisar Belediye yenilgisi onların aklını başına getirirse ne ala, aksi takdirde bu işlerin şakası olmaz. Uyarması ve hatırlatması benden.

        Diğer Yazılar