Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MESLEK hayatımda birçok önemli organizasyon takip ettim. Şüphesiz bunların içinde beni en çok mutlu eden ve de en unutulmazı Galatasaray'ın kazandığı UEFA Kupası günüdür. 17 Mayıs 2000 tarihinde Galatasaray'ın İngiliz Arsenal ile yaptığı final maçını Kopenhag'taki Parken Stadı'nda izlemiş, şanslı bir medya mensubuyum.

        Şimdi biraz o günlere dönelim. Galatasaray grubundan çıktıktan sonra 3.turda karşısına İtalyan Bologna gelmişti. Bu tur zorda olsa geçildi. Ardından Alman Borussia Dortmund rakip oldu. Galatasaray elenir dendi, eledi. Sonra Mallorca geldi. Yine elenir, dediler, yine eledi. Bu defa karşısında bir İngiliz devi Leeds United vardı. Onu geçemez dediler, onu da geçti. Finale geldik. Rakip Arsenal'di. Çok ama çok zor, hatta imkansız dediler ama, o büyük kupa Galatasaray ile Türkiye'ye

        geldi.

        Galatasaray'ın zorlu mücadeleler verdiği bu yolda şimdi Fenerbahçe ısrarla yürüyor.

        Son dönemlerde Aykut Kocaman ile Avrupa'da başarı yakalayamayan Fenerbahçe için de önce gruptan çıkamaz dediler, çıktı. Sonra Bate Borisov ile eşleşti. Bayern Münih ve Lille gibi iki önemli rakibi yenmiş Belarus temsilcisi için de çok zor rakip dediler ama turu Fenerbahçe geçti. Ardından Viktoria Plzen geldi. Rakip bir önceki turda İtalyan Napoli'ye 5 gol atmış, sükseli bir ekipti. Bizim medya bile Plzen'i göklere çıkartıyordu.(Gerekli araştırmalar yapmadan)

        İlk maç oynandı. Gördük ki Fenerbahçe bu takımı rahat geçer. Ben rövanştan korkmuyorum. Benim gözüm çok yukarılarda.

        Geride kalan takımlara bakıyorum, ümidim daha da artıyor.

        Atletico Madrid, Liverpool, Napoli, Lyon, İnter gibi önemli takımlar dışarıda kalmış. Bu turdan sonra Fenerbahçe'nin ve camianın inancı, motivasyonu daha da artacak. Ben 'neden olmasın' diyorum.

        13 yıl önce büyük bir çoğunluk Galatasaray'ın 1 7 Mayıs 2000 tarihinde Kopenhag'ın Parken Stadı'na çıkacağını hayal bile edemiyordu. Şimdi yine aynı düşüncede olanlar var mutlaka. Ama ben diyorum ki, bu takımın biraz da şansı yanında olsun gerisi kolay. 1 7 Mayıs 2000'i Galatasaray ile Kopenhag Parken'de yaşamış olan ben, aynı sevinç ve gururu 15 Mayıs 2013'de Amsterdam Arena'da Fenerbahçe ile neden yaşamayayım?

        NOT: Bu yazıyı Schalke -Galatasaray maçından önce yazmıştım. Şimdi buna bir de rahatlıkla Londra 2013'ü ekleyebiliriz. (Şampiyonlar Ligi finali 25 Mayıs'ta Wembley'de oynanacak.)

        Yabancı hakem muhabbeti

        Gerek Milli Takım, gerekse kulüp takımlarımız bir Avrupa oyununa çıksın, hemen gündemin ilk maddesi maçı yönetecek hakemler olur. Hatta bu iş hastalık derecesine kadar gider. "Bu hakemle yüzümüz gülmedi", "Daha önce bizi yakmıştı", "Aman hakeme dikkat" gibi yorumları sıkça görür ve okursunuz. Fenerbahçe'nin Viktoria Plzen ile yaptığı maçın hakemi için de aynı yorumları gördük. İtalyan hakemin daha önce Galatasaray'ı yaktığı hemen gündeme geldi. Plzen -Fenerbahçe maçını izleyenler ise sahada mükemmel bir hakem gördüler. İtalyan Gianluca Rocchi 10 numara maç yönetti. Gelin isterseniz artık bu yabancı hakem muhabbetlerini bir kenara bırakalım. Yeter ki sen sahaya çık futbolunu oyna, gerisi hava cıva.

        Helal sana Hamzaoğlu

        Süper Lig'de iyi futbol oynayan takımı sayısı fazla değil. Maddi imkanları olan, arkalarında müthiş seyirci desteğini alan takımlar bile (Eskişehirspor, Bursaspor, Kayserispor) istenen düzeyde değiller. Ligde bir takım var ki, onuruyla gururuyla mücadele ediyor. Stadı yetersiz olduğu için maçlarını Manisa'da oynuyor. Saha seyirci avantajı olmamasına rağmen, sahaya sadece iyi futbol oynamak için çıkıyor. Bahsettiğim takım Akhisar Belediyespor. Bu takımı Süper Lige çıkartan ve görevine devam eden Hamza Hamzaoğlu, bana göre bu sezonun en başarılı teknik adamlarından biridir. Puan cetvelindeki yerleri beni hiç ilgilendirmiyor, küme düşseler bile, ben hem takımın oyuncularına hem de Hamza Hamzaoğlu'na "Helal olsun" diyorum. Var mı itirazı olan?

        Lig maçlarını kim yönetecek?

        Ligin sonu yaklaştıkça, tansiyon da artıyor. Aslında sezon başının en büyük şampiyon adayı Galatasaray'ın inanılmaz düşüşü, ortalığı da karıştırdı. Galatasaray'ın önemli transferlerine rağmen, ligde yaşadığı kayıplar sonrasında Fenerbahçe ve Beşiktaş da iddialı duruma geldiler. Ancak gel gör ki, bu takımlara hakem dayanmıyor. FİFA kokartlılar gitti, gençler tükenmek üzere. Geride koskoca bir 9 hafta var. Allah MHK'nın yardımcısı olsun. Bakalım hem üst sıralar, hem de alt sıraları ilgilendiren maçlara bundan sonra nasıl hakem atayacaklar?

        Diğer Yazılar