Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        22 Aralık 2012'de oynanan ve Fenerbahçe'nin kendi sahasında Karabükspor'a 3-1 kaybettiği maçtan sonra olaylar çıkmış ve teknik direktör Aykut Kocaman istifa etmişti.

        Aynı maç sonrası başkan Aziz Yıldırım, Futbol Şubesi'ne bakan kardeşi Ali Yıldırım'la büyük bir kavga yaşamıştı. Bu kavga sonunda da Ali Yıldırım iki ay süreyle yönetimden izin almıştı. Aziz Yıldırım ve Sarı-Lacivertli futbolcuların yoğun baskısı sonucunda da Aykut Kocaman, yeniden göreve "devam" demişti.

        F.Bahçe, 3 Ocak 2013 tarihinde 2. yarı hazırlıkları için Antalya'ya kampa gitti. Kampta gerek takım gerekse Aykut hoca tamamen yalnızları oynadı. Kamp devam ederken Kocaman takıma bir moral yemeği vermek istedi. Ancak ortada ilaç için bir tek yönetici yoktu. Ali Yıldırım ile birlikte takıma en büyük desteği veren bir diğer yönetici de İlhan Ekşioğlu idi. Ancak başkana kırgın olan Ekşioğlu, haklı olarak kendini geri plana çekmişti.

        Kocaman, takım vereceği yemek için, İstanbul'dan İlhan Ekşioğlu'nu aradı. Mesajı alan Ekşioğlu, İstanbul'dan verdiği talimatlarla, geceyi organize etti.

        Yemek mükemmel geçmişti. Takımın morali yerine gelmişti. 2. yarı için tüm takım iddialı konuşmalar yapıyordu. Teknik direktör ve takım ikinci yarıya hazırdı ama, takımın başında takımla ilgilenecek bir Allah'ın kulu yoktu! Aykut Kocaman adeta yalnızları oynuyordu.

        F.Bahçe Başkanı ister istemez Yargıtay sürecine takılıyordu. Yönetimde yer alanlar ise genelde tecrübesiz isimlerden oluşmuştu. Başkan listesini Metris'teyken yapmış, yönetime kendi avukatlarını, doktorunu almıştı.

        İlhan Ekşioğlu gibi maddi ve manevi her zaman başkanın yanından olan bir yönetici küstürülmüştü. Ali Yıldırım'ın da izne ayrılmasından sonra takımla ilgilenecek kimse kalmamıştı.

        Bu durumdan en çok Aykut Kocaman rahatsızlık duyuyordu. Tek başına her işe yetişemiyordu. Yönetimde yer alanlar ise sadece ve sadece basın toplantılarında kendilerini gösteriyorlardı.

        Yönetimde, başkana karşı çıkacak hiç kimse yoktu. Başkan Aziz Yıldırım ne derse yönetim "Evet" diyordu.

        Daha önce Fenerbahçe'nin maçlarına bile gelmemiş, Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yolunu bile bilmeyen yöneticiler, bu krizli dönemde görev başındaydılar.

        Her alanda yalnız kaldığını anlayan Aykut Kocaman, sezon sonunu zor getirdi. Aykut Kocaman şunu çok iyi biliyordu. Başarılar sahiplenilecek, başarısızlıkların adresi kendisi olacaktı. Görev başındayken, fazlaca konuşmadı. Konuşmayı pek sevmezdi. Merak edenlere bir not düşeyim, Kocaman'ın bundan sonra konuşacağını da pek beklemeyin... Şimdi Fenerbahçe'de Kocaman bir "Kaos" var. Bu kaos'tan çıkmak çok kolay değil. Hele hele bu taraftarı, bu camiayı ve de bu takımı çok iyi tanıyan yöneticiler ortada yokken.

        Bir sevgi istiyorum

        Yazımın başlığı bestesi ve güftesi Necdet Tokatlıoğlu'na ait bir şarkı. Bu şarkıdan yola çıkarak konuyu Fenerbahçe'ye getireceğim. Gerçekten de F.Bahçe'de son yıllardaki en büyük eksikliğin sevgi ve saygı olduğunu düşünüyorum. Geçen hafta içinden değerli büyüğüm, nurlar içinde yatsın Hulki İlgün ağabeyi toprağa verdik. Cenazede F.Bahçe'ye geçmiş dönemlerde büyük hizmetler yapmış eski yönetici Köksal Özbek'e rastladım. Geçtiğimiz aylarda yapılan bir Divan toplantısında Genel Sekreter Talat Yılmaz kendisine "şerefsiz"diye yakışıksız bir ifade kullanmış, sonunda da Özbek onu Haysiyet Divanı'na vermişti. Merak ettiğim konunun devamını Köksal Özbek'ten dinledim, aktarayım. "Yaşanan bu çirkin olay üzerine başkan Aziz Yıldırım beni kulübe çağırdı. Kararımdan vazgeçmemi istedi. Ben de bir şartla dedim. Sayın Talat Yılmaz benden özür dilerse, bu işi kapatırım. Benden bir özrü çok gördüler. Şimdi kendisini hem Haysiyet Divanı'na verdim hem de hakaret davası açtım." Görüyorsunuz değil mi? Köksal Özbek, başkan Aziz Yıldırım'ın yönetimlerinde yer almış, çok başarılı işlere imza atmış, beyefendi kişiliğiyle herkesin sevdiği, saydığı bir kongre üyesidir. Bu kulüpte, Köksal Özbek'e bir özrü çok görenler, hala sevgiden, saygıdan ve de Fenerbahçelilik'ten söz ediyorlarsa, varın gerisini siz hesap edin!

        Rıdvan-Oğuz-Aykut

        Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman. Bu üçlü Fenerbahçe'nin unutulmazları arasında yer alırlar. Futbolculuk dönemlerinde birçok başarıya imza atmış olan bu üçlü, daha sonra teknik adam olarak da görev aldılar.

        Fenerbahçe'de teknik adam olarak ilk göreve gelen Rıdvan Dilmen, bir Avrupa Kupası maçı sonrası (MTK) kısa sürede istifa etmek zorunda kalmıştı. İstifa sebeplerini şimdi burada yazmak çok doğru değil.

        Rıdvan Dilmen'den sonra bu göreve gelen Oğuz Çetin'in de göreve süresi çok uzun sürmemişti. Üçlüden en son göreve gelen, Aykut Kocaman oldu. Kocaman görevde diğer arkadaşlarına göre çok fazla kaldı. Mustafa Denizli'den sonra bir Türk teknik adam olarak şampiyonluk da yaşadı, yaşattı.

        Genelde başarılı olduğu düşünülen Aykut hoca da geçtiğimiz hafta içinde Fenerbahçe ile yollarını ayırdı.

        Fenerbahçeliler, Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman'ı çok severler. Bu üçlü futbol oynarken değil, teknik adamlık yaparken Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım idi.

        Üçü de görevi bırakmak zorunda kaldılar. Bugüne kadar da bu konuyla ilgili hiç konuşmadılar.

        Acaba diyorum, günün birinde bu konuyla ilgili bu üçlü mü konuşur, yoksa başkan mı?

        Ne dersiniz?

        Diğer Yazılar