Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SPOR Bakanı Suat Kılıç'ın açıklamalarından sonra yeni sezonda maçların geceden gündüze kaydırılması gündeme geldi.

        Maçların gündüz oynanması halinde tribün olayların biteceğini savunanlar kadar bu işe karşı çıkanlarda var.

        Kulüpler Birliği Vakfı gündüz maçlarına sıcak bakmıyor.

        Vakıf "Sıcak hava koşullarından dolayı ciddi endişelerimiz mevcut" derken, asıl konunun yayıncı kuruluşla yaşanacak problemler olduğunu düşünüyor.

        Yıllarca, bütün statların ışıklandırılması için çaba sarf ettik. Gece maçlarının cazibesini, ilgi çekiciliğini anlattık durduk. Işıklandırma işi için büyük paralar harcadık. Şimdi yeniden geriye dönüp, gündüz maçları istiyoruz. Elbette gündüz maçlarının da keyfi ayrı. Ama maçlar gündüz oynanırsa, olaylar çıkmaz diye düşünüyorsak, yanılırız. Bu işi kafaya koymuş kişilere gece-gündüz fark etmez. Geriye dönüp bir bakarsak, zaten çıkan olaylarını büyük bir çoğunluğunun gündüz meydana geldiği görürsünüz.

        Gündüz hangi şehirler ve hangi maçlarda olay çıktığını burada yazmayacağım. Arşivlere bakanlar bunları hemen görür. Gündüz maçları için en büyük sorun da ekonomik.

        Yayıncı kuruluş bu işe asla sıcak bakmaz. Bugün ihale yapın, maçların gündüz oynanacağı söyleyin, kulüpler şimdi aldıkları paranın ancak yarısını alırlar.

        İzlenme düşeceği gibi, reklam gelirleri inanılmaz azalır. Yayıncı kuruluşun, gece prime time de sattığı reklam parası gündüz yarıdan aşağıya düşer. Bu yükü de kimse kaldırıp, kulüplere bu paraları ödeyemez.

        Görüldüğü gibi, gündüz maçları şimdilik zor.

        Elbette işe sadece ekonomik olarak bakmamak lazım.

        "Matine mi, suare mi?" diyeceğimize şu 6222'yi bir uygulayabilsek, ortalık toz pembe olacak.

        Bilmem bana katılır mısınız?

        Bu transferleri kim yapıyor ?

        Beşiktaş'ın yeni başkanı ve teknik direktörü belli değil. Hatta takımın önümüzdeki sezon maçların nerede oynayacağı bile meçhul.

        Fenerbahçe'de ise yönetim var ama, teknik direktör yok. (Yazıyı yazarken hala belli değildi)

        Ama gel gör ki, iki takım da transfer çalışmalarını bütün hızıyla sürdürüyor. Hele Fenerbahçe çok önemli oyunculara imza bile attırdı. Önce Alper Potuk ardından da Bruno Alvez Fenerbahçeli oldu.

        Görünen ve bilinen o ki, Fenerbahçe bu oyuncuları giden teknik direktörü Aykut Kocaman'ın raporu doğrultusunda yapıyor. Bu doğru mu tartışılır.

        Fenerbahçe'nin yeni gelen teknik direktörü bu oyunculara itiraz eder mi? Sanmam. Ancak kendi almadığı oyuncuları ilerleyen haftalarda kulübede oturtursa buna kim itiraz edecek?

        Beşiktaş yönetimi ise görüşmeler yapıyor ama, imza işini bekletiyor.

        Gördüğünüz gibi değişen bir şey yok. Yönetim belli değil, hoca belli değil, transfer gırla.

        Bu işi biz çözemediğimize göre, bizim yöneticilerin bir bildikleri var herhalde.

        Bekleyelim ve filmin sonunu görelim.

        Bir ağabey şart

        Geçtiğimiz ay içinde Fenerbahçe'nin genç yıldızı Salih Uçan bir gece kulübünde mahsur kalmıştı. Kapıda bekleyen magazincilere yakalanmak istemeyen genç oyuncu sabaha kadar içeride beklemişti. Halbuki gizli saklı bir iş yapmıyordu. Kapıdan göğsünü gere gere çıkmalıydı. Ama ona bunları Fenerbahçe'de anlatacak, yol gösterecek bir ağabey olmalıydı.

        Önce aldığı arabayı pembeye çeviren, daha sonra saçına değişik şekiller veren Caner Erkin de nedendir bilinmez kendini antipatik yapmaya çalışıyor. Genç oyuncu saha içinde de saha dışında da sevimli olamıyor. Önceki gün gazetelerde resmini gördüm. Bu defa saçını yeşile boyatmış. Bir insan saçını neden yeşile boyatır, anlamak zor. Elbette kendi seçimi, biz ona karışamayız.

        Ancak yeni sezon öncesi benim Fenerbahçe yönetimine bir tavsiyem var.

        Sarı-lacivertli futbolculara, yol gösterecek, fikir verecek, yardım edecek bir ağabeye acil ihtiyaç duyuluyor.

        Benden söylemesi.

        Milli takım nereye?

        Kongreler, transferler derken Milli Takım meselesi yine kaynadı gitti.

        Resmi maçlar bir yana özel maçlarda bile hayal kırıklığı yaratan bu takımın sonu ne olacak kimse merak etmiyor.

        Abdullah Avcı göreve geldikten sonra FIFA sıralamasında 28. sırada bulunan Türkiye kısa zaman sonunda 54. sıraya kadar indi.

        Milli Takımın son yaptığı hazırlık maçları gazetelerin spor sayfalarında tek sütun, televizyonların spor bültenlerinde geride yer alıyorsa, ortada ciddi bir tehlike var demektir.

        Bu takım hepimizin takımı. Bu takımın erimesine, prestij kaybetmesine kimse göz yumamaz.

        Futbol Federasyonu, bana göre ilk iş olarak, maçlar yok diye beklememeli ve Milli Takım'a el atmalıdır.

        Bize yeni bir hoca, yeni bir heyecan gerekiyor.

        Bilmem anlatabildim mi?

        Diğer Yazılar