Fenerbahçe'de başkanlık muhabbetleri (2)
Fenerbahçe camiası, bir yandan UEFA ile yatıp UEFA ile kalkarken, bir yandan da kulüp içindeki çekişmeler ve kavgalar yüzünden şüphesiz bunalmış durumda.
Başkan Aziz Yıldırım'ın yaptığı son basın toplantısından sonra geçen hafta bu köşede, başkanlık muhabbetlerini yazmıştım.
Konuyla ilgili, geçtiğimiz günlerde yine önemli Fenerbahçeliler ile birlikte oldum. Onun için bu muhabbete bu hafta da devam edeceğim.
Öncelikle, adı başkanlık için geçen Yüksel Çağlar ile ilgili bir bilgi vereyim. Çağlar'ın kesinlikte böyle bir düşüncesi olmadığını bizzat kendisinden öğrendim. Yüksel Çağlar, "Şartlar ne olursa olsun, sonuna kadar Aziz Yıldırım'ın destekçisiyim. Bu destekte bulunmayanlar ise Fenerbahçe'yi sevmiyordur. Ben reklamı sevmem. Fenerbahçe'yi severim" diyor.
Fenerbahçe eski başkan vekili Nihat Özdemir de konuştuğum bir diğer isim.
Bakın o, özetle neler anlatıyor:
"Ben, Fenerbahçe defterini kapadım. Yanlış anlaşılmasın sözlerim başkanlık için geçerli. Aksi takdirde Fenerbahçe ve başkanımız Aziz Yıldırım için ne destek gerekirse veririm. Kaldı ki şu anda kongreyle ilgili bir çalışma kesinlikle yok. Kulübümüz kritik bir süreçten geçiyor. Mahkeme kararları belli olana kadar sabırla bekleyeceğiz. İnşallah UEFA'dan da hayırlı haberler gelir. Bu arada bu sıkıntılı günlerde, ortaya çıkan ve geçmişte, yönetim de olsun olmasın bu kulübe çivi bile çakmamışların, bugün söz söylemeye hakları yoktur."
Özdemir'e bu isimleri sordum cevaben "onlar kendilerini çok iyi bilirler" dedi.
Hafta içinde gittiğim bir mekanda ise Fenerbahçe eski Asbaşkanı ve şimdi A.Ş.'de bağımsız yönetici Vefa Küçük ile karşılaştım.
Uzun zamandır kendisini görmüyordum. Oturup yaklaşık bir saat sohbet ettik.
Futbol A.Ş.'de yönetici olduğu için onunla paylaştıklarımı burada sizlere aktaramam. Ancak bu göreve gelişi çok ilginç. Yıllar önce Aziz Yıldırım'a karşı kongreye girmiş ve tek oyla başkanlığı kaybetmiş olan Küçük ise bakın bu konuda ne diyor:
"1998 kongresini kaybettikten sonra geriye çekildim. Aziz Başkanın başına gelen talihsiz olay ve Metris'e gidişi beni son derece üzdü. Başkanı üç defa ziyarete gittim. Avukat olduğum için de görüşmelerimi yüz yüze yaptık.
Bir gün Sayın Abdullah Kiğılı beni aradı. Başkan Aziz Yıldırım'ın beni A.Ş.'nin yönetimde görmek istediğini iletti, düşünmeden teklifi kabul ettim. Etrafında kendisine bu kadar yakın insan varken, beni tercih etmesi beni fazlasıyla duygulandırdı ve de onore etti."
Futbol A.Ş'nin bağımsız üyesi Vefa Küçük de F.Bahçe'de yakın tarihte bir olağanüstü kongre ihtimali olmadığının altını çizdi.
Ancak bütün bu gelişmelere rağmen başkana yakın çevreler, Aziz Yıldırım'ın kesinlikle bir güven tazelemesi gerektiğini söylüyorlar.
Başkan Aziz Yıldırım ise kararsız.
Olağanüstü bir kongre Fenerbahçe ve başkanına artılar mı sağlar, yoksa eksiler mi?
İşte bütün mesele bu.
Alex kurbanları mı?
Semih Şentürk, Fenerbahçe alt yapısından yetişmiş ve takıma uzun yıllar hizmet etmiş bir oyuncu.
Sezer Öztürk ise uzun yıllar Sarı-Lacivertli formaya hizmet edeceği düşünülerek, büyük paralar ödenerek alınmış bir futbolcu.
Son gelinen noktayı ise hepimiz biliyoruz.
3 milyon Euro'ya Eskişehirspor'dan alınan Sezer Öztürk, 1,5 milyon Euro'ya ezeli rakip Beşiktaş'a verildi.
Semih Şentürk'e de kısaca "güle güle" dendi.
Bu iki oyuncuda Alex hayranı idi. Semih her fırsatta kaptanını över, onunla oynamaktan büyük keyif aldığını ve çok başarılı olduğunu söylerdi.
Sezer Öztürk de kaptanını o kadar çok sevmişti ki, attığı gollerden sonra bile tribünleri Alex vari selamlardı.
Bu iki oyuncunun Fenerbahçe ile yollarının ayrılmasını, yeni Alex kurbanları şeklinde yorumlayanlar var. Doğrumu Samet?
Rüştü'den Tolga'ya
Futbol Federasyonu’nun yabancı kararındaki ısrarından sonra büyük kulüpler yerli kaleci ile oynamak istiyorlar.
Beşiktaş da yeni sezonda kalesini yerli bir kaleciye teslim edecek. Siyah-Beyazlı ekibin hedefinde de Trabzonspor’un milli kalecisi Tolga Zengin var. (Yazıyı yazdığımda imzalar atılmamıştı.)
Tolga Zengin’in Beşiktaş’a maliyeti 4 milyon Euro’yu (10 milyon lira) bulacak. Tolga 29 yaşında. Yani Beşiktaş onun için bir yerde son durak. Yanlış anlaşılmasın, Tolga’nın kaleciliğini tartışmıyorum. Ama bu transfer gündeme gelince, benimde aklıma Rüştü Reçber geldi. Siz 500 bin Euro’ya oynatacağınız
tecrübeli kaleciyi bırakın, sonra gidin 4 milyon Euro’ya kaleci alın.
Bu nasıl FEDA?
Anlayan varsa, bana da anlatsın.
Futbolun yabancıları
Son ayların UEFA muhabbetine şimdi bir de yenisi, yabancı futbolcu konusu ilave oldu. Nereye gitsem, futbol gündemi hep aynı. Futbol Federasyonu’nun aldığı karara tepki çok. Peki sevgili yöneticilerin bu işte hiç mi suçu, hiç mi ihmali yok? Sevgili İlhan Cavcav karar sonrasında çıkıp, TFF’yi topa tutuyor. Sayın Cavcav’a sormak lazım. “Bu karar bir günde mi alındı. Daha önceleri nerelerdeydiniz?” Bakın
yanlış anlaşılmasın. Karar doğrudur, yanlıştır onu tartışmıyorum. Ben yöneticilerin durumunu tartışıyorum. F.Bahçe yönetimi gibi işi ciddiye alsalar, bu karar değişebilirdi. Aslında bu olay, aramızda futbola ne kadar yabancı yönetici olduğunu bir defa daha gösterdi. Bilmem anlatabildim mi?