Son Dakika

O kaşar, bu beyaz, bu teleme mi?

07.06.2018 - 03:12 | Güncelleme:

 

İKTİDARIN medyayayönelik tavrından, medyaya yönelik baskısından şikâyet etmekle yıllarını geçiren bir partinin cumhurbaşkanı adayından “Kaşar gazeteciler” lafını duymak hoşuma gitmedi.

Kendimi “kaşarlardan” saydığım için değil, alınganlık yaptığımı falan düşünmeyin.

Meslekte 35 yılı geride bıraktım ama kendimi kaşar görmem.

Hâlâ taze kaşar kıvamındayım en fazla.

Beni üzen, en fazla “özgürlük ve adalet” vaadiyle beğeni toplayan bir cumhurbaşkanı adayının, daha dereyi görmeden meslektaşlarımızı “sınıflandırmaya” başlaması.

Böyle bir yaklaşım, çok kısa sürede bugünkü düzenden farksız, hatta beter bir ortam yaratır.

O “kaşar”, bu “taze kaşar”, diğeri “tulum”, bu “beyaz peynir”, şu “Van peyniri”, öbürü “köy peyniri” diyerek medyaya yeniden “iktidara” göre bir sınıflandırma, bir düzenleme getirme isteğinin işareti olarak görürüm ben bu sözleri.

Oysa “özgürlük ve adalet” vaat eden bir adayın medyayla ilgili söyleyeceği şey şu olmalıydı:

“Ben cumhurbaşkanı olursam, tüm gazetecilerimizi iktidar yalakası olma yükünden kurtaracağım. Namuslu ve özgür gazeteciler olarak kalabilmelerini sağlayacağım. Bana yalakalık yapana değil, dürüst olana konuşacağım, namuslu olana yakın duracağım.”

Ne dersiniz Sayın İnce, vaatlerinizle tutarlı olan bu olmaz mıydı?

Haksız mıyım!

***********

DEĞERLER EROZYONU (2) 

DÜN Türkiye’deki önemli markaların bir yıl içinde uğradığı “marka değeri” erozyonunu yazdım.

Bunun Türk ekonomisinin toplam marka değerinde de bir erozyona sebep olduğunu söyleyerek.

Bazı markalardan “itirazlar” geldi.

“Bu tabloyu hazırlayan kuruluş çok da önemli değildir. O sıralamaların nasıl yapıldığını biz biliyoruz” diyenler oldu.

Ben bilmiyorum.

Ama bunu diyenler daha önce o listelerde “tepelerde” olduğu için benden daha iyi biliyor olabilirler. Bilemem.

Yine de itirazlarını ciddiye alıyorum.

Sonuçta marka değeri her ne kadar bazı verilere bağlı olsa da “sübjektif” bir değerlendirme olarak görülebilir.

O yüzden de bugün Türkiye’de “Değerler Erozyonu 2” başlıklı bir yazı kaleme alayım dedim.

Bu sefer her şey reel, sübjektif hiçbir şey yok.

Bakın Türkiye’de çok önemli markalarımızın şirket değerleri nasıl tepetakla olmuş.

Baktığınız zaman bu şirketlerin ne üretimlerinde, ne satışlarında, ne duran varlıklarında bu düşüşü haklı gösterecek bir değişim, geriye gidiş söz konusu değil.

Ancak bu sanayi ve ticaret devleri TL bazında bir miktar değer kazanmış görünseler de, dolar bazında ciddi bir “değer erozyonu”na uğramışlar.

Baz aldığım bu dev şirketlerimizin 2015’ten bu yana, yani 3 yıl içinde uğradıkları ortalama “değer erozyonu” yüzde 47. Bunlar gizli bilgiler falan da değil, borsa değerlerine baktığınız zaman ortaya çıkan sayılar.

Mesela, Turkcell’in piyasa değeri 2015 yılında 14.2 milyar dolarken şu anda 5.6 milyar dolara gerilemiş.

Türk Telekom aynı dönemde yüzde 66’lık değer kaybıyla 11.7 milyar dolardan 4 milyar dolara düşmüş.

Sanayi devi Arçelik yüzde 43 değer kaybıyla 4 milyar dolardan 2.3 milyar dolara gerilemiş.

Sakın yanlış anlamayın, bunlar taş gibi, sapasağlam, çoğu iyi yönetilen şirketler.

Bu değer düşüşü şirketlerin kusurundan değil.

Sadece genel bir erozyon var.

Ekonomimizde asıl mesele işte bu “erozyonla mücadele” meselesi.

***********

YERLİ OTOMOBİL NE ZAMAN ÇIKAR 

YERLİ otomobili yapacak olan babayiğitler şirketin başına bir CEO atadılar ya, öyle bir beklenti var ki, sanki “yerli otomobil” ya da “otomobillerimiz” birkaç ay sonra piyasada olacak.

İşin komiği, medyamız da sağ olsun bunu pompalayıp duruyor, bu beklentiyi yaratıyor.

Oysa ortada böyle bir şey yok.

Daha önce de değindim, bir kez daha açıkça anlatayım; yerli otomobil dediğin şey en az 3, normalde 5-6 yıllık bir hedef olabilir.

Nasıl ki, baba istediği kadar güçlü, anne istediği kadar sağlıklı olsun çocuk normalde 9 ayda doğuyorsa, yerli otomobil için de ciddi bir zaman gerekli.

Hele hele söz konusu araç iddia edildiği gibi yüzde 100 yerli tasarım, yerli üretim ve yerli parçalardan oluşacak ise çok ciddi bir zaman gerekli.

100 yıldır otomobil üreten, bu konuda sonsuz deneyim, sonsuz bilgi ve sonsuza yakın üretim kapasitesine sahip olan otomotiv devleri bile yeni bir modeli ortalama 7 yılda üretime hazır hale getirebiliyorlar.

Eğer tüm onayları alınmış hazır bir gövde kullanmayacaksak, eğer tüm onayları alınmış, tüm testleri geçmiş hazır bir motor kullanmayacaksak sadece otomobili üretecek binlerce parçanın belirlenmesi, teknik detayları ve çizimleri ve bunların onaylanma (mesela TÜV) süresi aylar, yıllar demek.

Aynı anda fabrikanın yapılması, üretilecek otomobile göre üretim bandının dizaynı ve imalatı da oldukça ciddi ve zaman alacak bir iş.

Elbette kestirme yollar yok değil.

Daha önce başka bir üretici tarafından dizayn edilmiş ve onaylanmış bir şasi, bir motor ve diğer parçalar toparlanarak daha kısa sürede bir otomobil yapılabilir.

Zaten dünyanın en büyük üreticileri bile artık her şeyi kendileri yapmıyor.

Mesela, en büyüklerden Mercedes bile küçük motorlarını Renault’dan alıyor, Renault pek çok komponentini Nissan’a yaptırıyor, böyle yüzlerce işbirliği örneği var.

Ama buna rağmen yine de dizayna başlamak ile üretim bandından ilk otomobil çıkması arasında ciddi bir zaman, yıllar süren bir dönem var.

İşin olumlu yanı ise Türkiye’de elektrikli otomobilin tamamını üretecek bir altyapı, yan sanayiyle birlikte hemen hemen hazır.

Ama yine de unutmamız gereken atasözlerimiz var.

“Acele işe şeytan karışır” mı desem, “Acele giden ecele gider” mi!

Yani bu şeyler aceleye gelmez.

Sağlam ve emin gitmek gerekir.

***********

YAZIK DEĞİL Mİ? 

GEÇ gelen adalet, adalet değil haksızlık olur.

UBER meselesinde olduğu gibi.

Vergi kaçakçısı UBER’e bu haliyle karşı olduğum açık.

Suçu UBER’e değil, düzenleme yapmaktan aciz devlete bulduğumu da hep yazdım.

“Kardeşim bir ihale yapın, kent içi taksi taşımacılığı için lisans verin. İster UBER alır, ister guber” dedim hep.

“Ne vergi kaçar, ne kontrol elden gider” diye yazdım kırk kez.

Ama yapılmadı, yapılmadı, yapılmadı.

Tam seçim öncesi taksiciler kızmasın diye bir anda UBER yasaklandı.

Kamu kuruluşu THY’nin promosyon diye verdiği UBER’le aniden mücadele kararı çıktı.

Peki sonuç ne?

Bu işe şirketleşerek giren, yüzlerce araçla UBER’e hizmet verenler beter olsun, onları savunacak halim yok ama yine arada gariban yandı.

Kimi garip gureba, devletin bu işe yol verdiğini görüp üç beş kuruş birikiminin üzerine kredi alarak 150-200 bin TL’yi denkleştirip UBER sistemine girmişti.

Şimdi bunlar zor durumda.

Yazık değil mi bu insanlara.

Sizin geç kalan kararınız yüzünden bu insanların hayatı kararmadı mı?

Oysa düzeni baştan kursaydınız, bunca insanın ahını almayacaktınız!

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bir süre sonra aç kalacağımızı karnımız tokken bildiğimiz zaman.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 15:47
    Fatih bey, 4 haziranda Nagihan Alçı köşesinde cumhurbaşkanının diplomasını yayınladı. Diploma veriliş tarihi 1981 şubat. O tarihte okulumuzun adı İstanbul iktisadi ve ticari ilimler akademisi kısaca İİTİA, Marmara üniversitesi olması iki sene sonra gerçekleşecek. Ayrıca dekan ve rektörün isimleri var ancak imzaları yok. Nagehan hanıma ulaşma şansımız yok,siz yardımcı olursanız sevinirim.Saygılarımla Altuğ Başar
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 15:45
    Özgürlüğün güneşi elbet doğacak .
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 15:33
    Hak verilmez, alınır. 21. yüzyılda köhne fikirleriyle bizi yönetebileceklerini sananlar fena hade yanılırlar.
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 14:18
    Düşünce özgürlüğü engellenemez !
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 14:11
    Fatih ağabey sizin gibi insanlara ömür transferi mümkün olsa keşke, birazını size birazını da Celal Şengör’e verebilsem keşke:grimacing:
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 12:26
    güzel renk veriyor bu adam
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 11:08
    Fatih Altaylı mükemmel olmayan mükemmel bir insansın seni seviyoruz uzun sağlıklı yaşa
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 10:55
    Habertürk dışında merkez basın yok Habertürk onca baskıya rağmen iyi dayanıyor
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 15:12
    :))
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 10:46
    Medyayı bu duruma getirenler utansın !
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 10:37
    Basın özgürlüğünün takipçisiyiz.
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 09:50
    Ekonomide erozyonun olduğu doğru fakat objektif değil, UBER ile ilgili duruşun hiçte doğru değil, çünkü neyi savunduğun anlaşılmıyor.
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 09:38
    uberle ilgili son derece haklısınız biz uber kullanmaktan yanayız fakat bu şekilde değil eşit şekilde olmaları gerekir sarı taksilerle ki haksızlık olmasın
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 09:37
    2015 dolar kuru ike 2018 dolar kurları ile çarpıp TL dwğer hesaplasnz daga doğru olur
  • Misafir 07 Haziran 2018 Perşembe 09:34
    Muharrem İnce’nın partısı sınıf partısı zaten. Kendi musterısıne hıtap edıyor. Bızlık degıl kendısı.
Kalan karakter : 2000