Son Dakika

Disipline sorumlusunu verin

11.11.2018 - 14:51 | Güncelleme:

 

CHP’de yine kriz var.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun baş tacı ettiği, Ahmet Davutoğlu tarafından alnından öpülme “Şerefine nail olmuş” eski Musul Konsolosu Öztürk Yılmaz, Habertürk’te katıldığı bir yayında “Ezan Türkçe okunmalıdır” deyince en sert tepkiyi kendi partisinden gördü.

AK Parti “Cehape zihniyeti değişmemiş” diyerek durumun keyfini çıkarırken, CHP “Bizim böyle bir arzumuz yok, ezan Arapça okunmalıdır” diye peş peşe açıklamalar yaptı ve Öztürk’ü de disiplin kuruluna sevk etti.

Ancak burada çok önemli bir yanlış, bir haksızlık var.

Eğer CHP’de birisi Öztürk Yılmaz’ın bu sözleri nedeniyle disiplin kuruluna sev edilecekse bu kişi Öztürk Yılmaz değil, Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

Öztürk Yılmaz’ı Davutoğlu’ndan devralarak CHP’de giderek daha etkin konumlara taşıyan kişi bizzat genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

Emekli Büyükelçiler Faruk Loğoğlu ve Osman Korutürk gibi sonuna kadar saygın, sapına kadar dış politika uzmanı olan iki ismi Meclis dışına atan, iddialara göre Namık Tan gibi bir önemli diplomata partinin kapılarını kapatan Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’nin dış politikasını Öztürk Yılmaz’a emanet eden kişidir.

Bu yüzden de Öztürk Yılmaz o sözlerin sahibi olabilir.

Ancak o sözlerin asıl sorumlusu Kemal Kılıçdaroğlu’dur. 

***

MEDYA VE PR FAALİYETLERİ

Demirören Medya Grubu’nun başındaki Sevgili Mehmet Soysal’la tanışıklığımız çok uzun yıllara dayanır.

Soysal’ın Türkiye Gazetesi’nde genç bir gazeteci olduğu yıllara.

Neşeli, rahat, birlikte çıktığımız seyahatlerde iyi ve eğlenceli bir seyahat arkadaşı olarak tanırım kendisini.

Mehmet Soysal, Demirören Ailesi Milliyet’i aldığından bu yana grubun en tepe yöneticisi.

Şimdi Hürriyet’inden Kanal D’sine büyüyen medya grubunu da o yönetiyor.

Ve ilginçtir, köşesini daha etkili bir gazete olarak bilinen Hürriyet’e taşımadı, hala Milliyet’te yazıyor.

Soysal son yazısında “Medya ile reklamverenler arasındaki” PR ilişkisine değinmiş.

Son derece yerinde bir yazı.

Medya ile reklamveren şirketler arasında elbette iş ortaklığından kaynaklanan yakın ilişkiler oluşuyor.

Ancak son yıllarda bu ilişkinin ölçüsünün kaçtığını, ilişkinin kurumsal olmaktan uzaklaşarak, neredeyse bazı gazetecilerin reklamverenlerin ve kimi PR ajanslarının temsilcisi haline geldiğini görüyoruz.

Şirket gezilerine katılmaktan neredeyse gazetenin yolunu unutan, kendileri PR ajansına dönüşen gazeteciler görüyoruz. Öyle az sayıda falan da değil.

Demeç gazeteciliğinin de önüne geçmiş bir “Tanıtım gazeteciliği” dönemi yaşanıyor.

Elbette içinde haber var ise geziye katılınır.

Ama bir şartla.

Gereken sorular var ise onlar da sorulur.

Ancak siyasetçilere soru sorma alışkanlığını kaybeden gazeteciler artık iş dünyasına da soru sormuyor, onların tanıtım aracı olmaktan öte bir işlev sergilemiyorlar.

Hepsinden beteri, kimi gazeteciler ile kimi reklamverenler arasında “Tamamen duygusal” ilişkiler başladığı konuşuluyor etrafta.

Ben kendi adıma Sabah Gazetesinin genel yayın yönetmeni olduğum dönemde bu tarz “Beleş” gezilere katılımı yasaklamış, bu tür davetlere ancak gezinin içeriğiin haber değeri taşıması ve muhabir veya yazarımın masraflarının gazetem tarafından ödenmesi koşuluyla izin vermiştim.

Ne yazık ki, Habertürk’te medyayı saran bu duruma karşı duramadık ama yine de bazı kriterler getirdik.

Bu yüzden de Mehmet Soysal’ın bu durumu eleştiren yazısını çok önemli buldum.

Bu yazı Demirören Grubu'nun kendi bünyelerini de saran bu hastalığa ve medya üzerine düşürdüğü bu gölgeye karşı bir önlem almak istediğini düşündürdü bana.

Tabii nereden başlayacağını çok merak ediyorum.

Tepeden mi, yoksa aşağıdan mı! 

***

KÜFRE ZİYARET

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmiş.

Kadir Mısıroğlu’nu şahsen tanımam.

Akli veya nakli bilimleri konuştuğumuz Teke Tek Özel programlarından birinde bazı izleyiciler “Bu konuları Kadir Mısıroğlu ile de konuşun, programa davet edin” dediği zaman kendisi ile ilgili fikrimi şöyle beyan etmiştim:

“Ben bu isimde bir bilim insanı tanımıyorum. Bilim insanı olmayanları da buraya davet etmiyorum”
Epey bir küfür yediğimi tahmin edersiniz.

Gerçekten de Mısıroğlu’nu bir bilim insanı olarak tanımadım.

Benim için o, bu ülkenin kurucusuna, Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarına hakaret hatta küfür ederek ilgi çeken biri olmaktan öte değildi Mısıroğlu.

Türkiye’yi kuranlar veya kuruluşu elbette eleştiriden müstesna değildir ama küfürden müstesnadır.

Hele hele 'bu ülke kurtulmasaydı daha iyiydi' diyecek kadar gözü dönmüş olanlara kulak bile kabartılmaz.

Üstelik Mısıroğlu’nun küfürlerinden Diyanet İşleri ve eski Diyanet İşleri Başkanları da payını sık sık almış, onun hakaret dolu sözlerine mazhar olmuşlardır.

Ki bunlar arasında AK Parti’nin kurucusu olmuş Diyanet İşleri Başkanları bile vardır.

Ali Erbaş bu ülkede toplumun önemli bir bölümünün saygısını kazanmış insanlara, bu toplumun ortak değerlerine küfreden böyle bir adamı bir üst düzey bürokrat olarak ziyaret etmiştir.

Bir gün kendisini görürsem kendi kurumu dahil ortak ya da geniş paydaya sahip değerlerimize küfreden birini ziyaret ederken ne düşündüğünü ve ne hissettiğini sormak isterim. 

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Temizliğe evimizden başladığımız zaman.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 12 Kasım 2018 Pazartesi 14:04
    Harikasınız..! İnsan ekmek yediği yere ve memuru olduğu devletin kurucusuna hakaret edenle ne işi olabili ki Şerefli biri ise istifa etmeli
  • Misafir 12 Kasım 2018 Pazartesi 12:40
    sayın altaylı. sizin evvelden benim de küfür dediğimiz şeyleri şimdi murat bardakçı hocamız daha münasip bir dille ifade ediyor köşelerine konu yapıyor. Bence biraz ön yargılı düşünüyorsunuz.
  • Misafir 12 Kasım 2018 Pazartesi 12:11
    Bilim İnsanının kriterleri nelerdir acaba ?!
  • Misafir 12 Kasım 2018 Pazartesi 10:33
    Değerli Fatih abim ; bilinmelidir ki, ezanı anlamıyorum Türkçe olsun diyen zihniyetle, İstiklal marşını anlamıyorum değiştirelim diyen zihniyet arasında hiç bir fark yoktur..
  • uredit 12 Kasım 2018 Pazartesi 10:05
    2. Ev işlerini yoluna koyabilmek için, önce kendi kendilerine çeki düzen verirlerdi. Kendilerine çeki düzen verebilmek için önce düşüncelerini yoluna koyarlardı. Düşüncelerini yoluna koyabilmek içinse, önce bilgi eksikliklerini giderirlerdi.
  • uredit 12 Kasım 2018 Pazartesi 10:04
    1. Konfiçyus'un asla akıldan çıkarılmaması gereken bir öğüdü ; "... Eskiler, erdemin ışığıyla ortalığın aydınlanması için, önce devlet işlerini yoluna koyarlardı. Devlet işlerini yoluna koyabilmek için, önce ev işlerini yoluna koyarlardı.
  • Misafir 12 Kasım 2018 Pazartesi 04:35
    Cübbeli Ahmet Hoca , ne zaman bilim adamı oldu
  • Misafir 12 Kasım 2018 Pazartesi 01:53
    Sayın altaylı CHP de kavrayıcı birleştirici bütünleştirici bir zihniyet yok nasılki Amerika birleşik devletleri adı üstünde birçok devletten birleşip bir güç olmuşsa nasılki Avrupa birliği birleşip büyük bir güç olmuş ama hem abd hemde ab tüm dünya ülkelerini tam tersi bölüp parcala zihniyetini empoze edip adınada azınlık hakkı hukuku mazlum hukuku koymuşsa turkiyede CHP nezaman birlik beraberlik zihniyetini benimserse bizim ülkemizde bütünleşecek ve oldugundan onlarca kat daha ileriye gidecektir hdp nin sırtını kaşıyarak onun bunun beynini sulandırarak Türkiye olunmaz olunsada durum ortada
Kalan karakter : 300