Dün “Bu Hristiyani terördür” diye yazdım.

Galiba bir ben böyle yazdım.

Batı medyasında biraz vicdani bir tavır görseydim ve ibadethane basarak  49 kişiyi katleden teröriste “terörist” diyen tek bir Batılı gazete okuyabilseydim, “Acaba hata mı yaptım böyle diyerek” diye düşünebilirdim.

Ancak yapmadılar.

Aynen İslamcı teröristlere “terörist” diyemeyen İslamcı medya gibi davrandılar.

Meseleyi bireysel bir “meczuba” bağladılar, meselenin “dinci” yanını görmezden geldiler. İslamcı teröre “terörist” diyemeyen İslamcı medyadan bile daha iki yüzlü idiler.

İslamcı entelektüelleri anlamak ise hiç mümkün değil zaten.

Zannediyorlar ki, onlar  bu saldırıya “Hristiyani terör” demezlerse, Batılılar da “Aaa, bak onlar bu işe soğukkanlı yaklaştı biz de bundan sonra İslamcı terör demeyelim de ayıp olmasın bari” diyecekler.

Bunun adı saflık veya iyi niyet değil, basbayağı salaklıktır.

Bu çok açık biçimde fikri altyapısı bir takım “Hristiyan ve ırkçı” felsefeciler tarafından hazırlanmış, piyasaya sürümü ise Hristiyanlık sosuna bulanmış ırkçı siyasetçiler tarafından yapılmış bir “dinci terördür”.

İslamcı terörün fikri ve felsefi altyapısı nasıl ki Mısır’da hazırlanmışsa, Hristiyancı terörün fikri altyapısı da Fransa’da hazırlanmış besbelli.

Bunların tümü terördür.

Her ikisi de “dinci” terördür.

Ve bu sorumsuz politikacı tipleri, dini kullanarak iktidar olmayı ve iktidar kalmayı sürdürdükleri sürece bu terör tipi giderek artacaktır.

Din siyasete sokulduğu sürece, terör de dine sokulacaktır.

Bunu açık açık söylemekten kaçınmanın hiçbir derde çare olması da muhtemel değildir.

***

Türk kaşığı ile beybi şavır

Bu memlekette nereye baksam kafayı çizeceğim için en iyisi hiçbir yere bakmamak galiba.

Diyeceksiniz ki, bu herif yine niye delirdi.

Yok yok delirmedim.

Küfür edip rahatlamasam deliririm belki ama basıyorum kalayı, rahatlıyorum.

Bu sefer kafaya taktığım meselenin adı “baby shower”

Sık sık duyuyor, okuyordum ama geçen gün artık patladım.

Dizi oyuncusu falan olduğunu zannettiğim genç bir kadın şöyle demiş, “Ayy, beybi şavır düzenlemekten vazgeçtim”

Memleket sözde muhafazakar bir iktidarla, giderek muhafazakarlaşıyor ya, en yeni muhafaza ettiğimiz şey “beybi şavır”.

Ulan babanın tarlada eline batan kıymığın izi, ananın şalvarındaki çamur daha yerinde duruyor, çocuklar “beybi şavır” peşinde.

Baby shower dediğin bir Hristiyan, daha çok da bir Amerikan adeti.

Doğumdan önce  evde ya da başka bir yerde parti düzenleyip, çocuğa hediyeler getirilmesini sağlamak. Güya anneye moral vermek, stresini azaltmak.

Ama aslında tam tersi.

Anne doğuma sayılı günler kala “Şanıma layık bir beybi şavır yapabilecek miyim?” diye ağır bir stresin altına giriyor. Bir dünya da para harcıyor.

Yahu bizim adetlerimiz yetmiyor mu da bu şavır işini çıkardınız nereden duyduysanız.

Bebek doğar ziyarete gidersin, gücün ölçüsünde, tam, yarım çeyrek altın götürürsün.

40’ında Mevlüt okutursun, dişi çıkınca “diş buğdayı” düzenlersin.

Gelenek budur.

Zaten asıl muhafazakarlık da budur. Gelenekleri muhafaza edersin, özünü korursun.

Yok ama bizde muhafazakarlık Kabe’den fotoğraf çektirip facebooka’a, instagram’a koymak, dindarmış gibi görünmek, içki kadehini saklamak ama seni millet yapan tüm özelliklerini unutup, Türk kaşığıyla ecnebi boku yemektir.

Ben size söyleyeyim, beka sorunu var ise memlekette yerel seçimlerle değil, olsa olsa bu beybi şavırlarla alakalıdır.

***

Soğanın cücüğü

Memlekette üretim olmayınca fiyat artıyor ya, üretim açığı ya belediyeden “Tanzim” satışla ya da ithalat ile terbiye ediliyor.

Bu arada fahiş fiyatla satış yapan “terörist” zincir marketler de “hizaya sokulmuş” oluyor.

Liberal ekonomi zaten böyle bir şeydir.

Gerekirse kitabını yeniden yazarız liberal ekonominin.

Ben de evin alışverişini yapmaya meraklı bir aile babası olarak hafta sonları mutfak alışverişi için sokağa çıkarım.

Dün de öyle yaptım.

Şu fotoğrafta gördüğünüz “nesneyle” de dün karşılaştım.

Binlerce şubesi olan bir zincir markete girdim.

Meyve sebze bölümünde soğan aradım. Bulamayınca görevliye sordum, “Çocuklar soğan yok mu?” diye.

Genç arkadaş gösterdi: “Abi bak orada”

Görmüştüm ama çöpe atılacak bozuklar zannetmiştim.

“Yahu bunu alıp eve gitsem beni döverler. Böyle soğan mı satılır” dedim.

Çocuk güldü. “Haklısın abi ama olan bu. Zaten ortada soğan yok. Bu geliyor bir tek. Mısır’dan ithal. Biz de utanıyoruz ama yok dememek için koyuyoruz tezgaha” dedi.

Gördüğüm kadarıyla piyasaya bir nizam intizam gelmiş.

Yerseniz.

Soğan da bu!

 

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sahte muhafazakarlığa karnımız doyduğu zaman.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • sahanyunusemre560@gmail.com 4 ay önce Terörün dini olmaz Fatih Bey lütfen
    CEVAPLA
  • objektifyrm 4 ay önce Çünkü iyi soğanlar depoda. Bir kısmı da ihraç ediliyor. O büyük marketler öyle diyor ama direkt üreticiden sezon başı tarlayı kapatıp alıyorlar. Kendileri beyan ediyor zaten reklamlarında üreticiden halka diye. Nasıl oluyorda önceden aldığı soğan dolar 7 TL den 5,40 TL'ye "artınca" zamlanıyor?
    CEVAPLA
  • adaletperver 4 ay önce Bu soğanlar gene fena değilmiş. Siz bir de Şok, A101 gibi marketlerde satılanları görün...
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (9)