Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ordu Valisi’nin seçimlerden sonra Ekrem İmamoğlu’ndan şikayetçi olacağını söyledi. 
Vali böyle bir karar almış.
Erdoğan da Vali’nin şikayetine dayanarak açılacak olan davadan mahkumiyet çıkması halinde, bunun İmamoğlu’nun Belediye Başkanlığından düşmesine neden olacağını söylüyor.
Bu olasılığı gündeme getiriyor.
Böyle bir durumda İmamoğlu’nun zil takıp oynayacağından hiç kuşkum yok ama yine de İmamoğlu’na siyaseten büyük bir güç katacak olan böyle bir dava sonucunun ortaya çıkma ihtimali oldukça zayıf.
Öncelikle davanın açılması lazım.
Dava açılırsa İmamoğlu TCK’nın 125. Maddesine göre yargılanacak.
Hakaret suçundan.
Yasaya göre bu fiilin cezası 3 aydan iki yıla kadar hapis.
Önce bir bilirkişi oluşturulacak.
Bilirkişi o gün o ortamda kaydedilmiş tüm bantları toplayacak.
Hepsini dinleyecek. Teknik analizini yapacak.
İmamoğlu’nun gerçekten “İt” deyip demediğini belirleyerek bilirkişi görüşü olarak mahkemeye sunacak.
Eğer demiş ise savcı mütalaasını verecek.
Yine TCK 125. Maddeye göre, suç kamu görevlisine karşı işlendiği yani hakarete uğrayan kamu görevlisi olduğu için savcının isteyeceği ceza 1 yıldan az olamayacak.
Mahkeme heyeti savcının mütalaasına uyarsa, onlar da bir yıldan daha düşük bir ceza veremeyecekler.
Hakaret alenen işlendiği için ceza altıda bir oranında artırılacak.
Sonra TCK’nın bir başka maddesi, TCK 7 devreye girecek.
Sanığın durumu, daha önce sabıkası olmaması ve suça meyilli görünmemesi nedeniyle hükmün açıklanması ertelenecek.
Normal şartlarda, İmamoğlu hakaret suçunu işlemiş olsa, işlediği sabit olsa ve hiçbir hafifletici neden olmasa bile olacağı bu.
Yani belediye başkanlığı bu suçtan ötürü öyle kolay kolay düşmez.
Yeter ki, işin içine siyaset karışmasın, Adalet herkese işlediği gibi işlesin.
Tersi olursa.
Yani Adalet işlemesi gerektiği gibi işlemez ve İmamoğlu hapse atılır ve belediye başkanlığı düşerse.
Vallahi öyle bir durumda körün istediği bir göz Allah verdi iki göz olur.
Bundan sonraki 20 sene boyunca İmamoğlu’nun mağduriyetini dinleriz.


***

Zaytung’a rahmet okuttunuz

Biliyorsunuzdur mutlaka, Zaytung.com diye fırlama bir internet sitesi ve buna bağlı sosyal medya hesapları var.
Müthiş şeyler yapıyor, haberleri şahane bir biçimde komikleştiriyor daha doğrusu absürd hale getiren başlıklar atıyorlar.
Mesela dün ben bu satırları yazarken baktığımda manşette Neçirvan Barzani vardı ve şöyle yazıyordu: “AK Parti’nin Öcalan’dan sonraki son transferi Barzani: Buraya oy veya oylar almaya geldim”
Zaytung’un “Augmented absurdity” diyebileceğimiz abartılmış saçmalığını yıllardır izler, güler nefes alırım.
Buradaki haberleri yazan gençlerin zekasına ve fırlamalığına da hayranlıkla ve kıskançlıkla bakarım.
“Bu kadar güzel nasıl saçmalıyorlar” diye düşünürüm yıllardır.
Ancak bana öle geliyor ki, Zaytung.com artık yolun sonuna geldi.
Bugün artık Türkiye’de olan biten gerçek olaylar, Zaytung’un abartılmış saçmalığını gölgede bırakır hale geldi.
Daha doğrusu Zaytung bile daha inanılır, daha güvenilir oldu.
Siyasette gördüklerimize inanmak, Zaytung’da yazanlara inanmaktan daha zor artık.


***

Asma samanı

Evet gerçekten Allah korumuş.
Yakın zaman önce atılan ipler ciddiye alınıp, bazıları ipe çekilseymiş, bugün İstanbul seçimleri zora girmişti.
Demek ki neymiş, asma samanı gelir zamanı...


***

Biri bana anlatsın

Öcalan’ın mektubu HDP’nin sapmasına nasıl bir tepki olabilir!
HDP Öcalan çizgisinde iken vatanperver ve milliyetçi bir parti idi de, oradan saptı diye mi Öcalan partiye ayar çekti ve rayına oturtmaya çalışıyor.
Yemin ederim anlamadım.
Lütfen biri bana izah etsin.
Galiba tahmin ettiğimden daha aptalım.
Anlayamıyorum.


***

İran ne vurdu?

İran’ın Amerika’nın drone’unu vurmasından bölgede gerilim iyice artarken ABD Başkanı “İran’ı vurmaktan son anda vazgeçtik çünkü 150 kişi ölecekti” diyor, İran ise “İçinde 30 kişinin olduğu ABD uçağı hava sahamıza girdiği halde can kaybı olmasın diye vurmadık” diye açıklama yapıyor.
Bu açıklamalara bakılırsa birbirlerini ısırma niyetleri yok.
Şimdilik diş gösteriyorlar.
İran’ın düşürdüğü drone ne ve ne kadar önemli?
Doğrusu bunu yazma niyetinde değildim ama baktım ki, can çekişen Türk medyasında bunu yazan yok, bari iki satır ben yazayım.

İran’ın vurduğu ABD Drone’u RQ4 Global Hawk, muhtemelen ABD Ordusu’nun hem deniz hem hava kuvvetlerinde kullandığı en gelişmiş yerden kontrollü insansız hava aracı.
İlk olarak 1995 yılında hizmete alınan RQ4’lar “Yüksek irtifa insansız hava aracı” olarak anılıyor ve ABD’nin savunma sanayinin en büyüklerinden Northrop Grumman ve Raytheon ortak üretimi.
Bunlar bir anlamda casus uçakların yaptığı işi yapacak donanıma sahipler.
Radarlar, kameralar, sensörlerle dolu bir uçak.
Öyle ufak bir drone de değil.

Hallice bir yolcu uçağı boyutlarında neredeyse. Kanat açıklığı bir Airbus 321 kadar.
Bir adet Rolls Royce turbofan, yani jet motoru ile uçuyor.
RQ4, binlerce kilometre uzaktaki üslerden 3 kişilik bir ekip tarafından uçuruluyor.
Üzerinde silah değil, sadece gözetleme ve haberleşme sistemleri bulunduran RQ 4 Global Hawk’lar sadece gözetleme değil aynı zamanda uçan karargah görevi de yapma kapasitesinde ve sürekli olarak geliştiriliyor ve farklı kodlar alıyor.

130 milyon dolar taban fiyata sahip olan bu drone’lar üzerlerindeki görev aksesuarlarına ve görev kapasitelerine göre çok yüksek fiyatlara çıkabiliyor.
İran’ın vurduğu RQ4’ün Triton modeli olduğu göz önüne alınırsa, bu insansız hava aracının yaklaşık değeri 220 milyon dolar. 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • moziniz 25 gün önce Son yazdığınız çok faydalı. Bravo
    CEVAPLA
  • Aliimranztrk1 25 gün önce Fiyatı görünce canım acıdı
    CEVAPLA