Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

Gerek referandum öncesi, gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Başkanlık rejiminin faydalarını anlatan AK Parti ya da Beştepe sözcülerinin ortaya koyduğu bir örnek vardı.

Bizlere yani yeni sisteme “şüphe” ile yaklaşanlara verdikleri misal hep aynı oluyordu:

“Bakın belediyelere. Başkanların yetkileri sayesinde sorunsuzca yönetiliyorlar. Meclis de denetliyor.”

Anayasa’ya koyulan Cumhurbaşkanı’nın üst düzey bürokratları atama yetkisi de hep aynı örnekten yola çıkılarak Anayasa’ya yerleştirilmişti.

“Belediye başkanları çalışacakları bürokratları atıyorlar ve ekip kuruyorlar” diyordu yeni sistemi savunanlar.

Aradan çok değil hemen hemen 1 yıl geçti.

Tüm bunları savunan ve Anayasalaştıran “İnvincible” AK Parti ilk kez önemli büyükşehirleri kaybetti.

Ve ne oldu şimdi?

Düne kadar başkanlık sistemi için “emsal” olan büyükşehir belediye başkanlarının yetkileri tırpanlanmaya başlandı.

Belediye başkanlarının atama yetkileri ellerinden alınmak, bu yetki AK Parti’nin çoğunlukta olduğu belediye meclislerine verilmek isteniyor.

Eeee, hani sistemin iyi işlemesi için başkanların bu nevi yetkileri iyiydi ve başkanlık sistemi buna göre oluşturulmuştu?

Şimdi genelgelerle seçilmiş belediye başkanlarının yetkilerini iğdiş etmeye, başkanları çalışamaz hale getirmeye çalışanlar biz de “O zaman Cumhurbaşkanı’nın da bakan atama ve bürokrat atama yetkileri TBMM’ye verilsin” dersek ne diyecekler?

Ne diyeceklerini hep birlikte biliyoruz.

Muhtemelen bunu da gündeme getirecekleri bir gün gelecektir..

Ancak şunu hatırlatmakta fayda var.

Bugün iktidar partisine belediye başkanlarını yetkisiz ve etkisiz hale getirme önerisini yapanlar ne bu iktidarın dostudur ne de bu ülkenin.

Bunlar iktidar partisine tüm muhalefetten daha çok zarar verdiler, veriyorlar ve verecekler.

Emin olun.

 

***

 

JET FADIL VE ÇİFTLİK BANK VE DİĞERLERİ

Dün iki terörist liderin, devlet ajansına ve devlet televizyonuna çıkarılması ile ilgili bir yazı yazdım.

Yazı durumla dalga geçen bir yazıydı.

Daha doğrusu aklımızla dalga geçenlere verilen bir yanıttı.

Yazı köşede yayınlandı.

Hiç sorun yok.

Okurlar gayet iyi anladılar durumu.

Mailler geldi.

Olumlu olumsuz eleştiriler falan.

Daha sonra öğlene doğru yazının linkini sosyal medyadan paylaştım.

Aman Allah'ım.

Bir anda abuk sabuk yorumlar başladı.

“Hükümet yalakasıymışım”, “TRT ve AA’yı aklama görevi bana verilmiş”, “Bu yazdıklarıma inanacak kadar saf değillermiş”, “Talimat almışım” , “Bana Alo denmiş” gibi abuk sabuk yorumlar.

Gözlerime inanamadım.

Bu yazıdan bu sonucu çıkarmak nasıl mümkün diye düşündüm.

Ve bu sonuca ulaşan insanlar için üzüldüm.

Ama sonra kendime kızdım.

Bu yazıları sosyal medyada paylaştığım zaman bu durumun ortaya çıkması çok normal.

Çünkü Jet Fadıl’dan üçüncü kere ev alanların, Çiftlik Bank’a kaptırdığı parayı kurtarmak için Çiftlik AŞ’ye para yatıranların olduğu bir bir yerde, elbette ki bu yazılardan bu anlamları çıkaranlar da olacaktır.

Bu durumun farkında olmadan yazı yazıp, umut besleyen bizim gibilere “Salak”…

Bu durumu çok iyi fark edip ona göre davrananlara ise “Siyasetçi” deniyor…

 

***

 

Akit gazetesinden bir yazar memleketine dönemeyen AK Partili seçmenden bana gelen telefonun uydurma olduğunu, böyle bir şeyin yaşanmadığını yazmış dün.

Vallahi kusura bakmasın.

Bizde uydurma yok. O iş onlara mahsus olabilir.

Biz sallamayız.

Benim telefonuma AK Parti’den bu türde çok mesaj ve çok arama geliyor.

Muhtemelen numaranın eski sahibi AK Partili bir yönetici falandı.

Hâlâ kayıtlı olmalı ki, benimle bir sürü şey paylaşılıyor.

Bazen program konuklarıma da bu durumu gösteriyorum.

Yani emin olabilir ki, bu telefon edildi.

Arayan da Ordu’dan gelen bir AK Partili idi ve telefonu hâlâ telefonumda duruyor.

Gelen bu nevi mesajlardan silmediğim birini de sizinle paylaşıyorum.

Beni yalancılıkla suçlayan arkadaşa, onun anlayacağı türden bir teklifim var.

Eğer yalan yazdıysam Allah beni kahretsin.

Yok eğer doğru yazdım isem seni.

Var mısın!

 

 

***

 

MİLLİ VE YERLİ PİYANGO

Milli Piyango’nun yılbaşı büyük ikramiyesi hâlâ sahibini bulmamış.

Niye bulamadığını çok merak ediyorum.

Acaba kim 70 milyon TL’lik ikramiyeyi almamakta ısrar ediyor.

Benim bildiğim bu Milli Piyango tarihinde bir ilk.

İlk kez yılbaşı büyük ikramiyesi satılan bilete isabet ettiği halde sahibi ortaya çıkmıyor.

Bu durumu benden başka merak eden olmaması da ayrıca merak uyandırıcı…

 

***

 

GÖBEK TAŞI

Türkiye’de en fazla para kazanan futbolcu bildiğimiz kadarı ile Başakşehirli Arda Turan.

Genç kardeşimiz, diğer futbolcu arkadaşları ile tatilde.

Ve gazetelerimiz bu tatilden kareler yayınlıyor.

Bu karelerden birinde Arda Turan’ın göbeğini gördünüz mü?

Eskiden, 1970’lerde İngiliz liginde böyle göbekli futbolcular vardı.

Ama uzun yıllardır böyle bir futbolcu modeli ve böyle bir futbolcu göbeği görmedim.

Yılda 7 milyon Avro yani Türk parası ile yaklaşık 45 milyon TL kazanan birinin mesleğine saygısını gösteriyor bu göbek.

57 yaşındayım ve benim bile bu kadar göbeğim yok.

En azından yanındaki yaşıtı ve hatta ondan daha yaşlı meslektaşlarının vücutlarına bakıp, tatili bıraktığı gibi, spor salonuna koşması lazımdı Arda’nın

Ama belli ki artık futbolu da, göbeği de bırakmış Arda.

Böyle bir yetenek için üzücü bir durum.

 

 

***

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Her şeyi bilmenin mümkün olmadığını gördüğümüz zaman.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • explorerman_88 1 yıl önce Fatih bey, su dogu akdeniz meselesini gündemde tutmanizi rica ediyorum. Tesekkürler.
    CEVAPLA