Ersoy Dede, kimilerine göre “karşı mahalle” denilen semtin entelektüel namusuna güvendiğim yazarlarından biridir.
Pek çok fikrimiz birbirine çok zıt olsa da, onun fikrine, zikrine saygı duyarım.
Bu yüzden de bu kez kendisine yönelik eleştirime, kızarak değil, “düşünerek” yaklaşacağına inanıyorum.
Sevgili Ersoy, pop şarkıcı Tarkan’ın Kuzey Ege’nin ormanlık dağlarında ağaç kesilerek maden alanları açılmasına yönelik eleştirel tavrına ve tepkisine sana yakışmayacak bir karşılık verdin.
Ve dedin ki, “Senin de o dağlarda evin var”.
Sence oldu mu Ersoy kardeşim?
Kaz Dağları, Kuzey Ege’nin dağları, tepeleri yerleşime kapalı bir alan mı?
Oralarda yüzlerce, binlerce, on binlerce kişinin evi var, köyü var.
Doğa ile iç içe turistik tesisler var, dağ evleri var, şaleler var, dağ köyleri var.
Çanakkale’den başla, Edremit’e, hatta Ayvalık’a kadar...
Dağda bir evi olmak bir dağ köyünde evi olmakla o dağlarda on binlerce ağacı kesmek aynı şey mi!
Tarkan ya da bir başkası oralara kaçak bir ev yapıyorsa, ormanı keserek kendine alan açıyorsa elbette ki haklısın.
Ama bildiğimiz kadarı ile böyle bir şey yok.
O zaman dağda ev sahibi olmakla, dağda ormanı yok etmek nasıl aynı kefeye koyulabilir?
Hele hele “Evin değer kaybedecek diye böyle tepki gösterdiğini” söylemek hiç olmuyor.
Oradaki maden nedeniyle Tarkan’ın evi değer kaybediyorsa, bölge değer kaybediyor demektir.
Bir yer değer kaybediyorsa orada doğru olmayan bir şey yapılıyor demektir.
Öyle değil mi Ersoy kardeşim?


***

Gereğini yapar mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orman alanlarının katledilmesi ile ilgili geçmişte yaptığı bir konuşmada “Bu para, bu kapitalizm nelere muktedir değil mi?” diye sormuştu.
Dünden beri bu eski konuşma sosyal medyada en çok paylaşılanlar arasında.
Herkeste tek bir umut var:
“O gün böyle konuşan Erdoğan, bugün gereğini yapar”
Göreceğiz.


***

Tırmanan ırkçılık

Fransa lideri Macron, Türkiye ile ve Türkiye’nin bölgesindeki meselelerle uğraşacağına, biraz da ülkesindeki “Felakete doğru gidişle” uğraşsa çok daha iyi yapacak sanki.
Fransa Cumhurbaşkanı ABD’de geçtiğimiz günlerde meydana gelen iki ırkçı saldırı ve hayatını kaybeden 30 kişi hakkında ne düşünüyor bilmiyorum ama bu tip eylemlere yakında Fransa’da rastlamaya başlarsak sakın şaşırmasın.
Macron’un da hatalı politikalarının etkisiyle Fransa’da ırkçılık giderek tırmanıyor.
Avusturya ve Hollanda’dan sonra Fransa çok tehlikeli bir yolda ilerliyor.
Sadece Kuzey Afrikalılara, Müslümanlara yönelik de değil bu ırkçı tavır.
Artık Paris’te sokaklara “Yahudiler fırına” diye yazılıyor.
Üstelik bu Arap kökenli Fransızların ya da Müslümanların yaşadığı varoşlarda değil, Paris’in en kalburüstü yerlerinde görülüyor.
Avrupalı politikacılar, ABD’li meslektaşları gibi dünyayı çok kötü bir noktaya doğru sürüklüyorlar.
Ve evlerini pislik götürürken, dönüp Ortadoğu ile uğraşıyorlar.


***

Ha Beyaz TV, ha Halk TV

Ne Baykal ailesiymiş be...
Bir dönem CHP’yi karıştırırdı Deniz Baykal.
Şimdi siyasette eski gücü yok.
Ama bu kez ailece Halk TV’yi karıştırıyorlar.
Halk TV aşığı falan değilim.
Hiç de beğenmediğim bir yayıncılık anlayışları vardı ama Baykalgiller sayesinde o beğenmediğimiz yayıncılığı bile aratır hale geldiler.
Ona da karışamam.
Kendi bilecekleri iş.
Fakat ortada çok garip bir durum var.
Halk TV’nin yönetimi şimdi Deniz Baykal’ın kızından soruluyor.
O da bu televizyona CEO olarak oğlunu atıyor.
Yani Deniz Baykal’ın torununu.
Buradan anlıyoruz ki, bu Televizyon Deniz Bey’in şahsi malı.
Peki Deniz Baykal nasıl oluyor da bu televizyonun sahibi olabiliyor?
Hangi birikimle, hangi yöntemle?
CHP’liler yıllarca Melih Gökçek-Beyaz TV ilişkisini sorguladılar haklı olarak.
Peki bu Deniz Baykal- Halk TV ilişkisinin o ilişkiden ne farkı var!


***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bıkmadığımız, usanmadığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!