Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Son yılların en tatsız tuzsuz derbisinden dönmüşüm eve. 
Kazanamamamızdan çok Galatasaray’ın son derece kötü bir futbol oynamaya devam etmesine takık kafam.
Galatasaray’ın yarı kadro kalitesindeki Fenerbahçe’nin Galatasaray’dan daha iyi oyun oynamış olmasının izahını yapmaya çalışıyoruz maçtan birlikte döndüğümüz arkadaşlarla.
Telefon çaldı.
Kesin dalga geçmek için arayan bir Fenerbahçelidir diyerek açtım telefonu.
Karşımda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu buldum.
Gülerek “Maçtan dolayı üzgünsünüzdür ama kusura bakmayın ben de bu maç sayesinde uzun zamandan beri ilk defa iyi bir uyku çektim” dedi.
Maçı izlemek için televizyon karşısına geçmiş Soylu ve sıkıntıdan uyumuş.
Haklı.
Evde izlesem ben de uyurdum bu kötü futbol karşısında.
Tabii İçişleri Bakanı beni maç geyiği yapmak için aramamış gecenin o saatinde.
Dün okuduğunuz, Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un katıldığı toplantıya neden katılmadığı ile ilgili yazıma yanıt vermek için aramış.
“Yazınızı okudum” dedi Bakan Soylu, “Bildiğim kadarı ile durumu anlatayım” diyerek başladı anlatmaya.
Deprem gecesi geç saatte İstanbul’a gelmiş.
Ve ertesi gün yapılacak toplantıyı bildirmişler kendisine. Ve sormuşlar, “Normalde bu toplantının protokolünde Belediye Başkanı yok ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu toplantıya katılacak, nasıl bir oturma düzeni yapalım” diye.
Ve sonunda şöyle bir oturma düzeni üzerinde mutabık kalmışlar.
Ortaya Cumhurbaşkanı Yardımcısı oturacak, sağına ve soluna iki bakan, Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın diğer yanına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Süleyman Soylu’nun diğer yanına da AFAD Başkanı.
Soylu “Açık söyleyeyim, Ekrem Bey’i ben davet etmedim, görmedim bile ama davet edilmemiş olsa niye bana nereye oturtalım diye sorsunlar. Belli ki, davet edilmiş” dedi.
“Belki söylemeyi unutmuşlardır” dedim.
“Zannetmiyorum. Çünkü o toplantıya farklı birimlerden pek çok üst düzey bürokrat da katıldı ve bunların bazıları, mesela İtfaiye gibi, Büyükşehir Belediyesi’nin bürokratları. Hatta şöyle konuşuldu, ‘Toplantıya 9.30 gibi başlarız ama siz 10 gibi gelin o saate kadar anca konuları toparlamış oluruz’ dendi.
Biz 10’a doğru geldik, Büyükşehir Belediye Başkanı gelmeyince ne oldu diye sorduk, önceden yapılmış başka programı varmış. Kendisi katılamayacakmış diye bilgi geldi. Biz de onsuz başladık toplantıya” diye anlattı Soylu.
İçişleri Bakanı Soylu’ya “Bunları yazabilir miyim?” diye sordum.
“Tabii ki yazabilirsiniz. Ben olayın bildiğim kısmını anlattım size. Çağrılıp çağrılmadığına şahadet edemem. Ama çağrılmamış olsa yerini niye ayarlayalım. Ayrıca da Valimizi de aramadı. O bilgi doğru değil” dedi.
Ve ekledi:
“Aslında bunları konuşuyor olmamız bile ayıp. Sonuçta deprem gibi çok hayati bir mesele ile ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Enerjimizi bu gibi tartışmalarla tüketmemeliyiz. İstanbul için bundan böyle ne yapabiliriz, nasıl hazırlanabiliriz, ne önlem alabiliriz bunlara bakmamız lazım. Bu işi çok da uzatmayalım” dedi.


***

Ele verir talkını

Bu siyasette kimsenin birbirinden farkı olmayacak mı Allah aşkına?
İlla birileri bal tutacak veya tutturacak.
İlla parmaklar yalanacak mı!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın basın sözcüsü ve danışmanı Murat Ongun, Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden Medya AŞ’ye ve Ulaşım AŞ’ye yönetim kurulu başkanı olarak atanmış.
Murat Ongun eski bir gazeteci.
Basın danışmanı ve sözcüsü olması gayet normal.
Olabilir.
Olmaması lazım ama Medya AŞ yönetim kurulu da kabul edilebilir belki.
Ne de olsa medya var adında.
Ama Ulaşım AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı ne yahu!
Otobüs işletmeciliği yapan bir şirkette bir gazeteci?
Ne alaka!
Hangi bilgi ve birikim ile.
Yoksa küçükken akrabalarının minibüslerinde muavinlik mi yapmış, ulaşım tecrübesi oradan mı geliyor acaba!
Anlayamadım.
Herkese ahlak, edep dersi veren gazetecilerin fırsatını bulunca böyle işlere tevessül etmeleri akıl alır gibi değil.
Keşke Murat Ongun kendisine böyle bir görev teklif edildiği zaman “Sayın Başkan, ben basın sözcüsü olarak iyiyim. Başkası yapsa ben bunu eleştirirdim. Şimdi beni eleştirilerin hedefi yapmayın” diyebilseydi.
Ama diyememiş.
Şaşırdım mı?
Hayır.
Keşke beni şaşırtabilseydi!


***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Haddimizi bilebildiğimiz zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • alitahasever@gmail.com 1 yıl önce İstanbul’da malumunuz ki her 250 yılda bir deprem oluyor peki 17 ağustos 1999 depremi 1766 daki en son depremin devamı olabilir mi yani 1999 dan sonra 250 yıl saymak gerekmez mi mutad İstanbul depremi için
    CEVAPLA
  • aliateser 1 yıl önce Güzel yazı
    CEVAPLA