Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, Pence ve Pompeo ile görüşmeyeceğim demişti.
Kısa süre sonra fikrini değiştirdi.
“Pence ve Pompeo ile görüşeceğim, başkası ile görüşmeyeceğim” dedi.
O başkası kimdi bilmiyorum.
Ama ABD Başkan Yardımcısı Pence ve Dışişleri Bakanı Pompeo ile iyi ki görüşmüş.
10 dakika olacağı söylenen ama yaklaşık 2 saat süren görüşme sonunda Barış Pınarı Harekatı sona erdi.
ABD, PKK/YPG teröristlerini Türkiye sınırından 32 kilometre daha geriye çekme sözü verdi.
Anlatılanlara ve yorumlara bakılırsa bizim istediğimiz oldu.
İyi ki görüşülmüş o halde değil mi!
Zaten sürekli bizim istediğimiz oluyor.
Daha önce “Güvenlikli bölge”yi de biz istemiştik.
ABD ile Türkiye arasında güvenli bölge konusunda mutabakat sağlanıp, anlaşma yapılınca da Türkiye’yi yönetenler ve medyamız çok mutlu olmuştu.
“İstediğimiz oldu. Güvenli bölge baştan beri Türkiye’nin planıydı” diye yazmıştı herkes.
Ancak istediğimiz olduğu halde, Türkiye Fırat’ın doğusundaki Suriye topraklarına girdi.
İstediğimiz olmuştu ama galiba olmamıştı.
PKK/YPG teröristleri güvenli bölgenin içindeydi.
Birkaç yüz tanesini “Etkisiz hale getirdik”.
Pence geldi, yanında Pompeo ile.
Konuşuldu ve anlaşıldı.
Bir kez daha istediğimiz oldu.
PKK/YPG teröristleri 120 saat içinde daha önce de “istediğimizin olduğu” şekilde bir kez daha istediğimiz gibi olarak sınırın 32 kilometre gerisine çekilecekler.
Türkiye de yarın Barış Pınarı’nı beklemeye alacak.
5 gün sonra PKK/YPG’liler istediğimiz şekilde 32 kilometre geriye çekilince Harekat tamamen bitecek.
Biz de bu 32 kilometrelik güvenli bölgenin güvenliğinden sorumlu olacağız.
Tam da istediğimiz şekilde.
Bu arada Esad’a bağlı Suriye Ordusu buraları kontrol altına alırsa, oranın kontrolünü de muhtemelen Esad’a vereceğiz.
Bunun tam istediğimiz şekilde olup olmadığından emin değilim ama muhtemelen o da istediğimiz şekilde olacaktır.
Neyse...
Sonuç olarak harekatın bitmesi iyi bir şey.
Analar ağlamayacak.
Barışın kötüsü olmaz demişler.
Hele her şey istediğimiz şekilde olduğuna göre sorun yok.
Tek anlamadığım şey ise şu.
Madem her şey bizim istediğimiz şekilde oldu.
Trump niye bize teşekkür ediyor.
Bizim ona teşekkür etmemiz gerekmez miydi!
İstediğimiz şekilde.

 

*

Mektubun saati

Trump’ın “Kaba saba” mektubu önceki akşamdan beri konuşuluyor.
Yapılan açıklamalar genelde “Mektup geldi ama kale almadık. Çöpe attık” şeklinde.
Eski diplomatlar diyor ki, “Böyle terbiyesizce yazılmış bir mektup çöpe atılmaz. İade edilir. Sert bir yanıtla birlikte”.
Bana göre çöpe atmak da iyi bir hakaret yöntemidir.
Ben meselenin orasına pek takılmıyorum.
Belki de diplomat olmadığım içindir.
Yıllar önce Galatasaray Başkanı rahmetli Özhan Canaydın’a çok sert bir mektup yazmıştım.
Aynı akşam mektubu eline alıp kapıma dayanmış ve mektubu yazmama neden olan şeyleri söylemediğini ve yapmadığın iddia etmişti.
Sonra da “Ben bunu yazılmamış farz ediyorum” diyerek mektubu yanmakta olan şömineye atmıştı.
Benim yanıtım ise şuydu: “Abi ister yak, ister hap yat yut. Bu mektup yazıldı ve bir kopyası benim dosyama koyuldu.”
Tabii bu mektup Galatasaray Başkanı ile benim aramdaki dandik mektup gibi bir şey değil.
İki devlet arasında ciddi bir mektup. Her ne kadar Trump tarafından yazılmış olsa da!
Benim üzerinde durduğum konu ise tüm bu anlattıklarımdan çok farklı.
Ben mektubun saat kaçta geldiği ile ilgileniyorum aslında.
Barış Pınarı Harekatı Türkiye saati ile 16.00’da başladı.
Mektup da aynı gün geldi.
TSİ 16.00 ABD Başkentinde saat 09.00 oluyor.
Trump’ın sabah işe başlama saatinin 11.00 olduğu bilinen bir durum. Yani TSİ 18.00’de.
ABD Başkanı bu mektubu yatakta imzalamadıysa eğer...
Zaten mektup geldiğinde harekat başlamıştı bile.

 

*

Yatırım değil açıklama ertelendi

Volkswagen’in Türkiye’de yapacağı yatırımı ertelediğini söylüyor herkes.
Ballandıra ballandıra.
Yahu muhalif de olsanız, bunun muhalefeti mi olur!
Türkiye’de onlarca yatırım var.
Bunların hangi başbakan döneminde yapıldığını hatırlıyor musunuz?
Önemli olan yapılması. Başbakanlar, cumhurbaşkanları gider, yatırımlar kalır.
Üstelik VW’nin yatırımı ertelediği falan da yok.
Siyasi ortamdan ötürü yatırım kararını açıklamayı ertelediler sadece.
Yani boşuna sevinmesin hiç kimse.

 

*

Olmayabilirim!

Sevgili okurlar.
Birkaç gün seyahatte olacağım.
Muhtemelen yazı yazma imkanım olmayacak.
Kusura bakmayın.
Eski yazıları bir daha okumanızı tavsiye ederim.
Bazen eğlenceli oluyor.


*

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bir ülkeyi temizlemek için bit ilacı gerekmediği zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • carthage 27 gün önce Fatih ağabey tamam tatil sizin de hakkınız diyebileceğim tek sözüm yok ama siteyi açınca yeni yazınızın gelmediğini görmek keyfimizi kaçırıyor. Yazın konuşun durmayın zaten çok ama çok az entelektüel köşe yazarı var bu ülkede.
    CEVAPLA
  • bayboza 1 ay önce Bütün yazılarınızı takip ediyorum. Sizi biraz Atsız'a da benzetmiyor değilim. Çünkü O da efsane bir adam. Ki hala yazılarını okur ve zevk alırım.
    CEVAPLA
  • emtymea 1 ay önce Fatih bey Siz yazdiklarinizla gazetecilik görevinizi fazlasiyla yaptiniz. iyi tatiller
    CEVAPLA
1881 -
1938