Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Bir televizyonda bir kadın çıkmış.
Ölüm listeleri hazırlamaktan, onu bunu öldürmekten, site komşularından üç beşini öldürmeye kararlı olmaktan bahsediyor.
Millet de RTÜK ne yapacak diye soruyor.
RTÜK ne yapacak bilemem ama ben asıl savcıların ve ölüm tehlikesi altındaki komşuların ne yapacağını merak ediyorum.
Bazıları da “Kim bu kadın” diyor.
Onu da biraz anlatayım.
Engin Noyan adında eski marjinal bir şarkıcının eşi.
Engin Noyan 1990’ların sonunda birdenbire Fetullah Gülen etkisine girmiş, bir marjinallikten, bir başka marjinalliğe savrulmuş yıllarca FETÖ kanalı Samanyolu TV’de program yapmış, Fetullah Gülen’e övgüler düzmüş bir adam.
Şimdilerde neci bilmiyorum ama FETÖ’cü darbe başarılı olmuş olsaydı şimdi TRT’de program yapıyor olacağından eminim.
Konu komşuyu öldürmek için listeler hazırlayan Sevda Noyan ise bu beyin 2. eşi.
Engin Noyan geçmişte Eser Noyan ile evliydi ve sahneye Noyan and Noyan adıyla çıkarlardı.
Sonra Engin Noyan FETÖ’cü oldu.
Ardından 2000’lerin başında Eser Noyan, Engin Noyan’ın bir metresi olduğu iddiasıyla ortalığı birbirine kattı.
Engin Noyan haliyle bu iddiaları yalanladı.
Eser Noyan ise kocasının bir televizyon kanalında çalışan bir makyözle birlikte olduğunu iddia etti.
Makyözün adı Sevda Reggio idi. Eski kocasının soyadını kullanmaya devam ediyordu. O da İzmir sosyetesinin gülüyken, boşanmış ve kendini dine adamıştı.
Engin Bey daha sonra Eser Noyan’dan boşandı ve ilişkisinin olmadığını iddia ettiği Sevda Reggio ile evlendi.
İşte bu liste hazırlayıp katliama hazırlanan kadın o kadın. Eski Reggio, şimdi Noyan.
Yani ortada seyirlik süper bir film var.
Senaryo diye yazıp oynatsanız absürd komedi diye epey bir izlenir sanki!
Ama bu kadar saçmalığın gerçek olacağına kimse inanmaz o ayrı...

Hiç değilse sağlık çalışanlarına verilen primler adaletli dağıtıldığı zaman.

Takke düştü, kel göründü.
Muharrem Sarıkaya sordu, utanmaz yalan ortaya çıktı.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en beceriksiz, en yeteneksiz, en kişiliksiz Futbol Federasyonu, corona salgınına rağmen ligleri başlatma kararı almış ve bu kararı açıklarken Sağlık Bakanlığı’nın ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda hareket ettiklerini iddia etmişti.
Ben de önce bu kararın yanlışlığına değinmiş, ertesi gün de Türkiye liglerindeki teknik direktörlerin özellikle de Süper Lig’deki 7 teknik direktörün bu karara isyanını dile getirmiştim.
Ama Allah biliyor ya, bu iradesiz Federasyon’un bile bu kadar ucuz bir yalan söyleyebileceğini düşünmemiştim.
Meğer söyleyebilirmiş.
Gözünü kırpmadan.
Yalanı ortaya çıkınca utanmadan.
Önce Sağlık Bakanı doğru dürüst adam Fahrettin Koca yalanı ortaya çıkardı: “Bizimle alakası yok, sorumluluk Futbol Federasyonu’nundur” diye.
Ardından Muharrem Sarıkaya Bilim Kurulu üyeleri ile konuştu.
Oradan gelen mesaj da çok netti: “Biz ligler başlasın ya da başlayabilir demedik. Tam aksi kanaatteyiz. Değil sahadaki bir oyuncu, yedek kulübesinde ya da soyunma odasındaki tek bir kişi dahi hastalansa bütün takımı 14 gün karantinaya alırız.”
Yani takımla aynı soyunma odasını paylaşan malzemeci bile hastalansa bütün takım karantinaya alınacak.
Ve hal bu iken Futbol Federasyonu ligleri başlatma kararı alıyor.
Bu kadar sorumsuzca hadi o zaten bu memlekette kimsede aranan bir nitelik değil ama bu kadar aptalca bir karar olabilir mi bu durumda!
Düşünsenize bir takım şampiyonluğa gidiyor.
Diyelim ki, Trabzonspor olsun.
Son üç haftaya girilirken bir oyucusu korona kapsın.
Küt 14 gün karantina.
Gitti mi şampiyonluk!
Ya da Trabzon, Galatasaray’ın üç puan önünde.
Galatasaray’ın zorlu rakiplerinden birinde corona çıktı. Karantinada sahaya çıkamıyor.
Galatasaray hükmen kazandı. Şampiyon oldu.
Ne olacak o zaman!
Lig bir anda 17 ya da 16 takıma düştü.
Nasıl oynatacak bu şuur yoksunu Federasyon ligi?
Hiç bunları düşünen yok.
Neden?
Çünkü o Federasyon’u oraya Türk futbolunu düşünsünler diye oturtmamışlar ki!
Onların da düşünmek gibi bir derdi yok ki!
Düşünecek olsalar, vakit olduğunu görür, biraz daha bekler, ligi Temmuz’dan sonra oynatır tamamlarlar.
Ama onlar düşünmek için değil, kendilerine verilen talimatları uygulamak için ordalar. Düşünen adamların sevilmediğini bilecek kadar da tecrübeliler zaten.
Talimat beklerler, verilmiyorsa da o zaman verilmesi muhtemel talimatı tahmin edip ona göre davranırlar.
Kişilik, yöneticilik falan mı dediniz.
Güldürmeyin beni.
Zaten birkaç gündür RTÜK’e gülmekle meşgulüm.
Bir de bu çıkmasın başıma...

Hatırlarsanız belki birkaç ay önce “ağladığımı” yazmıştım.
Anadolu Üniversitesi Rektörü’nün bir videosunu izlemiş, “Vah benim güzel ülkemin düştüğü hale bakın. Bunları rektör diye nasıl atamışlar oralara” diye ağlamıştım.
O üniversitenin eski rektörleri ile bugün o makamın geldiği nokta arasındaki farkı görüp ağlamıştım.
Kalitede İleriye gitmeyip, geri koşmaya ağlamıştım.
İşte o rektör, beni ağlatan rektör istifa etmiş.
Sevindim mi?
Pek sayılmaz.
Çünkü bizde kuraldır.
Gider eteri, gelir beteri.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • mckazma 2 ay önce iyi ki varsınız...
    CEVAPLA