Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Evet, Fenerbahçe Spor Kulübü talebinde haklıdır.

        Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir acilen istifa etmelidir.

        Çünkü bu beyefendi, Türk futbolunu çok açık bir biçimde uçuruma, kaosa sürüklemektedir.

        Türkiye ligleri hiçbir dönemde bu kadar güvenilmez bir lig olmadı.

        Ne şampiyonluğa oynayan takımlar ne küme düşmemeye çalışan takımlar Türk futbolunun yönetimine asla ve asla güvenmiyor.

        Son şikeyi Fenerbahçe’nin yaptığını söylüyor. Üstelik kendisi ikinci başkanı iken.

        Fenerbahçeliler haklı olarak kızıyor.

        Daha çok kızması ve “Madem öyle o yılın kupasını bize ver” demesi gereken Trabzonsporlular ise “şimdilik” suskun.

        Ne de olsa bu yıl şampiyonluğa gidiyorlar gibi. Ama olamazlarsa seyreyle sen gümbürtüyü.

        Verilen verilmeyen cezalar, ceza miktarları, hepsi tartışmalı, hepsi güvenilir olmaktan çok uzak.

        Ama bunların hepsi hikaye.

        Turpun büyüğü heybede.

        Şimdi bir de “mali kriz” geliyor Türk futboluna.

        Çünkü Bein Sports ödeme yapmıyor.

        İndire indire kuşa çevirdiği ödemeyi bile yapmıyor.

        Bakan Kasapoğlu’nun emriyle, zoraki de olsa bir ödeme yapıyor “Ancak şu kadar öderim” deyip söz verdiğini bile eksik ödüyor.

        Son ödemelerden pek çok kulübe zırnık düşmüyor.

        Düşmeyecek de.

        Üstelik bunlar iyi günler.

        Yarın bu kadarı da gelmeyecek.

        Çok açık biçimde Bein Sports kaçmaya hazırlanıyor.

        Kaçacak.

        Bu durumda Federasyon’un elinde kendini, daha doğrusu Türk futbolunun üyesi kulüpleri koruyacak ne var?

        Hiçbir şey.

        Çünkü ellerindeki tek koz olan teminat mektubunu da Katarlıya iade ettiler.

        En azından 120 milyon dolarlık küçük de olsa bir garantiyi kaçırdılar ellerinden.

        Katarlı da rahat rahat sözleşme şartlarını çiğniyor ve gitmek istediğini gösteriyor.

        Federasyon’un bir B planı var mı?

        O da yok.

        Sonuçta ne olacak?

        Onu da sonra anlatırız.

        Taksi plakası esnafın hakkıdır, plaka ağasının değil

        Taksi plakası esnafın hakkıdır, plaka ağasının değil
        0:00 / 0:00

        Taksiciler, 5000 yeni taksiyi belediye hizmeti olarak yollara çıkaracağını söyleyen İstanbul Belediyesi’ne tepki gösteriyor.

        “Hakkımızı gasp edemezsiniz” diyor ve gerekirse İstanbul’u bloke edeceklerini söylüyorlar.

        Çünkü belediye böyle bir hamle yaparsa, plakalarının değeri düşecekmiş!

        İyi de, uzun yıllar önce getirilen taksi plakası kısıtlamasının nedeni, plakaların uçuk değerler kazanarak karaborsada el değiştirmesi değildi ki!

        O düzenlemenin amacı, rızkını taksi ve dolmuş şoförlüğünden kazanan esnafın rızkını garanti altına almaktı.

        Bugün yollarda dolaşan taksilerin kaçının direksiyonunda, en azından günün bir vardiyasında plaka sahibi oturuyor sizce?

        Bindiğim her takside soruyorum, “Plaka senin mi?” diye.

        “Yok abi, nerdeee, kiralık” diyor yüzde 90’dan fazlası.

        İllegal bir plaka borsası oluşmuş, kafalarına göre fiyat indirip çıkarıyorlar, kafalarına göre günlük yevmiye belirliyorlar.

        Geçen yıl “Taksi tarifeleri çok düşük” dedim.

        Cüzi bir zam yapıldı. Şoförlerin günlük araç kirasına aynı gün zam yaptı plaka sahipleri.

        Gerçek esnafın cebine tek kuruş girmedi.

        Sonra hak hukuk.

        Hangi hak, hangi hukuk!

        Eşkıya kılıklı şoföre araç kirala, üç kuruş daha fazla alacağım diye, kira yüksek diye araçlar yenilenemesin, kırık dökük taksi ile yolculuk yaptır millete, sonra bir de belediyeyi tehdit et.

        Belediye, kendi plakasını kendi kullanan taksicinin hakkını elbette korumalı ama zaten onun plakanın günlük değeri ile bir alakası yok.

        O parasını plakadan değil, çalışmaktan kazanıyor.

        Diğerlerinin ise zaten bir hakkı hukuku yok.

        Benim belediye ihale yapsın, kendi işletmemeli dememin nedeni ise çok basit.

        Kaliteli hizmet ancak böyle verilir.

        Çöp toplama, asfalt dökme işini bile ihale eden belediyenin taksi işletme arzusunu anlamıyorum.

        Koy standartları, koy kuralları ve ihale et.

        Sen de denetle diyorum.

        Çok mu zor!

        Hem Çin malı hem çirkin

        Hem Çin malı hem çirkin
        0:00 / 0:00

        Belediyenin Adalar’da faytonlar yerine kullanmayı planladığı elektrikli aracın fotoğraflarını gördüm dün. Çin’den getirilmiş elektrikli bir mini minibüsümsü.

        İspanyol meyhanesindeki bir kadın gibi. Hayli çirkin, hayli geçkin.

        Görünce ben ağlamaklı.

        Merak ettim.

        Acaba bu minibüsümsü Adalar halkına gösterilmiş mi? Onların onayı alınmış mı? Ada ahalisi “Biz bunu sevdik, bineriz” demiş mi?

        Yok eğer böyle bir şey olmadıysa, yani belediye “Ben beğendim, halka sormaya gerek yok” dediyse bu araca izin vermeyen Kaymakamlık doğru yapmış demektir.

        Dahası bu çirkin aracı Çin’den ithal etmeye ne gerek var! Çok daha güzelini Türkiye’de dizayn edecek ve üretecek üreticiler olduğunu ben biliyorum!

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        İhale ile kişilik alınmadığını bildiğimiz zaman.

        Diğer Yazılar