Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Vatan Partisi, Doğu Perinçek’le ilgili yazımdan sonra bir açıklama yaptı.

Doğrusu şaşırdım.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in PKK ile yakın ilişkisi ve dostluğu şimdiye dek yüzlerce televizyon programında gündeme geldi, Doğu Perinçek hepsine yanıt verdi.

Yani Perinçek’in PKK ve Öcalan ilişkisini mesnetsiz bir iddia olarak ortaya atan ben değilim.

Üstelik ben bu ilişkiyi eleştirmedim de.

Tam aksine, birkaç hafta önce “Perinçek’e bu suçlamayı artık yapmayın kabak tadı verdi” diyen tek kişiyim basın aleminde.

Bu ilişki ne gizliydi, ne saklıydı.

Bir arama motoruna “Öcalan, Perinçek, Bekaa” yazın yüzlerce fotoğraf önünüze zaten düşüyor.

Vatan Partisi’nin yanıtında PKK karşıtı sözlerine de yer vermişler Perinçek’in.

Ben aksini iddia etmedim ki!

Bir zamanlar PKK’ya ve Öcalan’a çok yakındı, sonra düşman oldu diye yazdım zaten.

Bir zamanlar çok sert eleştirdiği AK Parti’nin en büyük destekçisi ve en ciddi doktrin oluşturucusu haline geldiğini de ikinci belirterek.

Ve yarın öbür gün en ufak bir fikri ayrılıkta “Yeni AKP” ile de papaz olacağını söyleyerek hem de!

Yazımda eleştiri falan da yok.

Bir parti ve lideri istediği gibi fikir, karar, yön veya politika değiştirebilir.

Bu o partinin iç meselesi, o partiye bağlılık ilan edenlerin şahsi yaklaşımıdır.

Beni ilgilendirmez.

O nedenle eleştiri değildir.

Bir durum tespitidir sadece.

Perinçek’i eleştiren AK partili bir yöneticinin partiden atılması da bu durum tespitinin objektif kanıtıdır.

Durum bu kadar net iken, açıklamayı kim kaleme aldıysa beni “FETÖ söylemleri” ile itham etmiş.

O beni, ben onu 40 yıla yakındır tanırız.

Bu metindeki zırva ithamla hemfikir olmayacağını tahmin ederim.

Ne var ki, buradan anladığım, bu metni kim kaleme aldı ise AK Parti ile fazla yakın teşriki mesaide bulunmuş olmalı. Çükü bu üslup o üslup.

Güldüm geçtim açıkçası.

Ama en çok güldüğüm Perinçek’i lider olarak benimsediğini söyleyen bazılarının bana attığı mailler.

“Döneksin, tutarsızsın” falan demişler.

Okudum hepsini.

Gülmekten kasıklarıma ağrılar girdi.

Allah da sizi güldürsün diyeceğim.

Uğur Meleke, okuduğum, fikrine değer verdiğim az sayıdaki spor yazarından biri, belki de birincisidir.

Spor yazarlığı namusuna bayılırım.

Kimsenin adamı olmadan konuşur.

Bilerek konuşur, bilerek yazar.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabında elinde rakı kadehi ile bir fotoğrafını koymuş.

Genç adama edilmeyen hakaret kalmadı.

O ise bazı yavşaklar gibi geri adım atmaktansa kendisine saldıranlara şahane bir şekilde moda tabiriyle “Ayar verdi”.

Helal olsun sana Uğur Meleke kardeşim.

Yazarlığın kadar adamlığın için de seviyorum seni artık.


Gencecik bir arkeolog kızımız intihar etti.

İntihar gerekçesi ise inanılmaz.

Görevli olduğu Zeugma Müzesi’ndeki amirleri, genç kıza baskı yapmışlar.

Müzedeki kayıp ve çalınan ya da satılan eserleri sanki müze envanterinde mevcutlarmış gibi genç arkeoloğun üzerine zimmetlemek istemişler.

Bu yüzden baskıya, mobbinge ve tacize maruz kalmış.

Belli ki, sesini duyuramamış ve bu durumu intihar notuna yazıp hayata veda etmiş.

Ve bu intihardan sonra başlatılan soruşturmada pek çok eserin gerçekten kayıp olduğu anlaşılmış.

Zannetmeyiniz ki bu olay yeni.

Genç arkeoloğun intiharı Ocak ayında.

Yerel basın aylardan beri bu müzede olan biten rezaletleri duyuruyor.

Ama kimse tınmamış.

Olan olmuş biten bitmiş.

Onlarca tarihi eser ve bir can yitirilmiş.

Müze Müdürü Emine Öztürk hanımefendi yeni görevden uzaklaştırılmış.

Herkesin “Yerlilikten” ve “Millikten” dem vurduğu bir dönemde “Yerli ve Milli” değerlerimize karşı bu vurdumduymazlık.

Vallahi şahane.

Tam zamanın özeti gibi.

Vatanseverliğin vatanı insanıyla sevmek olduğunu anladığımız zaman

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • pembepanter 3 ay önce Kaleminize sağlık sayın Altaylı. Benim gözümde bir yazar ne kadar eleştiriliyorsa o kadar doğru yazıyor demektir. Başka sözüm yok. İyi ki varsınız...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00