Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bu ülkeye ilişkin umutlarımı Selman Öğüt’ün canlı tutacağını rüyamda görsem de inanmazdım, birisi söylese de!

Selman Öğüt’ü herhalde biliyorsunuzdur, anlatmama gerek yok.

Evet, yanlış okumuyorsunuz, bu ülkeye ilişkin umutlanmama neden olan Selman Öğüt oldu.

Bu zat dün şöyle bir tweet attı:

“İstanbul’da 50 bine yakın avukat var. Baro kuralım dedik, aylardır 2000 imza toplanamadı. Bu ayıp bize yeter.”

Bu yazılanlar çok önemli.

Biliyorsunuz pandemi öncesi, Türkiye’nin en önemli meselesi “çoklu baro” idi.

İktidar kanadı, İstanbul ve Ankara barolarını dağıtmak için bir yasa çıkarmaya çalışıyor, iktidarı kayıtsız şartsız destekleyen gruplar bunun ne kadar doğru bir iş olduğuna milleti ikna etmeye çalışıyorlardı.

Buna karşın en muhafazakar aklı başında avukatlar dahi bu düzenlemeye karşı çıkıyorlardı.

Ancak itirazlar sonuç vermedi.

Yasal düzenleme yapıldı.

Üzerinden aylar geçti.

Yeni yasal düzenlemenin imkan tanıdığı “Yeni barolar” bir türlü kurulamadı.

Çok değil 2000 avukat bir araya gelip yeni bir baro kurabilirdi.

Ama bu 2000 imza bile bulanamadı.

Çünkü aklı başında, ne yaptığını bilen avukatlar yüzyılı aşkın geçmişi olan, dünya çapında tanınır bir baroyu bırakıp, ne olacağı belirsiz, ömrü muhtemelen iktidar süresi ile sınırlı olacak, geleceği flu bir baroya gitmedi.

Mesleğine, mesleğinin onuruna, barosuna sahip çıktı.

Kamu avukatlarının büyük bölümü bile üzerlerindeki onca baskıya, hatta onca tehdide rağmen yeni bir baro kurmaya yanaşmadılar.

Bu önemli bir olaydır ve Türkiye adına sevindiricidir.

Bir diğer sevindirici nokta ise Selman Öğüt gibilerin aklı ile hareket etmemek gerektiğinin ortaya çıkmış olmasıdır.

Dünyayı çevresindeki üç beş kişiden ibaret zanneden, kendi yanlış fikrini mutlak doğru diye pazarlamaya çalışanların ülkeyi duvara toslatamayıp, kendilerini duvara toslatmasıdır bu.

Teşekkürler Selman Öğüt ve benzerleri.

En umutsuz anımda, umudumu taze tutmayı başardığınız için.

Biz Halil Sezai adlı şarkıcının, komşunu dövmesini tartışırken, Öz kızlarına yıllarca tecavüz eden sapık baba serbest bırakıldı.

Bir hakim tarafından.

Tecavüzü yıllar sonra söyleme cesareti bulan çocuklar şaşkın ve üzgün.

Ve haliyle korkuyorlar.

Ama toplumsal vicdanımız yerinde.

Çünkü Halil Sezai’ye en sertinden tepkiler gösterildi.

Halil Sezai denilen herifin yaptığını savunacak halim yok. O da ayrı bir edepsizlik ama emin olun Halil Sezai, 67 yaşındaki komşusunun torununu taciz etseydi bu kadar tepki toplamaz, fırçalanmazdı muhtemelen.

Hele hele “Ne 67 yaşındaki adama ha!” diye kıyamet koparan bazıları var ki, 70 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu’na yumruk atan inek hırsızını alkışlıyorlardı...

İktidar koalisyonunun güçlü ortağından Türk Tabipler Birliği’ne yönelik sert eleştiriler geldi.

Hükümetin corona ile ilgili verilerine güvenmediklerini söyledikleri için.

Açıkçası toplumun da Sağlık Bakanlığı verilerine birkaç ay önceki kadar güvendiğini zannetmiyorum.

Ancak topluma kızmak kolay olmadığı için hedef Türk Tabipler Birliği.

Bu eleştiriler sonrası muhtemel gelişme şöyle olacaktır.

Türk Tabipler Birliği’ne alternatif bir birlik kurulması için yasal düzenleme yapılacaktır.

2000 sayısı çok olduğu için bu kez “Nüfusu 5 milyonu geçen illerde 500 tıp doktoru, nüfusu daha az illerde 100 tıp doktoru bir araya gelip yeni bir Tabip Odası kurabilir” diye bir yasal düzenleme yapılacaktır.

Daha sonra da bu odaların oluşturacağı bir “Müstakil Tabip Odaları Birliği” MÜTB yolu açılacaktır.

Gülüyorsunuz değil mi!

Gülmeyin.

Daha neler demeyin.

Ciddiye alın.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu kısa bir not yolladı.

Yazımda “Sanki yetmez ama evetçiymiş gibi” dediğim için.

12 Eylül Referandumu öncesi moderatörlüğünü yaptığı “Referandumda neden Hayır” başlıklı bir panelin davetiyesini göndermiş whatsapp’tan.

Yani asla “Yetmez ama evet”çi olmadığını anlatmış.

Ve Başkanlık Sarayı’nda bir dostu olmadığını da not düşmüş.

Sosyal medyada tecelli eden adalete güvenilmeyeceğini bildiğimiz zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • nihonjin 1 ay önce Fatih bey sayın cumhurbaşkanımız hemen ardından dışışleri bakanımız ısrarla Ege adalarını Yunanistan’a daha önce verdik dediler. Yunanistan sizce çıkıpta Türkiye Cumhurbaşkanı adaların bize ait olduğunu söyledi derse ne olur sizce ? İç politika dış politikaya karışırsa ne olur acaba ? Saygılar
    CEVAPLA
0:00 / 0:00