Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türk gibi başla, Alman gibi bitir diye bir söz vardır ya, gerçekten doğrudur.

Her türlü gelişme bunu bize ispatlar.

Salgınla mücadelede de aynen öyle oldu, oluyor ve olacak.

Geçen ilkbaharda mücadeleye en erken başlayan, tedbirleri en iyi şekilde en erken alan ülke olduk.

Bahar aylarında bunun konforunu da yaşadık.

Az hasta, az ölümle sağlık sistemimizle kıvandık.

Sonra cıvımaya başladık.

Mayıs ayında mücadeleyi zıvanadan çıkarmanın ilk belirtileri görülmeye başlandı.

Buradan yazdık, “Aman yapmayın” diye.

Bir bakan yardımcısı tutturdu “AVM’ler açılacak” diye.

Nitekim mayıs sonunda AVM’leri açtılar ve ardından hızlı bir “normalleşme” başladı.

Bilmem kaç yüz bin kişiyle cami açılışları falan derken, herkes koyverdi.

Geldiğimiz noktada artık salgında hangi durumda olduğumuzu bile bilmiyoruz.

Enflasyon rakamımız, işsizlik rakamlarımız ne kadar doğru ise salgın rakamlarımız da o kadar doğru, hatta onlardan bile beter vaziyette.

Bu arada salgın sırasında sürekli olarak risk gruplarından, risk gruplarının zatürre ve grip aşısı olmasının öneminden bahsetti uzmanlar.

İnfluenza salgınlarının başlayacağı sonbahar aylarından itibaren özellikle risk gruplarındaki kişilerin bu aşıları olması gerektiği kaydedildi.

Peki gelinen nokta ne?

Bakın bana gelen yüzlerce şikayetten ikisini paylaşayım da durumun ne olduğunu görün. İlk mektubu yazan, yıllardır AK Parti'ye toz kondurmayan, eski bir İstanbullu. Sürekli okurum. Bakın ne yazmışlar:

1. “Fatih Beyciğim,

Bunlar alay ediyor vatandaşla.

Ben, kolon ve cilt kanseri 4. evredeyim.

Eşim, 1 yıl içinde kas ameliyatı, bel fıtığı ameliyatı, Bypass (4 damar değişti) ve son olarak da boynundan atar damar ameliyatı oldu.

Ama her ikimiz de risk grubunda değilmişiz!

Aşı vermiyorlar bize?

Sapasağlammışız meğer.

İnanılır gibi değil...

Moralimiz son derece bozuldu.

Sevgiler”

2. “Sayın Altaylı, 67 yaşında ve koroner by-pass ameliyatı olmuş kişiyim. Sağlık Bakanlığı'na göre ben grip aşısı için öncelikli değilmişim. E-nabız’dan gelen yanıtı, duyuruyu aşağıda veriyorum:

Influenza (Mevsimsel Grip) Bilgilendirme

İnfluenza açısından 1. öncelikli yüksek risk grubunda değilsiniz. Durumunuz ileride yeniden değerlendirilecektir.

Bu nevi çok sayıda mail ve mesaj geliyor.

Anlıyorum ki, yine Türk gibi başladığımız işi ne yazık ki Türk gibi bitiriyoruz.

AK Parti iktidarının 18. senesindeyiz.

Kurucu lider Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi 13 yıl yönetebilmişti.

Onu takip eden İsmet İnönü ise 12 yıl.

Her şey bir kenara, AK Parti bu 18 yılın ilk 13’ünde tam tamına 5 eğitim reformu yaptı.

Eğitim sistemini 5 kez baştan sona değiştirdi.

Aradaki ufak tefek rötuşları saymıyorum bile.

5 kez “reform” adı altında yapılan değişikliklerden söz ediyorum.

Funda Karapehlivan geçen yıl kaleme aldığı “Eğitim yoluyla yeni bir Türkiye yaratmak” başlıklı makalesinde yapılan değişiklikleri özetlemiş.

Ama şimdi öğreniyoruz ki, tüm bu yapılan değişiklikler hiçbir işe yaramamış.

En yetkili ve hatta tek yetkili ağızdan öğreniyoruz ki, gençlik sapkın ideolojilerden kurtarılamamış, sapkın ideoloji zehri yapılan tüm reformlara rağmen gençlere zerk edilmiş.

Açıkçası sapkın ideoloji denilen şey nedir ben pek anlamam.

Çünkü sapkın ideoloji konjonktüreldir ve değişkendir.

Çin’deki sapkın ideoloji ile ABD’deki farklıdır.

Hatta Çin’deki 30 yıl önceki sapkın ideoloji ile bugünkü sapkın ideoloji bile farklıdır.

Hatta aynı iktidar dönemlerinde bile sapkın ideolojiler değişkenlik gösterebilir.

Sadece alnı secdeye değdiği için “makbul” olan kimi “dandik ideolojiler” bir süre sonra “sapkın ideolojiye” dönüşebilir mesela.

O yüzden de eğitim yoluyla ideoloji  pompalamaya çalışmak asıl hatadır.

Eğitim eğitimdir.

Eğitim yön göstermez.

Eğitim pusula verir, sekstant verir.

Bugün için navigasyon aleti verir.

Eğitimi böyle görmezseniz bir 18 yıl daha iktidarda kalsanız bile 36. yılın sonunda “Eğitimi beceremedik” dersiniz.

Türkiye’de futbolun nasıl bir rezillik, nasıl gırtlağa kadar batmış bir pislik olduğunu anlamak için fazlaca uzman olmaya gerek yok.

Tek bir olay pisliğin boyutunu anlatmaya yeter.

Anlatalım o halde:

Gaziantepspor Teknik Direktörü Sumudica bir açıklama yaptı birkaç hafta önce.

Dedi ki, “Türkiye’den iki menajer bana geldi ve onların önerdiği bir futbolcuyu takıma aldırmam karşılığında 50 bin avro rüşvet önerdi.”

Bu durumda ne beklersiniz?

Hemen soruşturma açılır, Sumudica’nın bilgisine başvurulur, o menajerlerin kim olduğu ortaya çıkarılır, futbolun uluslararası kuruluşlarına bu durum bildirilir, büyük bir rezalet ortaya çıkarılır ve kulüpleri soyan bu gibi çetelerden en azından biri ortaya çıkarılmış olur.

Sumudica’ya da fair play ödülü verilir.

Olması gereken budur değil mi?

Evet soruşturma açıldı.

Ama kime?

Sumudica’ya.

Rezaleti anlatan teknik direktör Türkiye Futbol Fedrasyonu tarafından Etik Kurulu’na sevk edildi.

Hakkındaki suçlama ise “Etik ilkelere aykırı davranış ve açıklama.”

Futbolda bir rezaleti açıklıyor.

Etiğe aykırı davranmakla suçlanıyor.

Yani neymiş.

Futbol etiği, hırsızlık, rüşvet, menajerlerle avanta lavanta ilişkileri, kulüpleri soyma imiş.

Sumudica buna aykırı davranmış.

Tabii haliyle Etik Kurul'a sevk. 

Suçlu. Çünkü sırrı ifşa ediyor. Pisliği ortaya döküyor. Mafya tabiriyle Cosa Nostra'nın, sessizlik yeminini bozuyor. 

Tüm bunlardan sonra da Türk futbolu diyorsunuz.

Bein Sports’tan para dileniyorsunuz.

Bein Sports size çok para veriyor.

Ben söyleyeyim.

5 para etmezsiniz.

Haberler beni güldürmeye devam ediyor.

Son güldüğüm haber “Şeyma Subaşı tatile çıktı.”

 

 

Etik kelimesini Türkçe sözlükten çıkardığımız zaman :))

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • nihonjin 1 ay önce Fatih bey bu güzel ülkede Eğitim, siyaset , sağlık, ihaleler ve çocuklardan tarikat uzak tutulsun Dış politikada Suriye ve Mısır ile barışılsın sorunlarımız biter diye düşünürüm hep umarım gün gelir başkalarında düşünür saygılar
    CEVAPLA
  • nihonjin 1 ay önce Eğitimde tarikatlara yer vermez Tarihi dizilerden öğrenip caka satmaz Siyaseti günü birlik içeriye yapmaz Atatürk için kötü ağır konuşana makam mevki vermezsek işte ozaman reform yaparız...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00