Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dün devlet hangi binanın yıkılacağını biliyor diye yazdım.

Bazı okurlar haklı olarak “Peki vatandaşın hiç mi suçu yok” diye itiraz ettiler.

Olmaz mı!

Suçun büyüğü vatandaşta elbette.

3 metrekare daha fazla pay alacağım diye çoluğunu, çocuğunu kendini çürük binada oturmaya mahkum edip, kentsel dönüşüme sokmayan açgözlü vatandaş da suçlu...

Sağlam yapılmış binanın kolonlarını kesip iş yerini genişleten öküz de suçlu.

Üç kuruş fazla kazanmak için malzemeden çalan müteahhit de suçlu.

Projeyi mühendise çizdirmeyen de suçlu.

Çizmediği projenin altına imza atan mühendis de suçlu.

Suçlu çok.

Ama devlet niye var!

Denetlesin diye.

Millet suç işleyemesin diye.

İşlerse de iyi kötü bir ceza alsın diye.

Tabancayı çekip birini öldürürseniz devlet ne yapıyor?

Sizi yakalıyor, yargılıyor, hapse atıyor.

Ayrıca da insan öldürmekte kullanılacak silahları ruhsata bağlıyor, herkese vermiyor.

Her türlü suçu önlemek için önlem alıyor, denetliyor, önlemler işe yaramaz ise ceza sistemini devreye sokuyor.

Peki burada ne yapıyor?

Genelde hiçbir şey.

Depremi bekliyor.

İnşaat usulüne uygun yapılmamış!

Peki denetleyen kim?

Kolon kesilmiş!

Denetleyen kim?

Üç metrekare fazla için çürük ev dönüşüme sokulmamış!

Yasal düzenlemeyi üç oy korkusuyla yapamayan kim?

Yıkılacak binaları bildiği halde adım atmayan kim?

Devlet!

Deprem ülkesinde sürekli imar barışları çıkaran kim?

Devlet!

Parlamentosuyla, merkezi hükümetiyle, belediyeleri ile.

Ve tabii milleti ile.

Elbirliği ile.

İşbirliği ile.

Okurlar soruyor.

“Bu deprem 6,6 mı, 6,9 mu, 7 mi?”

Çünkü herkes ayrı bir ölçüm yayınlıyor.

İlk sayı devletin resmi kurumu AFAD’ın, ikinci sayı devletin üniversitesi Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin, üçüncü sayı Türkiye dışındaki USGS ve diğer ölçüm merkezlerinin.

Hangisi doğru derseniz.

AFAD hariç hepsi doğru.

Kandilli yakından ölçtüğü için 6,9 buluyor, diğerleri uzaktan ölçtüğü için 7.

İkisi de kabul edilebilir.

AFAD’ınki ise sallama.

Zaten bakın depremin ses kaydını yapan Kocaeli Üniversitesi’nden Hamdullah Livaoğlu’nun yayınladığı ses kayıt tablosuna.

Üzerinde Mw7 Sisam Depremi diye yazıyor.

Yani bilim doğruyu söylüyor.

Ben de bu yüzden ilk günden beri Habertürk ile tartışıp duruyorum.

İTÜ’de olmadığı halde İTÜ öğretim görevlisi unvanını kullanmak hiç ama sıkılmayan Prof. Ahmet Ercan bilimsel açıklamalarına devam ediyor.

Medyamız da bu beyefendiyi uzman diye sunmaya.

Oysa ben Ahmet Ercan Beyefendiyi bir başka profesöre, Canan Karatay’a benzetiyorum.

Popüler olmak için uzmanı olmadığı ve hatta bilmediği konularda uzmanlık taslayan hocamıza (!).

Prof. Ahmet Ercan depremin büyüklüğünü tanımlarken son derece bilimsel bir yaklaşım sergilemiş ve demiş ki, ”Halk anlasın diye şöyle söyleyeyim. Bu depremin yer yüzeyinde açığa çıkardığı enerji 35 atom bombasına denktir.”

Süper bilimsel yaklaşım.

Sayın hocam iyi de hangi atom bombası.

1 kilotonluk 35 bomba mı, 10 megatonluk 35 bomba mı?

Sayın Ercan, bu ikisi arasındaki ortaya çıkan enerji farkını hesaplatıp yollayayım mı yoksa en azından onu hesaplayabilir misiniz!

Adli ilahiye kalmadığı zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • nihonjin 1 ay önce Fatih bey genel anlamda fikirlerinize katılırım çünkü haklı ve doğruyu söylüyorsunuz fakat vatandaşa ve ilahi adalete suçu atmak kolay elbet aç gözlü insanlar vardır ama bir evi olan tüm varlığı bundan ibaret olan birine de o kadar kurum varken suç atmak haksızlık bu ülke deprem vergisi topladı 18 yıldır buyrun yönetin dedi şimdi söylediğiniz gibi asıl suçlu depremde konuşup yapacağız diyen sonrasında kulak ardıyla müteahhit firmalara haraç ödeyendir muhteşem beşli hani...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00