Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

AK Parti’nin en önemli sorunlarından biri ne?

Eğitim düzeyi yükseldikçe aldıkları oy oranının hızla düşmesi.

AK Parti’nin en önemli sorunlarından bir diğeri ne?

Hayatlarında AK Parti’den başka iktidar görmemiş gençler arasında oy oranlarının hayli düşük olması.

Haber ne?

Hadi birlikte okuyalım.

“COVİD salgını sonrası YÖK yurtdışında okuyan başarı oranı üst düzey öğrencilerin Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş yapmasını kolaylaştıran bir karar aldı.

HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, Türkiye’deki üniversite seçme sınavında 800 bininci olup, yurt dışından yatay geçiş yöntemi ile Tıp, Diş hekimliği gibi bölümlere gelenler olduğunu gündeme taşıdı.

YÖK Başkanı Yekta Saraç da “Doğru. Böyle bir karar aldık ama biz dürüstlük esasına göre karar aldık. Sonra fark ettik ki, çok hızlı biçimde yurt dışında bu bölümlere kayıt yaptırıp, yatay geçiyle hemen Türkiye’ye dönme yoluna gidiyorlar. Bu yetkiyi kısıtlama yoluna gittik. Ama gelenler geldi. Şimdi ne yapabiliriz? Bu tür gelenlerin kayıtlarının silinmesi için üniversitelere yazı yazdık ama bunlar mahkemelere gidiyorlar idare mahkemeleri de müktesep haktır diyor.”

Sahtekarlıkla elde edilmiş bir hak nasıl müktesep hak oluyor sormak lazım ama kim soracak!

Hele hele o hakkı kullananlar arasında bir araştırma yapabilsek kim bilir kimler çıkar karşımıza.

Bu rezalet gençler arasında ciddi bir infial yaratmış.

Bana gelen tepkilerden anladığım bu.

AK Parti belirli bir yaşın üzerindekilerin Türkiye gerçeği olan “sahtekarların avantaj sağlaması” durumuna alışkın olduklarını biliyor.

Ama gençlerin bu konuda ne kadar tepkili olabileceğini göremediği için gençlerle barışamıyor.

Bu bazen liyakatsiz işe alınmada, bazen bir sınav sahtekarlığı ile bazen de böyle bir imkanın kötüye kullanımında olabiliyor.

Gençler bu nedenle AK Parti’den uzak duruyor!

Bir sahtekarı kazanmak uğruna onlarca namusluyu mutsuz ettiğiniz için.

İzmir, deprem sonrası medeniyet dersi veriyor sanki.

Halkın dayanışması müthiş.

Tabii depremin çok geniş çaplı bir yıkıma yol açmamış olması bu dayanışmayı gerçekleştirmeyi kolaylaştırıyor ama yine de görüntüler gerçekten şahane bir duygu yaratıyor görenlerde.

Keza belediyelerin organize olma hızı ve niteliği de çok çok iyi.

Bu arada Pazartesi günü okur mektupları köşesinde, İzmirli bir okurumun “İzmir Hilton Oteli kapalı ve boş duruyor. Burayı depremzedeler için açsalar keşke” diye bir öneri getirdi.

Ben de yayınladım.

Bu okur önerisi 3 gün içinde hayata geçti ve İzmir Büyükşehir Belediyesi kapalı ve boş Hilton Oteli’ni dün depremde evlerini kaybedenlerin kullanımına açtı.

Bir yurttaş önerisine kulağını tıkamayıp, hızla hayata geçirenlere de ayrıca teşekkür ederim.

“THY’den zarar rekoru” başlığını görünce haberi okudum.

2020 yılında THY’nin 9 aylık yani üç çeyreklik zararı 5,2 milyar TL olmuş.

Yani bugünkü kurla yaklaşık 520 milyon Avro.

Eğer durum bu ise THY yönetimini gerçekten kutlamak lazım.

Çünkü bu zarar, benzer şirketlerin bu yıl COVİD 19 nedeniyle uğradıkları zararın yanında devede kulak.

Mesela THY ile yakın büyüklükte filoya sahip Alman Lufthansa’nın 2. çeyrek zararı 1,4 milyar Avro, 3. Çeyrek toplam zararı ise 2 milyar avro.

Fransa’nın bayrak taşıyıcı milli havayolu Air France’in durumu da daha parlak değil.

Fransız havayolu ikinci çeyrekte 2 milyar avro olan zararını, 3. Çeyrekte 2,4 milyar Avroya çıkararak zarar rekoru kırdı.

Yani Lutfhansa’nın zararı THY’nin 4, Air France’in zararı THY’nin 5 katı.

Ve Almanya Hükümeti Lutfhansa’ya 8 milyar Avro, Fransız hükümeti de Air France’a 7 milyar Avro kamu desteği sağlayacak.

Yani bu durumda THY gerçekten 520 milyon avro zarar etti ise ortada çok büyük bir başarı var demektir.

Ancak Türkiye’deki sorunumuz açıklanan rakamlara güvenmekte.

Gün geçmiyor ki, TRT’de bir alt yazı faciası yaşanmasın.

Oradakilerin varlık sebebi sayılabilecek Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarında bile alt yazılarda Cumhurbaşkanı ile dalga geçmek olarak algılanabilecek felaketler yaşanıyor.

Her gün başka bir rezillik, başka bir komediye sahne oluyor TRT’nin alt yazıları ya da meslek deyimiyle KJ’leri.

Bazıları bunun inada yapıldığı, TRT’deki bazı örgütlenmelerden olduğunu iddia ediyorlar.

Elimde bilgi olmadan bunu söyleyemem ama bana kalırsa bunun çok daha basit, çok daha bildik bir nedeni var.

Türkiye’ye her alanda musallat olan bir neden.

Lİ YA KAT

Liyakata bakmadığınız zaman tepeden aşağı bir çürüme, bir rezalet karşınıza dikiliveriyor.

Her yere “Benden olsun adam olmasa da olur” mantığı ile adam yerleştirmeye başladığınız zaman sonuç bu oluyor kaçınılmaz olarak.

Siz müdür olmayacak bir müdür atıyorsunuz.

O da kendinden iyiyi atamaya korkuyor.

Yetersizliği ortaya çıksın istemiyor.

Seviye her aşamada biraz daha düşüyor.

Her atanan altına kendinden de kötüleri atamaya başlayınca ortaya bu rezalet çıkıyor.

TRT sadece bir örnek.

Ama sistem bu ne yazık ki!

Ve her yerde çalışıyor.

Bir ülke böyle dibe doğru yuvarlanıyor.

Gerçekleri yalanlayarak yalan haline getiremeyeceğimizi anladığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00