Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “sözde” dedi diye AK Parti epey bir kıyamet koparıyor.

Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı için “sözde” demek hoş olmasa bile Türkiye'deki siyasetin “hitap seviyesi” incelendiğinde çok da ağır bir eleştiri gibi görünmüyor. Mesele biri bana “sözde gazeteci” pek takmam.

Sonuç olarak bunu söyleyenden daha iyi gazeteci olduğum kesindir büyük olasılıkla.

Gençler pek hatırlamaz ama geçmişte de muhalefet ile iktidar arasında böyle sertlikler yaşanırdı.

Mesela rahmetli Özal’ı geniş bir kitle Cumhurbaşkanı olarak içine sindirememişti.

Hele hele muhalefet ve özellikle de yine rahmetli Demirel.

Nur içinde yatsın Süleyman Bey için Özal Cumhurbaşkanı değildi.

Ondan her söz edişinde “864 rakımlı tepedeki zat” derdi.

Kastettiği Çankaya Köşkü idi.

Ama Çankaya Köşkü de Cumhurbaşkanlığı ile ilişkilendirileceği için, Çankaya Köşkü bile demez, “864 rakımlı tepe” derdi.

Öyle ki yıllarca herkes Çankaya’nın rakımını 864 olarak bildi.

Yıllar sonra bir gazete ölçtürdü ve 1070 buldu.

Ama hala o günleri hatırlayanlar için 864 rakımlı tepedir Çankaya.

Sokaktaki muhalifler için de Özal cumhurbaşkanı değildi.

Özellikle sendikaların iktidar karşıtı gösterilerinde sistem Cumhurbaşkanlığı olmadığı ve Özal’ın da pek bir yetkisi olmadığı halde, Özal Cumhurbaşkanı değil “Çankaya’nın şişmanı” idi.

Ve haliyle “işçi düşmanı” idi.

Yer gök inlerdi “Çankaya’nın şişmanı işçi düşmanı” diye.

Özal da genel olarak tüm bu söylemlere güler geçerdi.

Bugün durum bu değil.

Kimse gülüp geçmiyor.

Zaten Kılıçdaroğlu da bir Demirel değil.

Aralarında nüktedanlıkta, kıvrak zekada büyük fark var.

Biri siyasetçi idi.

Diğeri ise hep bürokrat.

SADAT’ın kurucu patronu, bir dönemin danışmanı Adnan Tanrıverdi diye biri var, biliyorsunuz.

Bu adam İstanbul’da bir toplantı düzenliyor ya da başında bulunduğu ASSAM’a düzenletiyor ve burada bir gelecek tasavvurunda bulunuyor.

Afrika ve Asya İslam Ülkeleri Birliği kuruyor.

Bunun sınırlarını anlatıyor, başkentini İstanbul, resmi dilini de Arapça olarak belirliyor.

Bunları siz veya ben yapıp söylesek başımız epey bir belaya girer.

Ne memleketi böldüğümüz kalır, ne Cumhuriyeti yıkmayı düşündüğümüz, ne de halkı isyana teşvik ettiğimiz.

Bu Adnan Tanrıverdi’ye bir şey olduğu yok. Ya ciddiye almıyorlar ya da fikir öncüsü diye bakıyorlar.

Bilemiyorum.

Beni asıl ilgilendiren ise bu adamın yani Adnan Tanrıverdi’nin Türk Silahlı Kuvvetleri’nde emekli oluncaya kadar görev yapmış olması.

Daha da beteri generalliğe kadar yükselmiş olması.

Öyle AK Parti döneminde ya da Refah Partisi iktidarında falan değil, 1992 yılında.

Bu zat generallliğe kadar yükselebildi ise TSK’nin Yüksek Askeri Şuralarda kimi ordudan uzaklaştırdığını merak ediyorum.

Sinovac aşısının etkinliğinin yüzde 60’lar düzeyinde olduğunu söyleyince Teke Tek’teki konuğum Prof. Serap Şimşek Yavuz “O kadar da değil” dedi.

Dün Endonezya verileri ortaya açıklandı.

Endonezya’daki faz 3 çalışmalarında bu aşının etkinlik düzeyi yüzde 65 çıktı. (Endonezya Türkiye’nin üçte biri kadar denekle çalışma yürüttü.)

Brezilya ise aynı aşıdaki etkinliği yüzde 78 olarak açıklamıştı. Reuters'in son geçtiği haberde ise Brezilya Sinovac aşısının etkinliğinin yüzde 60'ların da altında olduğunu söylüyor.

Türkiye’deki ara sonuçta ise yüzde 91,25 bulundu, buna göre kesin sonuç en kötü ihtimalle yüzde 72 olabilir. Daha azı mümkün değil.

Bu farklar neden?

Şu an için bunun bilimsel açıklamasını yapmak mümkün değil.

Ancak bahaneler bulabiliriz.

Türkiye'deki çalışmanın koordinatörü Prof. Murat Akova ciddi bir bilim adamıdır, söyleyeceği her şeyi burada yayınlarım.

Ama belli ki, bu aşı "şahane" değil.

Yine de Dünya Sağlık Örgütü WHO’nun kriterlerini karşılıyor Sinovac.

Elimizde olduğu iddia edilen ve etkinliği başka yelede yüzde 60 civarı bizde ise yüzde 90 civarı olan 3 milyon aşının yarın ya da öbür gün, en olmadı bir sonraki gün daha da olmadı ondan sonraki gün sağlık çalışanlarından başlanarak risk gruplarına yapılacağını öğrendik dün.

Kime Sinovac, kime BioNTech aşısı yapılacak o net değil.

Ben ve benim gibi düşünenler “Yaşlılara BioNTech yapılsa daha mı iyi olur” acaba derken, Bakanlık ve Bilim Kurulu “kime ne denk gelirse” yöntemi uygulayacak.

Ancak toplumdaki genel kanaat torpilli kesimlere BioNTech yapılacağı yönünde.

Ben bir kez daha söyleyeyim.

Sıram geldiğinde hiç tereddütsüz hangisi varsa onu olacağım.

Çünkü aşı olunca hastalığı hiç değilse daha kolay atlatacağımı biliyorum.

Ortalama zekaya umut bağlamadığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • gozcudr 1 ay önce Bizde her türlü istatiksel veri "olumlu"ya törpüleme alışkanlığı olmasından kaynaklanıyor olmasın? Bkz enflasyon, işsizlik vs verileri!
    CEVAPLA
0:00 / 0:00