Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Günlük 1 milyon 300 bin “aşı yapma” kapasitesi olan Türkiye, aşılamaya başlamanın 10. gününde bugün.

Elimizde 3 milyon aşı olduğunu öğrenmiştik ve bu aşıların tümünü uygulayacağımız, 3 milyon kişinin ilk doz aşısını olacağı açıklanmıştı.

Peki 10. güne girerken kaç yurttaşımıza aşı yaptık dersiniz!

Söyleyeyim.

1.202.212.

Yazı ile bir milyon iki yüz iki bin iki yüz on iki.

10 günde yapılan aşı, bir günlük aşı yapma kapasitesinin altında?

Niye?

Gerçekten merak ediyorum.

Aşılananlar belli.

Sağlık personeli, 30 yaş üzerine yurttaşlarımız, 80 yaş üzerine yurttaşlarımız ile aynı evde yaşayan 65 yaş üzeri kişiler.

Yaklaşık 1,5 milyon kişilik bir grup.

Allah var, sağlık personeli bu ileri yaştaki grubun gerekirse evine kadar gidip aşı yapıyor, yakınlarını da evlerinde aşılıyor ama sayısal ilerleme niye bu kadar yavaş anlayamıyorum.

10 günde 1 milyon 202 bin.

Günde 120 bin.

Kapasitenin 10’da biri.

Pek yakında geleceği Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 10 milyon aşı da bu hızla yapılırsa ve daha sonra gelecek 37 milyon Sinovac ve 5 milyon BioNTech aşısı da benzer bir tempo ile vatandaşlara ulaşırsa şu anda gelmiş ve geleceği kesin olan toplam 55 milyon dozu 450 günde uygulayabileceğiz.

Sürü bağışıklığını elde etmemiz ise tahminen en az 4 yıl sürecek.

Bu arada antikorların bir süre sonra ortadan kaybolması ve aşının tekrarlanması gerektiği ortaya çıkarsa.

Durum iyiden iyiye vahamet kesbedebilir

Bu yüzden de bu yavaşlığa bir çözüm bulmak gerek.

Çözümü bulabilmek için de neden yavaş gittiğini tespitle başlamak şart.

Yoksa "Kapasitemiz var" demekle sorun çözülmüyor.

Bir de kapasite kullanımı diye bir şey var.

Çok sorulan sorulandan biri şu:

“Corona geçirdim aşı olabilir miyim?”

Bu soruya “Geçirdiyseniz olmayın” yanıtı verilince bu kez şu soru geliyor:

“Ya belirtisiz geçirdiysem?"

Buna da “Antikor testi yaptırın” yanıtı verenler var ama bu doğru bir yanıt değil.

Herkesin antikor testi yaptıracak hali de yok gereği de yok.

Ben size sağlık personelinin ne yaptığını söyleyeyim.

Sağlık personelinin önemli bir bölümü Covid-19 geçirmiş olsa bile aşı yaptırıyor.

“Sürekli antikor düzeyini ölçtüreceğime aşı olur rahat ederim” diyorlar.

Yani buradan çıkan sonuç şu.

Covid-19 olup atlattı iseniz aşı olmanıza gerek yok ama olmanızda da bir mahzur yok.

Bir ülkeyi yönetenler, o ülkenin kendi yönetimleri sona erdikten sonra da binlerce yıl daha insanlara ev sahipliği yapacağını, torunlarının, torunlarının torunlarının ve onların da torunlarının o ülkede insanca yaşama hakkına sahip olduğunu düşünmediği zaman o ülke yaşanmaz hale gelebiliyor, sanki bir işgale uğramış gibi bir duygu yaratabiliyor.

Bu durumun en çirkin örneklerinden biri Marmara Adası.

Marmara Denizi'nin en temiz, en sakin ve en güzel adalarından biri, belki de birincisi olan bu güzel ada, bir süredir yok oluşa doğru sürükleniyor.

Adanın bu talihsizliğinin nedeni ise adadaki mermer.

Güzelim ada birkaç mermer blok için hızla yok ediliyor.

Bu güzelim ada bir süre önce turizm alanı olmaktan çıkarılıp, sanayi alanına çevrildi.

O günden bu yana da hızlı bir yok oluş başladı.

5 yıl önce 41 olan mermer ocağı sayısı 5 yılda neredeyse 2’ye katlandı ve 74’e çıktı.

“ÇED raporu gerekli değildir” şeklindeki akılalmaz hükümet kararından sonra iş iyice zıvanadan çıktı.

Adadan yılda 250 bin metreküp mermer sökülürken, hedef 1 milyar metreküpe çıkarıldı.

İzinli mermer ocaklarının yanı sıra izinsiz mermer ocakları da üzerine tuz biber ekti.

1 izinle 5 mermer çıkarıldı.

Üstüne bir de çıkan hafriyat, cüruf, artık mermerler tepelerden aşağı döküldü, madenlerde kalan alanlar da tahrip edildi.

Ve Ada’nın “Gözden uzak” tarafı tam bir talan, tam bir doğa enkazı halinde.

Güzelim ada muhtemelen birkaç yıl içinde tamamen bitecek.

Geriye yok edilmiş bir doğa, paramparça olmuş topraklar kalacak.

Bu ülkeyi yönetenler torunlarına paramparça edilmiş, delik deşik olmuş, hasarlı bir ülke yüzeyi bırakacaklar.

Şimdi diyeceksiniz ki, "Sen yazdın diye bir şey değişecek mi?"

Bilemem.

Belki değişir, belki değişmez.

Belki uzun dönemde bir fayda sağlar.

Ama en azından ben herkesin torunlarına karşı vazifemi yerine getirmiş oluyorum.

Yargı kararlarına uymayan yargıya yargı diyemeyeceğimizi anladığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • mckazma 1 ay önce Yine size helal olsun....iyi ki varsınız..
    CEVAPLA
0:00 / 0:00