Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kafayı Mesut Özil’e taktı demiş bazıları.

Haşa.

Kafayı Mesut Özil’e falan takmadım.

Ben kafayı kimseye takmam.

Ben kafayı enayi yerine koyulmaya takarım.

Dün Mesut Özil’in Türkiye’de, her biri birer başyapıt onlarca camimiz var iken, bu camilerin tanıtımının Türkiye için turistik potansiyel yaratma olasılığı büyükken Özil’in Hindistan’dan bir caminin önünde Fenerbahçe forması ile fotoğraf koymasını eleştirdim.

Hemen saldırı başladı.

Kimi diyor ki, “Mesut Özil’e kafayı taktı” kimi diyor ki, “Mesut Özil geldi diye hasetinden çatlıyor”

Önemli, değerli bir futbolcunun transferinden çatlayacak olsa idim Fenerbahçe’nin Roberto Carlos’u transfer etmesine çatlardım.

Galatasaray forması ile en görmek istediğim futbolculardan biri idi.

Tam aksine böyle önemli bir futbolcuyu bize izlettirdiği için Fenerbahçe’ye minnet duydum.

Kariyerinin zirvesinde gelen Van Persie’yi kıskanmadım da, zirvedeyken Alman, dibe vurduğunda Türk olduğunu hatırlayan Mesut Özil’in gelmesini mi kıskanacağım?

Geçiniz bunları kardeşim, geçiniz.

Benim derdim iki yüzlülükle, benim derdim sahte bir “yerli ve milli” söylemi ile.

“Hepsi Müslümanların camii, Mesut da bir Müslüman, ille Türkiye’den mi cami paylaşacak” demiş bazıları.

Böyle doğruyu söyleyin, canımı yiyin.

Bak buna saygı duyarım.

Zekamla alay etmeyen, gerçekçi bir yaklaşım bu çünkü.

Sahte bir yerli ve millicilik söyleminden sıyrılıp, gerçeği söyleyin arkadaşlar.

Bazı okurlar ya da okur postuna bürünmüş bazıları mesaj, mail atmışlar.

“Aşılar yapılmıyor diyorsunuz ama bize yapıldı.”

Benim aşılar yapılmıyor dediğim tek bir yazımı bulsunlar, işi bırakırım.

Benim haftalardır yazdıklarım ortada.

Aşılar söylendiği tarihlerde gelmiyor dedim.

Beklenen miktar aşı gelmedi dedim.

Niye başka üreticilerden de aşı almıyorsunuz dedim.

Günde 1 milyon 300 bin aşı yapma kapasitemiz var ama ortalamamız bunun onda birinin altında kaldı, "Niye" diye sordum.

Son olarak da 200 bin aşı kayıp görünüyor, bunun nedeni ne, kayıp mı, yoksa zayiat mı sorusunu yönelttim.

Bunun yanı sıra sağlık personeline aşılamada gösterdikleri özveri için sıklıkla teşekkür ettim.

Gerçekten de aşılamamız söylenenin altında gidiyor ama son derece iyi organize olmuş bir sağlık sistemimiz olduğu gerçeği de ortada.

Sırası gelenlere aşılar ulaştırılıyor.

En yakın yere olmasa da ulaşabileceği bir yere vatandaşlar yönlendiriliyor.

Randevu sistemi kusursuz olmasa da gayet iyi işliyor.

Sırası gelen bugün, bugün olamasa da bilemedin iki gün içinde aşısını oluyor.

Türkiye bu konuda oldukça başarılı.

Bunları görmezden gelirsem çok ayıp etmiş olurum.

Ben sadece daha hızlı bir aşılama, daha fazla aşı tedariki için uyarılarda bulunuyorum.

Yoksa dün yaklaşık yarım milyon aşıyı yapanlara saygım sonsuz.

Aksini söylersem taş olurum.

Aşı demişken bir arkadaşımıza yapılan haksızlığa da yanıt verelim.

Muharrem Sarıkaya geçen hafta “Sağlık Bakanlığı ile varılan mutabakat sonrasında milletvekillerinin öncelikli olarak aşılanmaya başlayacağını” yazdı.

Kimse de bir şey demedi.

550 milletvekilinin aşılanması dünyanın sonu değildi.

Her ne kadar Almanya Başbakanı Merkel “Ben sıramı beklerim” dediyse de, Türkiye’de bu kadar ayrıcalık olabilir diye düşündü çoğunluk.

Ancak TBMM Başkanı Mustafa Şentop, çok hızlı ve çok sert biçimde Muharrem Sarıkaya’yı yalanladı.

“Böyle bir şey yok. Pazartesi gününden itibaren milletvekillerine aşı yapılacağı iddiası külliyen uydurmadır, asılsızdır. Sağlık Bakanlığı ile yapılmış bir protokol yoktur, aşı konusunda milletvekillerine yönelik bir planlama yoktur” dedi.

Ancak şimdi öğreniyoruz ki, TBMM doktorluğu tarafından aranıp, aşıya davet ediliyormuş.

Bu haber önceki gün bazı yayın kuruluşlarında yer aldı ve hala yalanlanmadı.

Demek ki Muharrem Sarıkaya’nın haberi doğru imiş ve doğru haber yalanlanmış anlaşılan.

O halde Muharrem Sarıkaya’nın “Mayıs’a kadar herkes aşılanmış olacak” demesi de doğrudur diye umuyorum.

Haziran’a kadar aşı olamamışsam, Muharrem’e başvuracağım.

İstanbul’da Kadıköy sahilinde sosyal mesafe kurallarına uymadan piknik yapan İrem Derici’ye Kadıköy Kaymakamlığı tarafından ceza yazılmış.

Kaymakam Bey’in eline sağlık. Doğru yapmış, iyi yapmış.

Merak ettiğim ise maske ve mesafe kurallarına uyulmadan yapılan parti kongrelerine de ceza yazılıyor mu?

Sonuçta bir kural var ise herkes için geçerlidir değil mi?

Açık havada pikniğe ceza var ise kapalı salonda kongreye olmaması mümkün olmamalı!

ASpor’da Ilgaz Çınar isimli spor yorumcusu muhteşem bir öneri yaptı.

Yüzde yüz katılıyor, yüzde yüz destekliyorum.

Türkiye’de hakemliğin kokuşmuş, bitmiş bir müessese olduğuna işaret eden Çınar’ın önerisi şöyle:

“Son 20 yıl içinde MHK’de görev yapmış kim var ise hepsine Türk futbolunun altına bomba koydukları için bomba ya da dinamit şeklinde bir plaket verelim. Hepsine teşekkür edelim ve sıfırdan, tertemiz bir MHK kuralım.”

Vallahi süper öneri.

Hatta bir de şu babadan oğula hakemlik hanedanlarını da yıkalım ve yasaklayalım.

Çok doğru Ilgaz Çınar.

Çok doğru söyledin.

Sadece zekaya saygı duyduğumu aptallar da anladığı zaman. 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • umitt10 12 gün önce İtiraf edemeseniz de Mesut transferi sizi pek mesut etmemiş Fatih bey :)
    CEVAPLA
0:00 / 0:00