Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        AK Parti Büyük Kongresi’ni de “lebalep” yaptı.

        Görüntüler siyasi açıdan muhteşem.

        İllerden gelen otobüslerde maskesiz biçimde saatlerce yol gelmiş partililer, salonda da hep birlikte coşkulu bir manzara sergilediler.

        Tüm renkler bir aradaydı.

        Renkten kastım Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı risk haritasındaki renkler.

        Mavi iller, sarı iller de kavuniçi iller ve kırmızı iller ele ele, gönül gönüle birlikte oturdular.

        Bir partiye “Ölümüne bağlılık” bu olsa gerek.

        Kongreye katılanların tamamı aşılı değilse eğer, o salondan pek çok yeni “vaka” çıkabilir, Türkiye’nin “Yeni Wuhan”ı AK Parti kongresi olabilir.

        AK Partililer bana “Sana ne kardeşim, parti bizim can bizim” diyeceklerdir.

        Buna verilecek yanıtlar da var elbette ama uğraşmayacağım.

        Sadece merak ettiğim şey şu.

        Sağlık Bakanı başta olmak üzere Türkiye’yi yönetenler ve yetkili etkili isimler bu akşam kalkıp “Maske mesafe temizlik kuralına uyun” diye vatandaşa akıl verecekler.

        Nasıl olup da “50 kişiden kalabalık düğün yapamazsınız” yasağını sürdürebilecekler.

        Hangi hakla “Dernekler genel kurul yapamazlar” diyebilecekler.

        Bırakın hepsini, cenazelerimizi kaldırmayı nasıl yasaklayabilecekler.

        Nasıl!

        Dün kongreyi kutlayan Sağlık Bakanı Koca bu akşam 30 binleri aşan vaka sayılarını açıklarken kimi kutlayacak!

        İlgimi çekmeyenler

        İlgimi çekmeyenler
        0:00 / 0:00

        Dün bazı kanallardan arayıp AK Parti kongresi ile ilgili düşüncelerimi öğrenmek istediler.

        Hepsine aynı yanıtı verdim.

        “Hiçbir düşüncem yok.”

        “Nasıl yani?” diyenler oldu.

        Yani’si şu, benim için AK Parti demek Recep Tayyip Erdoğan demek.

        Bunun dışında hiçbir değişikliğin, hiçbir göreve gelmenin veya görevden almanın önemi yok.

        Genel başkan yardımcısı şu olmuş, grup başkanı bu olmuş, MKYK şunlardan oluşmuş, grup başkan vekilliğine bunlar getirilmiş…

        Bana göre zerre önemi yok.

        Kimse alınmasın.

        İçlerinde yıllardır tanıdığım, bildiğim politikacılar var ama sonuç olarak ülke gidişatına, ülke yönetimine etkileri sıfır.

        Aynı şey kabine için de geçerli.

        Bakın ne bir bakan ne bir üst düzey bürokrat ne bir parti yetkilisi ne de bir milletvekili “Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi, istediği gibi, önerdiği gibi, talimat verdiği gibi” diye başlamayan bir cümle kuramıyorsa demek ki Erdoğan dışında “Kimse” yoktur.

        Tek belirleyici, tek seçici Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

        Bu yüzden de partinin içinde, dışında, kenarında, yönetiminde olan değişikliklerin benim açımdan tartışılacak, uzun uzun yorumlanacak bir tarafı yoktur.

        Beğenenler için de, beğenmeyenler için de bu rejim Erdoğanizm’dir.

        Tek direkli bir çadırdır.

        Bu işi ancak TÜİK düzeltir

        Bu işi ancak TÜİK düzeltir
        0:00 / 0:00

        “Ay sonunda 30 binli vakalar görürüz” demiştim.

        Ay sonuna kalmadı.

        Merak etmeyin, bir süre sonra ölüm sayıları da artacaktır.

        Ama yaşlıları ve bilmediğimiz kimi şanslıları da aşıladıkları için eskisi kadar yüksek olmayacaktır diye umuyoruz.

        Vaka sayılarında dediğimiz çıkınca, eş dost okur soruyor.

        “Sayıları nasıl aşağı çekecekler.”

        Bana göre vaka ve ölüm sayılarını aşağı çekmenin çok kolay bir yolu var.

        Vaka ve vefat sayılarını belirleme ve açıklama görevini TÜİK’e versinler.

        Sayılar öyle bir hızla gerisin geri gider ki, Sağlık Bakanlığı bile şaşırır.

        Hatta çok isterlerse Covid’den kaynaklanan nüfus artışı bile sağlayabilirler.

        Fıkra

        Fıkra
        0:00 / 0:00

        Biliyorsunuz kısa fıkraları çok severim.

        Bugünün kısa fıkrası şu?

        Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu “Enflasyon hedefimiz yüzde 5” demiş.

        Ahtapot

        Ahtapot
        0:00 / 0:00

        Bazı yazarlar gibi muazzam bir televizyon izleyicisi değilim.

        Herkesin ne dediği ne diyeceği belli ve nasıl döneceği belli tartışma programlarını da pek izlemiyorum.

        Onca streaming platformunu izleyip, akıl verecek kadar vaktim de yok.

        Ama bazen çok güzel şeylere denk geliyorum.

        Birkaç hafta önce de böyle bir filme denk geldim.

        Bir belgesele.

        Denk geldim dediğim kızım tavsiye etti.

        İzledim ve bayıldım.

        Güney Afrika’da, çekilmiş bir su altı belgeseli.

        Hayata küsmek üzere olan bir belgesel dalgıcı ile bir ahtapotun dostluk hikayesi.

        Adı “My Octopus Teacher.”

        Yani “Benim Ahtapot Öğretmenim.”

        Hem çok keyifle hem de ağlayarak izledim.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        İmam orta yerde yellenmediği zaman.

        Diğer Yazılar