Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Berna Laçin.

Duyarlılık abidesi.

Kendine göre en ufak bir haksızlık gördüğü zaman, herkese talkın vermekten çekinmeyen, hak hukuk savunucusu.

Ama lafta.

50 yaşında.

Ama adalet ve hak hukuk anlayışı, kendi çıkarı, kendi menfaati kadar.

Kendi lehine haksızlık olduğu zaman hak hukuk hak getire.

Corona aşısını olmuş.

Kendinden büyükler ve kendisinden daha büyük altındaki riskli vatandaşlar aşı bekleyedursun Berna Laçin kendini korumaya almış.

50 yaşında.

Haliyle sormuşlar.

"Yaşınız tutmuyor, nasıl oldunuz?' diye.

O da şecaat arz ederken, sirkatin söylemiş.

"212'li basın çalışanıyım" diye.

Gerçekten basın çalışanı olduğu halde 212'li olmadığı için olamayan onlarca muhabire, kameramana nazire yaparcasına.

Haksızca edinilmiş gazeteci kimliği ile haksızca aşı olmak.

Ben basın çalışanıyım.

O hanımefendiden 10 yaş kadar büyüğüm, ben olmadım.

Berna Laçin olmuş.

Ne güzel.

Sözde hak hukuk savun, ama çıkarın söz konusu olunca ne hak kalsın, ne hukuk ne adalet.

Peki şaşırdım mı?

Tabii ki, Hayır.

Enver Aysever vakasında da şaşırmamıştım.

Bu ülke ve bu ülkenin insanları artık beni hiç şaşırtmıyor.

İster sağda olsun, ister solda.

İster önümde olsun, ister arkamda.

Kızıyor muyum?

Asla.

Başka bir beklentim olsa kızarım.

Ama beklentimi karşılıyorlar.

Niye kızayım ki!

Eldeki bu işte.

Sayılara bakınca insan sormadan edemiyor “Acaba bir corona virüsü bir Türk mutasyonuna mı uğradı?” diye.

Çünkü sayılar ilginç.

İlginçlik şurada “Vakalar artıyor, hastalar azalıyor”

Eğer Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere güveniyorsak cumartesi günü durum şu:

Yeni Vaka sayısı 44 bin 756

Yeni Hasta sayısı 1483

Vakaya oranla hasta sayısı yüzde 3,3

PCR pozitif her 1000 kişiden 33 hasta.

Biraz geriye, 2. Dalganın zirvesini yaşadığımız Kasım, Aralık aylarına dönelim ve aynı tabloya bakalım.

En yüksek hasa sayısı 24 Kasım günü.

O gün tespit edilen hasta sayısı 7381 ama vaka sayısı açıklanmadığı için oranla yapmak mümkün değil.

O yüzden 4 Aralık’a bakalım.

4 Aralık günü 32 bin 736 vakaya rastlanmış testlerde.

Hasta sayısı ise 6 bin 903.

Vaka sayısına oranla hasta sayısı yüzde 21.

8 Aralık’ta ise bulunan vaka sayısı 33 bin 198.

Hasta sayısı 6593.

Hasta sayısının vakaya oranı yüzde 19.

Bugünkü vaka hasta oranı Aralık ayındaki vaka hasta oranının 6’de hatta 7’de biri.

Bunun gösterdiği iki şey var.

Ya ortada bir “Türk mutasyonu” var ve bu mutant virüs daha az hasta ediyor.

Ya da aşı olanlar PCR pozitif çıkıyorlar ama hastalanmıyorlar.

Bunu anlayabilmek için Bakanlığı vaka sayılarını açıklarken bunlardan kaçının aşı olmuş kişiler arasından çıktığını da belirtmesi lazım.

Yine de daha az hastalandırıcı bir virüs tipi ile karşı karşıya olmamız çok muhtemel.

Tabii sayılar doğru ise

Birisi Fatih Terim’i ya bir oto tamircisinde, ya da bir saat tamircisinde kursa göndersin.

Çünkü çok belli ki ihtiyacı var.

Yok eğer “Ben her şeyi biliyorum” diyorsa ona çok basit bir sorum var.

“Saatinizin bir dişlisi kırılır ise tamircide o dişliyi mi değiştirirler yoksa bütün saati darmadağın edip,  bütün dişlilerin yeriyle mi oynarlar”

Tabii ki usta bir tamirci bozuk ya da kırık dişlinin yerine aynısı takar.

Ya da bir oto tamircisine gittiniz.

Diyelim ki, fren kaliperiniz kırılmış.

Tamircisi bütün otomobili motoru aşağı indirip hepsini mi değiştirir yoksa kaliperin yerine yenisini aynı kalitede olanı yoksa bile en azından size kaza yaptırmayacak ve orijinal parça bulununcaya kadar sizi idare edecek olanı mı takar!

Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim iyi ki saat tamircisi değil.

İyi ki oto tamircisi değil.

Çünkü aç kalırdı.

Dün savunmadan eksik iki oyuncunun yerine elindeki iki savunma oyuncusunu koymak yerine tüm takımın düzenini değiştirerek tamirci olamayacağını kanıtladı.

Ama teknik direktör olarak milyonlar kazanmaya devam edebilir.

Yapamıyorsan daha fazla bozma prensibini unutmadığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00