Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dün cumartesi idi.

Sokağa çıkma yasağı olan günlerden.

Bir gün öncesine göre yaklaşık 1000 test daha az yapılmış.

Vaka sayısı da 1000 daha az.

319 bin teste, 62 bin 600 vaka.

Oran yüzde 20.

Toplumun riskli gruplarının aşı olduğunu da düşünürsek oran çok ama çok yüksek.

Ki konuştuğum tüm halk sağlığı uzmanları gerçek sayıların daha yüksek olduğundan kuşku duyuyorlar.

Herkesin umudu alınan önlemler sayesinde önümüzdeki günlerde vakaların gerilemeye başlaması.

Ancak bu çok mümkün görünmüyor.

Çünkü ortada restoranların kapalı ve AK Parti’nin kongrelerini tamamlamış olması dışında hakiki bir önlem görülmüyor.

Sokaklar yine ana baba günü, en büyük bulaşma nedeni olan toplu taşıma araçları erkene çekilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle eskisinden de kalabalık.

O kadar fazla sokağa çıkma yasağı istisnası var ki, sokaklar hafta sonunda bile normal günler kadar kalabalık. Trafik tıkanacak kadar kalabalık.

Ve tabii başta Suriyeli göçmenler olmak üzere tüm yasal ve yasa dışı misafirlerimizin turistlere sağlanan serbestlikten faydalanarak sokakta rahatça gezmeleri de cabası.

Bu görüntü ile vakalar öyle pek de aşağı çekilmez.

Belki hafif bir düşüş olabilir ama anlamlı bir azalma olmayacağı kesin.

Bu işe yaraması mümkün olmayan sözde önlemlerle oyalanıyoruz, boşa zaman kaybediyoruz benden söylemesi.

Bu gibi salgınlarda önlemler hamilelik gibidir.

Yarımı ya da azı olmaz.

Ya önlem almışsınızdır ya da önlem almamışsınızdır.

Ya hamilesinizdir ya da değil.

Az hamileyim yoktur.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı hasta ve vefat sayılarına inanmayanlar genelde muhalif addediliyorlar.

İktidara yakın isimler ise verileri doğru buluyorlar.

Daha doğrusu öyle zannediliyor.

Ama öyle değil galiba. 

Dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yakın bir isimle telefonda konuşuyorduk.

“Fatih Bey, dün bir cenaze için gasilhaneye gitmek zorunda kaldım. Gördüğüm manzara şu. Hastaneler COVID’den hayatını kaybedenlerin cenazelerini siyah torba ile yolluyorlar. Gördüğüm 60 kadar cenazenin 30 küsuru siyah torbada gelmişti. Sadece benim gördüğüm yerde 30 COVID vefatı var ise günlük 250-260 COVID vefat sayısı doğru olamaz. Bunu en az iki ile üç ile çarpmak lazım.  Belki teknik nedenlerle böyle bir sınıflandırma yapılıyor olabilir ama COVID’e bağlı ölümler çok çok daha fazla bunu gözümle gördüm” dedi.

Sonra da ekledi, “Bunu Beyefendi'ye aktaracağım. Bilmesi lazım?”

Ben de ona sordum, “Sence Beyefendi bunu bilmiyor mudur?”

Yerli aşı çalışmaları tam gaz sürüyor.

Kayseri ve Yozgat aşılarından sonra umut veren bir diğer çalışma da Ankara’da biri Bilkentli, diğeri ODTÜ’lü Gürsel çiftinin yürüttüğü VLP aşı.

Mayda Gürsel ve İhsan Gürsel’i herkes Biontech’in sahipleri Şahin çiftine benzetiyor.

İnşallah başarıları da benzer.

VLP, “virus like particle” demek. Yani içinde virüs olmayan ama virüse benzeyen proteinler bulunan aşı.

Benzer aşılar için dünyada çalışmalar yürütülüyor.

Gürsel çiftinin aşısı Faz 1 aşamasına gelmiş. Yani küçük bir grup gönüllü üzerinde deneniyor.

Bu grubun yaş, sağlık durumu gibi bir özelliği olması gerekmiyor.

30-40 kişilik bir grup.

Gürsel çiftinin VLP aşısının Faz 1 çalışmalarında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da gönüllü denek olmuş.

Doğrusu şaşırdım.

Çünkü bildiğimiz kadarı ile bakanlar daha önce aşılanan grup içindeydiler.

Bakan Varank bu hakkını kullanmadı ve şimdiye dek aşı olmadı ise ilginç.

Yok eğer aşısını oldu ise şimdi başka bir aşı çalışmasına denek olması mümkün değil, doğru da değil. 

Çünkü daha önce aşı olmuş olmak Faz 1 çalışmasını bozacak bir durum.

Daha önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarına karşı çıktığı için GATA Başhekim Yardımcılığı görevinden alınan Edizer isimli bir Cumhuriyet düşmanı vardı hatırlarsanız.

O da Boynukalın gibi kendi işi dışında her işe maydanoz.

Bu kez de alanı olmayan ekonomiye girdi.

Merkez Bankası yöneticisiymiş gibi buradaki paralara sahip çıkmış.

Demiş ki, “Bizim buharlaştırmak gibi bir yeteneğimiz olsa idi Merkez Bankası'ndaki paralardan önce sizi buharlaştırırdık.”

Siz dediği kendisi gibi düşünmeyenler.

Aynı fikirde olmadığı insanları buharlaştırmayı hayal eden bir doktor.

Ben bu tiplere kızmıyorum açıkçası.

Bunu Tıp Fakültesinden mezun edenlere kızıyorum.

Allah kimseyi böyle bir doktorun eline düşürmesin.

Şaha kalkmış atın koşamadığını unutmadığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00