Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sedat Peker, Kıbrıs’ta çeyrek asır önce işlenen bir cinayet ile ilgili olarak Korkut Eken’i işaret ederek “Bir gazeteciyi öldürmek için benden tetikçi istediler. Ben de kardeşimi verdim. Birlikte Kıbrıs'a gittiler ama o kişiyi başkası öldürdü” dedi.

Daha sonra o sırada Kıbrıs’ta albay rütbesiyle görev yapan Mendi general “Evet geldiler, onlara bir Toros tahsis ettim ama konu PKK ile ilgili idi” dedi.

Son olarak da Korkut Eken konuştu ve “Ben o sırada Özel harekat timlerini eğitiyordum. Hasan Kundakçı Paşa Kıbrıs’ta PKK faaliyeti olduğunu söyledi. Ben de bu durumu incelemek ve önlem almak üzere gittim. Giderken yanıma Atilla Peker’i de aldığım doğru ama gazeteciyi tanımam. Adını bile duymamıştım” dedi.

Korkut Eken’in doğru söylediğini farz etsek bile anlamadığım bir şey var.

Devletin görevlisi, bir komutanın daveti ile Kıbrıs’a giderken niye yanında Atilla Peker diye devlet görevlisi olmayan birini götürür.

Eğittiği özel harekatçılardan biriyle değil de, niye Atilla Peker’le gider?

Niye!

O tarihte Peker kardeşlerin bilmediğimiz bir devlet görevi mi vardı!

Dün haber görünce içim cız etti.

Haftalar belki de aylar önce buna dikkat çekmeye çalışmıştım ama kimsenin pek umuru olmamıştı.

Şimdi geldi kapıya dayandı.

Dayanan ne?

Kredi ödemeleri.

Geçen sene tam da bu zamanlar pandeminin esnaf üzerinde yarattığı baskıyı azaltmak, milletin batmasını engellemek için acil kredi paketleri açıklandı.

Büyük bölümü 1 yıl vadeli yüzde 7,5 faizli krediler.

Pek çok kişi bu kredileri kullandı ve  sorunlarını erteledi.

Ancak şimdi bu kredilerin kapatılması ve yeni kredi alınması gereken günlere geldik.

Dün gördüm ki, şimdi de “nefes kredisi” diye bir kredi verilecekmiş.

Ancak geçen yıl yüzde 7,5 olan faiz, bu yıl yüzde 17,5’a çıkmış.

Yani hemen hemen 2,5 misli bir faiz oranı.

Bu krediye artık nefes kredisi denilemez.

Bu olsa olsa yoğun bakımdaki esnafa “entübe kredisi” olur.

Ve açıklanan oranlara göre entübe edilen COVID 19 hastalarının yüzde 40’nı ne yazık ki kaybediyoruz.

İnşallah kredilendirilen esnafta oran bu olmaz.

Mafya ile yaşayanın mafya ile öldüğünü unutmadığımız zaman.

Türkiye, kendi kendini ateşe atmaya hazırlanan bir ülke görüntüsü veriyor.

Kendine gazeteci süsü veren birisi defalardır “Kan dökülme çağrısı” yapıyor.

Sedat Peker’le görüştüğünü açıklıyor ve bir kez daha “Çok kan dökülecek” diyor.

Yetmiyor arada hakimleri, savcıları hedef gösteren paylaşımlar yapıyor.

Hadi zaten böyle diyorsunuz.

Yetmiyor.

Bir din dersi öğretmeni, barışı, insanlığı ve iyiliği öğretmesi gereken bir öğretmen elinde uzun menzilli bir suikast silahı ile poz verip açıklama yapıyor, muhalif siyasetçileri 800 metreden vuracağını ilan ediyor.

Bunlar dünden bildiklerimiz. Bilmediğimiz kim bilir daha neler oluyor, kıyıda köşede, kulağımıza gelmeyen, görmediğimiz.

Beteri tepelerde oluyor.

Anketlere göre yükseldiği tahmin edilen bir muhalefet partisinin liderine provokasyon olduğu çok açık peş peşe tacizlerde bulunuluyor Rize’de.

Kadın politikacı diklenmeden dik durmayı beceriyor.

Millet bir soruşturma bekler, işin önünün arkasının açığa çıkarılmasını umarken tam tersi oluyor.

Saldırı en üst perdeden meşrulaştırılıyor.

Yetmiyor, bunun daha başlangıç olduğu, daha neler neler olacağı söyleniyor.

Türkiye çok ciddi biçimde kendini ateşe atmaya hazırlanıyor sanki.

Ve daha seçime 2 yıl varken tüm bunlar oluyor.

Seçim daha da yaklaştıkça neler olabileceği düşüncesi ise karabasanlar görmeme neden oluyor.

Sanki “Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete” gibi hissediyorum.

Ve sanki alametin tamponunda “Ya benimsin ya kara toprağın” yazıyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • YETKİN 2 ay önce su testisi su yolunda kırılır biri derki eğer silahın varsa onu mutlaka bir gün kullanırsın sedat pekerin sonu iyi değil
    CEVAPLA
  • emre 2 ay önce Fatih bey Bu zamanda Gazetecilik yapmakta cok zor. Allah yardim etsin.
    CEVAPLA
0:00 / 0:00