Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çok ciddi bir Ayasofya sorunu var anladığım.

        Yeniden ibadete açmakla övündükleri bu camiye doğru düzgün bir imam bir türlü bulamıyorlar.

        Anladığım ya ellerinde doğru düzgün imam kalmamış, ki bu imkansız.

        Ya da doğru düzgün imamlara güvenmiyorlar.

        Veya doğru düzgün imamlar bunların yakın çevresinde olmuyor, atamayı tercih etmiyorlar.

        Yine de Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bir ricam olacak.

        Bakın Diyanet İşleri Başkanı’ndan demiyorum.

        Kişiden zerre ümidim, zerre beklentim yok.

        Kuruma sesleniyorum.

        Ayasofya-i Kebir gibi, Fatih’in emaneti bir büyük camiye imam atarken o caminin şanına ve Fatih’in vasiyetine, Sultan Süleyman’ın aradığı özelliklere, vasiyetine uygun bir imam atayın.

        O caminin Türk vatanında kalmasını sağlayan, o caminin yeniden kiliseye dönmemesini garanti altına alan, bu millete dinini öğretmek için kendi cebinden Kuran tefsiri yaptıran ve o oturduğunuz makam olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran Mustafa Kemal Atatürk’e, o Atatürk’ün makamında oturan kişinin gözlerinin içine baka baka türlü hakareti eden yaratığı gördükten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bir ricam, bir istirhamım olacak.

        Tamam Fatih Sultan Mehmet’in, Kanuni Sultan Süleyman’ın aradığı özelliklere sahip, birkaç dil bilen, tüm dinlerin öğretisine hakim, spor yapan, yakışıklı, tek eşli, eşi güzel olan birini bulamıyorsunuz. Anladık.

        Ama en azından Ayasofya’ya imam atarken, lütfen

        - İzan ve insaf sahibi

        - Nankör olmayan

        - Edepli

        - Yüzü az da olsa nurlu

        - Tipi ile çoluk çocuğu korkutmayacak

        - Tavrı ile insanı dinden soğutmayacak

        - Gençleri deizme yönlendirmeyecek

        Doğru düzgün birini bulun.

        Elinizde ve yakın çevrenizde bu özelliklere sahip biri yok ise insan kaynakları şirketleri var onlara başvurun.

        Onların bulduklarını “Bu bizden değil” diye geri çevirecekseniz.

        O zaman kendinizi bir gözden geçirin.

        Yakalama paketleme güldürme

        Yakalama paketleme güldürme
        0:00 / 0:00

        Millet soruyor “Devlet Sedat Peker’i yakalayıp getirir mi?” diye.

        Bilemem.

        Ancak bildiğim şu.

        Devletin eğer böyle bir gücü, böyle bir kabiliyeti var ise epey büyük bir uçağa ihtiyacı var.

        Çünkü geri getirilecek olan epey bir adam birikti.

        ABD’nin koruması altındaki Fetullah Gülen’i saymıyorum bile ama çeşitli ülkelerde onlarca FETÖ üyesi hain var geri getirilecek olan.

        Hadi onları da geçelim bir kalem.

        Reza Zerrab’ı da saymayalım.

        Yahu en azından Çiftlikbank’ın kurucusu dolandırıcı Tosuncuk var.

        Hani şu Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta olduğu için övülerek milleti dolandıran.

        Bir de yakalanması an meselesi olduğu haftalardır söylenen bitcoinci üçkağıtçı var, Thodex mi ne onun kurucusu.

        Onlar nasıl yakalanıp Türkiye’ye getirildiyse emin olun Sedat Peker de yakalanıp Türkiye’ye getirilecektir.

        Ha bir de yakalanıp getirildiği 19 Mayıs'ta söylenen ve birkaç gün içinde kimliği açıklanacak bir üst düzey FETÖ’cü vardı sahi o ne oldu onu da bilmiyorum.

        O yüzden gerisini de yazarım da gülmekten yazamıyorum.

        Güldürmeyin beni.

        Karnım ağrıyor sonra.

        Sosyal medyanın komik duyarlıları

        Sosyal medyanın komik duyarlıları
        0:00 / 0:00

        Bayılıyorum bu millete.

        Daha doğrusu hastasıyım.

        Alayı sosyal medya kahramanı. Topu dört dörtlük.

        Önceki gün Prof. Aziz Sancar’ın zannettiğim bir tweet’i paylaştım. (Tweet ona ait değilmiş, bir hayran hesabı imiş.)

        Hoca Prof. Mehmet Toner’in kanserli hücreleri bulan bir icadından söz etmiş ve medyanın buna ilgi göstermediğinden yakınmıştı.

        Ben de “Hocam hakkımı yediniz” diye sitem ettim.

        Çünkü Mehmet Toner’le Teke Tek Bilim programı yapmış, Sancar’ın sözünü ettiği buluştan 2 saat süre ile bahsetmiştik.

        Dün sosyal medyada Sancar’ın medyayı eleştiren bir tweet'i medyada epey paylaşıldı.

        Medya her zaman olduğu gibi eleştirildi.

        Zaten benim bu millete bayılmamamın nedeni de tam bu.

        Ben bu programı yaptığım zaman izlemeyen, aynı saatte yayınlanan mafya dizisini, kavga dövüş manasız siyaset programını izlemeyi tercih eden kim var ise sanki müthiş bir duyarlılık şampiyonu ve bilgiye ve bilime süper aç insanmış taklidi yaparak sosyal medyada bunu paylaşıyor.

        Bakın size bir şey söyleyeyim ey sahtekarlar.

        Siz ne iseniz bu medya sizin aynanız.

        Yani içinde her şey var.

        Sizde ne kadar var ise medyada da o kadar var.

        Aşağıdaki videoaya bakarsanız Prof. Mehmet Toner’le tam da bu konuda yapılmış 2 saatlik bir söyleşi bulacaksınız.

        REKLAM

        Altında da bu videoyu kaç kişinin izlediğini gösteren bir sayı.

        2,5 yılda toplam 16 bin kişi izlemiş.

        Eminim ki, o izleyenler de büyük oranda gençler ve sosyal medyada Aziz Sancar’ın Mehmet Toner’le ilgili duyarlılığını paylaşanlardan bir teki bile izlememiştir.

        Ve hatta şimdi de izlemeyecektir.

        Sosyal medyada duyarlı görünmenin dışında bir dertleri yoktur çünkü onların.

        Buna rağmen hala bilim bilim diye bir tarafımı yırtıyor ve televizyonda saatlerimi buna ayırıyorsam, bu bilim insanlarını ekrana çıkarmak için çırpınıyorsam sadece gençler içindir.

        Tek bir genci bile bilime heveslendirebilirsem, bir ferdi vahidi meraklı bir insan olmayı heveslendirebilirsem, 30 yıl sonra Aziz Sancar, Mehmet Toner olabilecek birine ulaşabilirsem bana yeter.

        Sosyal medya duyarlısı yavşaklar ise asla hedef kitlem değil.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        Ciddiye alınmayacak insanları ciddiye almadığımız zaman.

        Diğer Yazılar