Nepotik işsizlik
İşsizlik şu anda toplumun muhtemelen en önemli sorunu.
Resmi sayılar bile gelişmiş ülkelerin 6-7 katı işsizlik oranları gösteriyor.
Gayrı resmi rakamlar ise çok daha büyük bir felakete işaret ediyor.
20 yıl boyunca para betona, asfalta gömülünce sonuç kaçınılmaz olarak bu oluyor.
Sanayi yatırımı yapmayan, üretime dönük reel sektörü büyütmeyen, hizmet sektörüne yaslanan bir ülkede başka beklenti zaten olamazdı.
Bu sonuçta herkesin payı var, bugün ekonomik mesih olması umulan Ali Babacan’ın da.
Ancak gördüğüm kadarı ile işsizlik oranlarında ekonominin yönlendirilmesi hataları kadar “nepotik” etkenler de söz konusu.
Diyeceksiniz ki “O da ne?”
O şu:
Her gün iktidara yakın birilerinin “ballı maaşlar” aldığı ortaya çıkıyor.
Yani birden fazla işe sahip.
Bir yerde yönetim kurulu üyesi, diğer yerde genel müdür hatta bazıları üç dört işi aynı anda yapıyor.
Daha doğrusu hiçbirini yapmıyor da, yapıyormuş gibi gösterilip üç dört yerden maaş alıyor.
Eskiden bankamatik memurlar vardı.
Şimdi bankamatik koleksiyonuna sahip memurlar çıktı ortaya.
Öyle ki farklı farklı kamu kurumlarından ya da kamu ile bağlantılı kurumlardan aldığı maaşların toplamının 160 bin TL’yi bulanların bile olduğu ortaya çıkıyor.
Yeni anlayacağınız sadece bu bile işsizlik oranlarında bir etken.
Buna “Nepotizme bağlı işsizlik” diyebiliriz.
Yakın çevreye işler üçer beşer dağıtılmasa işsizlik oranları muhtemelen iki üç puan aşağı gelecektir.
Ama önemli olan işsizlik oranlarını düşürmek değil, yakın çevreyi zengin etmek olduğu için bu böyle gider.
Ne zamana kadar sorunun yanıtı ise basit.
Sonuna kadar.
Ya iktidarın, ya ülkenin!
Birinden birinin geleceği kesin.
Hangisi önce gelirse.