Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Farkındasınızdır muhtemelen, bir süredir Cumhurbaşkanlığı adayları ve seçimle ilgili bir taraflarından uydurdukları senaryoları yazan “gazetecimsi" grubu ile dalga geçiyorum.

        Abuk sabuk, ipe sapa gelmez, hiçbir gerçek dayanağı olmayan sallamaları bize “kulis bilgisi” diye dayayıp duruyorlar.

        Aslında ne böyle bir kulis var, ne de anlattıkları gibi bir gelişme olasılığı.

        Tümden uydurma.

        Dün de ben bu hayali kaynaklara dayalı senaryolarla dalga geçerek, yeni bir sallama senaryoyu kaleme aldım.

        Üstelik de aynen askerlikteki “erken tezkere” hikayeleri gibi uyduranın da bir süre sonra inandığı senaryolardan birini.

        Anayasa Mahkemesi'nin başkanlık sistemini iptal edeceği, böylece iktidarın tükürdüğünü yalamadan ve hata yaptığını kabul etmeden parlamenter sisteme geri dönerek paçayı kurtaracağı bir senaryoyu.

        Hemen Anayasa Mahkemesi’nden aradılar sağ olsunlar.

        “Fatih Bey, içine Anayasa Mahkemesi’nin de katıldığı bu tip senaryolardan biz de bıktık. Aslında bu hikayeler bizim de kulağımıza geliyor, sağda solda yazanlar da oluyor. Açıkçası yanıt bile vermiyoruz ama siz yazınca ciddiye alıyor ve bu vesile ile bu uydurma hikayelere son vermek istiyoruz” diyerek.

        Anayasa Mahkemesi çok açık bir dille “Mahkememize başkanlık sisteminin tümden iptali ile ilgili bir başvuru bulunmamaktadır. Ne ana muhalefet partisinin, ne de Anayasa Mahkemesi’ne itiraz etme yetkisine sahip herhangi bir kurumun başkanlık sisteminin Anayasaya aykırılığına ilişkin açmış bir olduğu dava mevcuttur. Mevcut olmayan bir şeyi gündeme almamak gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi, mevcut olmayan bir şeyi gündeme almamız da söz konusu olamayacaktır. Olmayan bir başvuruyu görüşmek ve olmayan bir başvurudan Anayasa’ya aykırılık çıkarıp başkanlık sistemini iptal etmek de elbette mümkün değildir. Anayasa Mahkememiz her türlü başvuruyu makul süre içinde ele alıp sonuçlandırma gayreti içindedir. Olmayan bir başvuru üzerinden, mahkememizin karar alacağı ile ilgili senaryolar son derece anlamsızdır.”

        Yani anlayacağınız tüm senaryolar palavra.

        Keşke her palavra iddianın muhatabı aynı hızla çıkıp, bu durumu yalanlasa ama kişilerin de yalan bile olsa adlarının geçmesi hoşlarına gidiyor olmalı.

        Ama ben size söyleyeyim.

        Kemal Kılıçdaroğlu’nun Coca Cola eski CEO’su ve eski yönetim kurulu başkanı Muhtar Kent’i aday göstereceği palavra.

        CHP’nin adayının ekonomist Özgür Demirtaş olduğu ve kendisine teklif götürüldüğü palavra.

        İlhan Kesici’nin aday gösterileceği palavra.

        Başkanlık sistemine Anayasa Mahkemesi kararı ile dönüleceği palavra.

        Meral Akşener’in gönlündeki adayın Ekrem İmamoğlu olduğu palavra.

        Ve seçim ortamına girilinceye kadar bundan sonra duyacağınız her şey büyük ihtimalle uydurma.

        Ama bu kadar çok palavradan elbette biri doğru çıkacaktır.

        Ama Milli Piyango’nun çıkma ihtimali kadar.

        Rusya'dan silah almak

        Rusya'dan silah almak
        0:00 / 0:00

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması kafamı karıştırdı.

        Daha önceki açıklamalardan Türkiye’nin elindeki F 16'ların bir bölümünün modernize edilmesi ve blok 70 özelliklerine kavuşturulması ve ayrıca 40 adet de yeni blok 70 F16 talebinde bulunduğunu zannediyorduk.

        Yani hem modernizasyon hem de yeni 40 uçak söz konusu idi.

        Ancak Cumhurbaşkanı açıklamasında “Ya modernizasyon veya 40 yeni uçak” dedi.

        Yani biri olursa diğeri olmayacak gibi.

        Şaşırdım.

        Biri veya diğeri, yenileme veya hem yenileme hem yeni alma olsun fark etmez.

        Türkiye’yi F35 programından şutlayan ABD’den bu kez F16 istiyoruz ki, “S400 füzeleri yüzünden askeri sırlar Rusya’nın eline geçer” tezi ortadan kalksın.

        Bir anlamda kendimizce ABD’yi köşeye sıkıştırıyoruz.

        ABD senatosunda ise F16’ların da satılmaması yönünde girişimler var.

        Böyle bir olasılığa karşı Türkiye’nin Rus uçaklarına yönelmesini savunanlar var.

        Niyeyse kimse Avrupa ve NATO ülkeleri envanterinde zaten bulunan Raphale veya Typhoon ya da hiç olmadı İsveç’in Saab Griphin’ini düşünmüyor.

        Ya Amerika ya Rusya ikilemi içine sokuluyoruz.

        Rus uçaklarının iyi olduğu aşikar ama ne yazık ki, Rusya’dan silah ya da uçak almak Türkiye’ye pek yaramıyor.

        Daha önce Mİ 17 helikopterleri aldık.

        Yedek parça sorunu nedeniyle uçuramadık.

        Milyarlar çöpe gitti.

        S400 aldık kutusundan çıkaramıyoruz.

        Acaba uçak alırsak uçurabilecek miyiz doğrusu merak ediyorum.

        Macron niye panikte biz niye rahatız!

        Macron niye panikte biz niye rahatız!
        0:00 / 0:00

        Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ülkesini güçlü gösterme ve Fransa’yı etkin hale getirme çabası gözlerden kaçmıyor.

        Her yere saldırıyor, herkesle tartışıyor, her yere maydanoz. Ülkesinin gücünün ötesinde bir varlık gösterme çabası içinde.

        Macron bunu öylesine bir panik halinde yapıyor ki, zaten görmemek imkansız.

        Peki Macron’un bu paniği niye!

        Çünkü Fransa 21. Yüzyıla hazır olma konusunda oldukça geride kaldı ve Macron bunun farkında.

        İngiltere’nin Brexit’i Fransa’ya epey zarar verdi.

        Özellikle finans sektöründe kariyer yapan Fransız gençleri İngiltere’de iş imkanları buluyordu.

        İngiltere’de çalışan iyi eğitimli Fransız sayısı yaklaşık 1 milyon olarak hesaplanıyordu.

        Şimdi bu kapı kapandı.

        Ama asıl büyük felaket otomotiv sektöründen geliyor.

        Fransa’da hemen hemen her 10 çalışandan biri otomotiv veya otomotive bağlı bir sektörden para kazanıyor.

        Otomobilde 2030 yılından itibaren büyük oranda elektrikli otomobile geçilecek olması Fransa’nın şu günlerdeki en büyük sıkıntısı.

        Hem Fransız otomotiv sanayinin bu geçişe Alman rakipleri kadar hazırlıklı olmaması, hem de hazırlıklı olsa bile elektrikli otomobillerin en önemli parçası olan pillerin Fransa’da üretilmeyecek olması ve geri kalanın da çok az bir iş gücü ile yapılabilecek ve katma değeri düşük işler olması Fransa’da hem işsizliği büyük oranda arttıracağı hem de Fransa’nın otomotiv sanayinden elde ettiği gelirleri çok düşüreceği öngörülüyor.

        Yani zaten zor durumda olan Fransa’yı daha da zor birkaç 10 yıl bekliyor.

        Macron’un paniği bu yüzden.

        Diyeceksiniz ki, “Peki biz bu değişime hazır mıyız ki, rahatız.”

        Merak etmeyin.

        Tüm önlemler alındı.

        Bol bol imam hatip açarak bu sorunu da aşarız evelallah.

        Okulları açık tutmak alkışı hak ediyor

        Okulları açık tutmak alkışı hak ediyor
        0:00 / 0:00

        Milli Eğitim Bakanı Özer, AK Parti döneminin son yıllardaki en iyi milli eğitim bakanı olmaya aday gibi görünüyor.

        Yaptıklarını yakından izliyorum.

        Çok doğru hamleler yapıyor, çok doğru fikirler öne sürüyor.

        Kendi teşkilatında bile sıkı bir direnişle karşılaştığını, hatta yer yer AK Parti örgütü ile karşı karşıya gelmekten de çekinmediğini görüyorum.

        Bırakın her şeyi, okulları açık tutma çabası bile her türlü alkışı hak ediyor.

        Her yer lebalepken, salgının kaynağı olarak okulları gösteren akılsızlığa karşı çok haklı bir mücadele veriyor.

        Hepimizin Bakan Mahmut Özer’e destek vermesi gerek.

        Uzun bir zamandan sonra doğru düzgün bir bakan bulduk çünkü.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        Hak yemenin en az domuz yemek kadar haram olduğunu anladıkları zaman.

        Diğer Yazılar