Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

4 Kasım günü TÜİK’teki tutarsızlığa dikkat çekmiştim, “Bir karar verin” diyerek.

Vatandaş gözünde giderek güvenilmez hale gelen kamu yönetiminin, muhtemelen güvenilmezlik bayrağını zirveye taşıyan kurumu TÜİK, bir yıllık enflasyon oranını yüzde 19,9 olarak açıklarken, aynı zamanda devletin harç, rüsum, ceza, değerli kağıt bedeli gibi hizmetlerine uygulayacağı yeniden değerleme oranını da yüzde 36,2 olarak açıklamıştı.

Ben de buradaki tutarsızlığa daha doğrusu utanmazlığa dikkat çekmiştim.

Çalışanların ücret zamlarına esas olacak enflasyon oranı yüzde 19,9, devletin hizmetlerine yapacağı zam oranı ise yüzde 36,2 olacaktı.

Ben buna dikkat çekince, işi gücü ülkeyi idare etmeye çalışanları korumak ve kollamak olan kimi medyacılar ve troller hemen saldırmış, “Yetki idarede. Devleti TÜİK yönetmiyor ya. Devleti yönetenler elbette ki bunda bir indirim yapacaklardır” diye bana saldırmışlardı.

Ve bugün sabaha karşı, devletin hizmetlerine yaptığı zam oranını öğrendik.

Artık kamudaki her şey gibi kafasına göre takılan ve her gün farklı saatlerde yayınlanan ve hatta bazen yayınlanamayan Resmi Gazete bu kez sabah 06:30’da yayınlanabildi ve devletin harç, rüsum, değerli kağıt ve cezalarına yaptığı zam oranı belli oldu.

Tam da benim yazdığım gibi yüzde 36,20.

Yazıyla YÜZDE OTUZ ALTI VİRGÜL YİRMİ.

E, hani enflasyon yüzde 19’du?

Hani dış güçlerdi.

Hani algıydı.

Bu yüzde 36,2 neyin nesi!

Son 19 yılın en yükseği.

2003’te bile yüzde 28,5’miş oran.

Devri iktidarlarının 20. yılında yüzde 36,2.

Asgari ücrete de yüzde 36 hatta yüzde 40 zaman yapın o zaman!

Tabii ki, yapmayacaksınız.

Ehliyet yenilemek olmuş 300 TL.

5 artı 5 pasaport 1500 TL.

Cezalar desen aynı.

Ama zaten nereden tutsanız elde kalan bir durum var.

Mesela faiz.

Devlet hizmetlerine yüzde 36,2 zam yapıyor ama faiz yüzde 16.

Yersen.

O da öyle değil aslında.

Verginizi geciktirirseniz, faiz oranı yüzde 19,20.

Eee, hani Nas’tı.

İşinize gelince Nas, gelmeyince naz.

Hadi müteahhit grubunun yaptığı otoyollardan geçiş ücretini ödemeden geçin bakalım.

Görün faizi.

Ben diyeyim yüzde 100 siz deyin yüzde 400.

Onlara Nas yok.

Yani anlayacağınız sevgili okurlar işin cılkı çıkmış.

Neresinden tutsan elinde kalıyor dedim ya.

Aslında bizimkisi ağız alışkanlığı.

Artık tutacak yeri bile kalmamış.

Bir yaratık gelinine tecavüz etmiş.

Gelininden kızı olmuş.

Kız büyümüş.

Şerefsiz p... Ona da tecavüz emiş, sonra da öldürmüş.

Sonunda gerçekler ortaya çıkmış.

Yakalanmış.

Medya haklı olarak bu rezaleti haber yapıyor.

Küt bir mahkeme yayın yasağı getiriyor.

Çünkü pislikler pislik duyulsun istemiyor.

Mahkeme de buna uyuyor.

Toplumun bilgi alma, haber alma hakkını elinden alıyor.

Yeni bir hakimin kararı ile.

Yetmiyor.

Mersin Barosu, böyle yasaklarla mücadele etmesi gereken bir sivil toplum kuruluşu, bu yasağa uymayanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıklıyor.

Olay rezillik, yayın yasağı rezillik, Baro’nun yaptığı rezillik.

Tripleks rezillik anlayacağınız. Sadece bu olayla ilgili olsa yine bir nebze anlayacağım.

“Çok iğrenç, toplumu bu kadar büyük pislikle rahatsız etmemek için yapmışlardır” diyerek olumlu düşünmeye çalışacağım.

Hayır öyle değil.

Her olayda böyle.

Vakıf yurdunda çocuklara tecavüz edilir.

Küt yayın yasağı.

Kurs yatakhanesinde yangın çıkar, çocuklar ölür, ihmaldendir.

Küt yayın yasağı.

Şeyh onu bunu badelemiştir.

Küt yayın yasağı.

Görünen o ki, toplumun ahlaksızlaşması önemli değildir.

Önemli olan bu ahlaksızlığın duyulmamasıdır.

O yüzden küt yayın yasağı.

Dün haberlere göz atıyorum.

Şöyle bir başlık.

“Tarkan’ın firari kuzeni yakalandı.”

Tarkan dedikleri şarkıcı Tarkan.

Adamın kim bilir kaç kuzeni var.

Bunlardan biri suça bulaşmış.

Kaçmış.

Yakalanmış.

Tarkan belki adamı yıllardır görmedi, belki tanımadı bile.

Ama başlık “Tarkan’ın kuzeni.”

Böyle bir başlık olur mu arkadaşlar?

Konunun Tarkan ile ne alakası var!

Sizin kuzeniniz bir suç işlese size ne!

Yardım etmediyseniz, yataklık etmediyseniz, suçtan menfaat sağlamadıysanız sizin bu suçla ne alakanız olabilir?

Suçta kan bağı olur mu!

Benim 30 yıldır, 40 yıldır görmediğim kuzenim vardır.

Allah korusun suç işlese “Altaylı’nın kuzeni suç işledi” mi olacak?

Aynı şey herkes için geçerli.

Niye Tarkan’ın kuzeni?

Siz soyadını yazın geçin.

Ne olur.

Biraz izanlı olun.

Yenilenen Alsancak Stadı’na Mustafa Denizli adı verilmesinden çok çok ama çok memnun oldum.

Başarılı Türk teknik direktörler kuşağını başlatan isimdir Denizli.

Terim ve diğerleri onun açtığı yoldan ilerlemiştir.

Galatasaray'da futbol oynamış, Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe gibi üç büyük kulüpte teknik direktörlük yapmış, üçünde de başarılı olmuş, Galatasaray ile Şampiyonlar Ligi’nin atası Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı final oynamış tek Türk teknik direktördür.

Onun herkeste emeği, herkesin onda bir payı vardır. Ama o aslında “Altaylı Büyük Mustafa”dır.

Ve adı çok hak ettiği bir şekilde, çok doğru bir yere verilmiştir.

Doğrusu çok ama çok mutlu oldum.

Keşke bir stadımıza da Jupp Derwall’in adı verilse.

Onun da Türk futboluna katkısı unutulacak gibi değildir.  

Kendimize Müslüman olmadığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00