Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Doğrusunu isterseniz şaşkınım.

        AK Parti’nin iktidarı döneminde Türkiye’nin ve haliyle Türkiye’yi yönetenlerin başına gelmiş en büyük felaketin 15 Temmuz Darbe Girişimi olduğunu düşündüm hep.

        Daha doğrusu iktidarın söylemlerinden öyle zannettim.

        Hepimize ve özellikle de Batı’ya hep bunu anlattılar.

        En ürkek yatırımcıları Türkiye’de yatırıma ikna etmek için yaptıkları yatırımcı toplantılarında “Hain Darbe Girişimi” kitapları dağıttılar.

        Her ile bir 15 Temmuz meydanı yaptılar.

        50 yıllık Boğaz Köprüsü’nün adını değiştirip “15 Temmuz Şehitler Köprüsü”ne çevirdiler.

        Bir ilçeyi darbeye kahramanca direnişinden ötürü “Kahraman” ilan ettiler.

        TBMM bombalandı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçe duvarına uzaktan bomba atıldı.

        Tanklar yollara çıktı.

        Havaalanları kuşatıldı.

        Cumhurbaşkanı’nın tatil yaptığı zannedilen otele özel eğitimli askerler saldırdı.

        Generaller öldürüldü.

        Emniyet müdürleri katledildi.

        Darbe girişimi sonrası yüz binlerce kişi işinden atıldı, yargıda büyük temizlik yapıldı, TSK baştan ayağa elden geçirildi.

        Yüzlerce subay hala içeride.

        Yüzlerce askeri öğrenci hala içeride.

        Ve şimdi öğreniyoruz ki, Türkiye’nin AK Parti döneminde karşı karşıya kaldığı en büyük felaket bu darbe girişimi değilmiş.

        AK Parti’nin yaşadığı en büyük travma ne darbe ne başka bir şeymiş.

        Her şeyin sorumlusu, ülkenin başına gelen en büyük felaket, iktidarın “Medz yeghern”i meğer Gezi olaylarıymış.

        Biz de darbe girişimini ciddi ve önemli bir şey zannediyorduk.

        Meğer Gezi’nin yanında esamisi okunmazmış.

        Gezi'de 8 sivil, 2 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmişti.

        Darbe girişiminde ise 150'ye yakın darbeci asker, 300'e yakın sivil öldü.

        Buna rağmen Gezi daha fena imiş.

        Vallahi şaşırdım.

        Hem de çok şaşırdım.

        Vardır elbet bir sebebi.

        Çiller tarzı

        Çiller tarzı
        0:00 / 0:00

        Gençler pek hatırlamaz, şimdilerde yine adı sık sık gündeme gelen Tansu Çiller var ya, bir zamanlar önce Ekonomi Bakanı, sonra da Başbakanlık yaptı.

        Herkese iki anahtar, bir ev, bir otomobil vaadiyle koltuğa oturduğu dönemde Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biri yaşadı.

        İki anahtarı geçtik, millet poposundaki donu zor kurtardı.

        Bu arada Tansu Hanım’ın banka batırmaktan sabıkalı kocası Özer Uçuran Çiller de gayrıresmi olarak devlet yönetiminin içindeydi ve özellikle iş dünyası Özer Uçuran Çiller’le görüşmeden, Özer Bey’i görmeden iş yapamaz hale gelmişti.

        İhale zarfları Çillerlerin yalısında açılır olmuştu.

        Yolsuzluk iddiaları ayyuktaydı.

        Çillerlerin mal varlığı dillerdeydi.

        Ama o zamanlar şimdikine oranla biraz daha fazla hesap verme zorunluluğu hissedildiği için, ABD’deki yatırımları da ortaya çıkınca Tansu Çiller, laf olsun diye de olsa hesap vermek, mal varlığındaki hızlı artışı açıklamak zorunda kaldı.

        Tabii hesap oldukça komikti.

        Tansu Çiller büyücü gibiydi.

        Hesabına göre dolar ne zaman artacak olsa tüm parasını önceden dolara çevirmiş, borsa yükselirken birkaç gün önce borsaya girmiş, mark yükselirken Tansu Hanım bunu önceden hissedip marka yatırım yapmış, altın fiyatlarını önceden öngörmüştü.

        Sanki zaman makinası ile ileri gidip olacakları görüyor, sonra geri gelip yatırım yapıyordu.

        Herkes “Keşte ekonomiyi de böyle öngörüyle yönetseydi” diye dalga geçmişti Tansu Çiller ile.

        Bunu niye yazdım.

        Olan olduktan sonra parasal gelişmelere kılıf bulmak kolaydır.

        Aynen “Biraz enflasyona razı olup, büyümeyi tercih ettik” denmesi gibi.

        Tersi olsa, “Vatandaşı enflasyona ezdirmektense büyümeyi azaltmayı tercih ettik” diyecekleri kesindi.

        Ancak sıkıntılı olan “enflasyon” kelimesi.

        Öğrendik ki, Türkiye’de enflasyon yok.

        Onun yeni adı “hayat pahalılığı”.

        Müsebbibi ise zaten iktidar değil.

        Cılk'tan dönüş

        Cılk'tan dönüş
        0:00 / 0:00

        CİMER'in cılkı çıktı diye yazdık.

        Sağ olsunlar hemen CİMER'e yeni düzenleme yola çıktı.

        Artık öyle canının çektiği gibi, CİMER’e başvurup millete iş olmak mümkün olmayacak.

        En başta yasama ve yargı organlarının faaliyet kapsamında olan konularda CİMER’e başvurulamayacak.

        Yargıya suç ihbarı kapsamında olan konularda CİMER’e değil savcılıklara başvurmak gerekecek.

        Zanna veya tahmine dayalı ifadelerle CİMER üzerinden kişilere yönelik ithamlarda bulunulamayacak.

        Hakkın kötüye kullanımı olacak şekilde sürekli aynı kişi ve olay hakkında başvuruda bulunulamayacak.

        Bu düzenleme son derece doğru ve yerindedir.

        CİMER’in cılkının çıkmasını engelleme konusunda önemli bir adımdır.

        Yetmez ama evet

        Yetmez ama evet
        0:00 / 0:00

        Bunca zaman yazdık.

        Sonunda biri bir adım atacak galiba.

        Şehir içindeki kiralık scooterlara plaka takılacak.

        Mış…

        Öyle diyorlar.

        Plaka mı başka şey mi bilmem ama tanımlayıcı bir numara verilmesi şart.

        Ama tek sıkıntı o değil.

        Düşme veya çarpma halinde çok rahatlıkla ölüme sebebiyet verecek olan bu araçlarda hala bir kask zorunluluğu yok.

        Kişi kısıtlaması yok.

        Bazen bir scooter üzerinde üç kişi geziyor.

        Kaldırımdan mı gidecekler yoksa yoldan mı belli değil.

        Kaldırımda yayalar arasında fink atıyorlar.

        Trafik kurallarını taktıkları yok.

        Ters yön düz yön, yol kaldırım, bahçe, duvar, her yerdeler.

        Bunları kullanmak için hangi tür ehliyet gerektiği belli değil.

        İki tekerlekli olduğu için motosiklet ehliyeti mi, yoksa araç ehliyeti mi bir kural yok.

        Plaka belki bir adım.

        Ama bu sorun için küçük bir adım.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        Hayatı boyunca sadece memurluk ve siyaset yapmış kişilerin emekli olunca 40 milyon dolarlık ev sahibi olmasına şaşırdığımız zaman.

        Diğer Yazılar