Trafik güvenliği tuzaktan mı ibarettir
Yukarıdaki yazıyı okuyup, trafik canavarlarına hak verdiğimi zannetmeyin.
Her yıl binlerce kilometre şehirlerarası yol yapan biri olarak, gerek şehir içi yollarda gerekse şehirlerarası yollarda ağır vasıta terörünün ne olduğunu gayet iyi biliyorum.
Bu köşede defalarca yazdım.
Otoyolda 130 ile giderken, arka tamponuma değercesine yaklaşmış kamyonun yıldızlı ambleminin dikiz aynamı kapladığına defalarca şahit oldum.
İstanbul Havalimanı yolunda, 70’le gitmesi gereken hafriyat kamyonlarının tüm araçları sollayarak en az 120-130 kilometre hızla savrula savrula ilerlemesine şahit oldum.
Aynı şeyi tüm şehirlerarası yollar için söylemek mümkün.
İyi ama trafik güvenliğini sadece yollara gizli gizli radar koyarak sağlayacağını düşünen kafanın burada hiçbir hatası yok.
Yol güvenliğini sağlama işi, özellikle otomobillerin hız sınırlarını aşması muhtemel noktaları bulup oralarda tuzak kurmaktan mı ibarettir? (Olmasın demiyorum ama sadece bu mudur!)
Ya da İstanbul Yeni Atatürk Havalimanı yolu gibi koridor hız kontrolü olan bir yolda acaba son 1 yılda kaç otobüs ve kamyona hız sınırı ihlali nedeniyle ceza uygulanmıştır?
Kontrollü bir yolda bile fütursuzca hız yapanların, bu fütursuzluğunun bir maliyeti olmuş mudur!
Üzerindeki yüzlerce ampulle bir ışık huzmesi gibi gezen kamyonlara hiçbir yerde ceza uygulanmamakta mıdır, herkes araçlarını kafasına göre ışıklandırıp, trafik güvenliğini tehlikeye atabilir mi mesela!
Kamyonlarda bir arka tampon standardı yok mudur!
Doğru düzgün şoförler alınmasın ama adını söylemekten, okuduğunu anlamaktan, derdini anlatmaktan aciz adamların onlarca tonluk araçların direksiyonuna oturtulması, basit bir ehliyet sınavına mı bağlı olmalıdır!
Sonuç olarak Türkiye’de trafikte olan on binlerce kazanın sadece küçük bir bölümü gerçekten kazadır.
Gerisi bile bile ladestir.
Onlara kaza demek kazaya haksızlık olur!