Kurtuluş Savaşı'nı Vahideddin başlatsa idi Şahbaba'da yazardı
Yine anlamsız, dayanaksız, bilgisiz belgesiz bir tartışma sürüp duruyor.
Tartışmanın nedeni İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İzmir’in kurtuluşunun 100. yılında yaptığı konuşma.
Soyer kurtuluştan söz ederken, Osmanlı içindeki İngiliz yanlılarının hıyanetinden söz edip, İngilizlerin isteği ve onayıyla ülkeyi işgal eden ve yakıp yıkan Yunanlılardan söz etmeyince tartışma başladı.
Gerçekten de Tunç Soyer’in Yunan işgalinden söz etmemesi garipti.
Sonuç olarak İngilizlerin isteği ve talimatıyla da olsa Anadolu’nun Batısını işgal edenler, on binlerce Türk’ü katledenler, Atatürk karşısında büyük bir yenilgiye uğradıktan sonra kaçarken geçtikleri her yeri yakıp yok edenler ve kurtuluşu kutlanan İzmir’i ateşe verenler Yunanlardı.
Kim bilir belki de Tunç Soyer, düşmanın düşmanlığını normal ama içerdeki ihaneti daha vahim bir durum olarak gördüğü için buna vurgu yapmayı tercih etmişti.
Ama işgalcinin adını anmaması bana göre de eksiklikti.
Tartışma bu nedenle başladı ve bambaşka yerlere evrildi.
İş o hale geldi ki, bir grup Kurtuluş Savaşı’nın Padişah Vahideddin’in başlattığını, Mustafa Kemal’i Anadolu’ya Kurtuluş Savaşı'nı yürütmek ve yönetmek üzere Vahideddin’in yolladığını söyleyecek noktaya geldiler.
Sultan Vahideddin’in hayatı ile ilgili en kapsamlı kitabı, padişahın şahsi belgelerine dayanarak en iyi anlatan hatta belki de tek kitap Murat Bardakçı’nın kaleme aldığı Şahbaba’dır.
Şahbaba, Sultan Vahideddin’in hangi şartlarda tahta oturduğunu, nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğunu, Osmanlı’nın o sıralarda nasıl bir vaziyet içinde bulunduğunu, Padişah’ın ruh halini, oturduğu makamı nasıl gördüğünü çok iyi anlatır.
Ve kitabın hiçbir yerinde Padişah Vahideddin’in bir Kurtuluş Savaşı başlattığından, başlatma niyetinden, bu savaşa destek verdiğinden söz edilmez.
Tam aksine Padişah’ın nasıl bir İngiliz hayranı olduğunu, İmparatorluğu ancak ve ancak İngilizlerle iyi geçinerek kurtarabileceğine inandığını anlatır.
Eğer Vahideddin, Kurtuluş Savaşı'nın başlatıcısı olsa idi Murat Bardakçı Şahbaba’da bunu anlatırdı.
Belki Kuvayı Milliye Ordusu’nun Anadolu’da elde ettiği zaferlerden gizli gizli memnuniyet duymuştur, orasını bilemeyiz ama Mustafa Kemal için bir idam fermanı imzaladığı da gerçektir.
Bugün tezlerini Murat Bardakçı’nın yazdıklarına dayandıranlar var.
Yanılgıları şurada.
Bardakçı, Mustafa Kemal’in yani Atatürk’ün Anadolu’ya gönderilmesinin bir devlet operasyonu olduğunu yazdı.
Ancak bu, Padişah’ın çevresindekilerin değil, padişahın İngilizlere güvenerek imparatorluğu kurtarma politikasının yanlışlığına inanan bir kısım Paşa’nın yani üst düzey bürokratların ve askerlerin Mustafa Kemal Paşa’nın bu işi yapabilecek tek komutan olduğunu düşünmesi sonucunda ortaya çıktı.
Bu Saray’ın fikri değildi.
Dönemin tarihini okursanız, Sultan Vahideddin’in bir hain değil, çok zor durumda bir padişah olduğunu ama çevresinde ihanet derecesinde yanılgıya düşmüş birtakım adamlar bulunduğunu görürsünüz.
Ülkeyi terk etme nedeni ise korkudur. O günkü zafer coşkusu ve devrim ruhu içinde, canından korkmuş ve hayatını kurtarmak istemişti.
Kaçmasaydı da büyük ihtimalle sürgün edilecekti.
Tabii benim açımdan ilginç olan tüm bunlar değil.
Asıl ilginç nokta, dün kadar “Keşke İngilizler kazansaydı daha özgür olurduk” diyen siyasal İslamcıların ve daha düne kadar “Kurtuluş Savaşı diye bir şey yok” diyen soytarıların peşinde koşanların bugün bir Kurtuluş Savaşı olduğunu kabullenmeleri ama bu savaşın kazanılmasını savaşın başkomutanının idam fermanını imzalayanlara mal etmeleridir.
Bu kadar utanç verici manevralar ancak dini ve tarihi siyasete alet edebilenler tarafından yapılır.
NOT: Bu akşam Teke Tek’te Murat Bardakçı ve İlber Ortaylı konuğum olacak ve bu konuya da değiniriz.