Canım 7-0 ister ama...
BUGÜN derbi var. Derbi de değil, daha beteri Galatasaray-Fenerbahçe maçı.
Başıma ağrılar girdi, "Fatih maç ne olur?" diye soranlardan.
Ben ne bileyim ne olur!
"İçinden geçen ne?" diye soruyorlar bazen.
Ona yanıtım var.
"7-0" diyorum.
Bunu 6-0 yenildiğimiz o meşum maçtan bu yana söylüyorum.
Niye?
Çünkü 6'nın acısı anca 7 ile çıkar da ondan.
"Daha neler. Olacak şey iste"diyorlar.
"İsteyeceksin ki olsun" diyorum ben de.
"Onu bunu bırak. Bu maç gerçekten ne olur?" diye soranlar da var.
Bakın işin doğrusunu söyleyeyim ister misiniz.
Normal şartlar altında Fenerbahçe, Galatasaray'a fark atar.
Dia ile Niang, Galatasaray defansını paramparça ederler.
Ama son yıllarda Galatasaray ile Fenerbahçe arasında bir rol değişimi başladı.
Galatasaray giderek eski Fenerbahçe'ye benziyor, Fenerbahçe ise giderek Galatasaray'ı farklı kılan doktrinlere sahip çıkıyor.
Bundan çıkaracağım sonuç şu:
Eskiden Galatasaray ligde fırtına gibi eser, Avrupa'yı birbirine katarken Fenerbahçe karşısına çıkar; kötü günler geçiren, taraftarıyla sorun yaşayan Fenerbahçe, Galatasaray'ı öyle veya böyle yener ve Fenerbahçe'de her şey sütliman olur, sıkıntılar aşılırdı.
Şimdi iki takım rolleri değiştirdiğine göre bu kez de Galatasaray, Fenerbahçe'yi yener, Fenerbahçe yine şampiyonluğa koşar, Galatasaray ise sıkıntılarını geçici bir süre için de olsa rafa kaldırır.
Tabii burada Hagi faktörünü de unutmamak lazım.
Rumen hocamız, Baros'u oynatmamaya, hücum oynamak gibi fantezilere kalkışırsa yine bir felaketle karşı karşıya kalabiliriz.
Ama savunma ağırlıklı bir oyun ve Alex'in başına dikilecek iyi bir adamla Galatasaray kazanır.
Bir zamanlar Fenerbahçe'nin kazandığı gibi.
Platini, Diyanet İşleri Başkanı mı?
Kendimiz yükseldikçe gönlümüz alçaldığı zaman. GALATASARAY’ın başına gelmiş en büyük felaketlerden biri olan Başkan Adnan Polat, dün gazetecilerle sohbet etmiş.
Konu Galatasaray’a gelince “başarısızlığına” yeni bir “kılıf” bulmuş. Konuyu “din, iman, inanç”a taşımış.
O adlı adınca söylememiş ama ben söyleyeyim; Başkan Polat demek istiyor ki, “Ben Alevi olduğum için başarılı olmam istenmiyor. Galatasaray’ın önü bu yüzden kesiliyor”.
Söylediklerini başka türlü yorumlamak mümkün değil.
Tamamen haksız diyemem.
Türkiye’de ne yazık ki, bu işler spora da, siyasete de bulaştırılıyor ama yine de bu denli büyük başarısızlığı buna yormak abesle iştigal.
Galatasaray’ın süper oynayıp da haksızlığa uğradığı bir maç hatırlamıyorum ben.
Herkese olandan daha farklı hakem hataları olmuyor Galatasaray maçlarında.
Hadi diyelim ki, var da biz görmüyoruz.
Peki Avrupa’ya ne demeli?
Galatasaray, Avrupa’da fırtına gibi esip kendi liginde din iman kurbanı olsa anlayacağım.
Ama Avrupa’da da en dandik takımlara elenip veda eden bu Galatasaray değil mi?
Yoksa UEFA’da da mı Alevi düşmanlığı var? Platini de mi imam hatip kökenli?
Ebleh miyiz biz!
DÜN yazdığım “Ne zaman adam oluruz”a anlam verememiş kimse.
Anlatayım, vereceksiniz.
Dışişleri Bakanlığımız yeni ve müthiş bir uygulama başlattı.
Yurtdışındaki temsilciliklerimizin ve konsolosluklarımızın e-posta adreslerini değiştirdi ve “turkcons” diye başlayan e-posta adresleri verdi.
Mesela, Brüksel’deki konsolosluğumuza e-mail atmak için “turkcons.brussels@mfa.gov.tr” adresi kullanılıyor.
New York için “brussels” yerine “new york” yazılıyor.
İyi hoş da, Fransızca konuşulan ülkelerde bu durum Türkiye’yi çok komik duruma düşürüyor. Çünkü Fransızca “cons” en hafifinden bir tercümeyle “ebleh” anlamına geliyor.
Yani “turkcons” demek, Fransızca “Türkeblehleri” demek.
Hatta çok hoş bir Fransız komedisinin de adıdır “Diner des cons”.
Bunu bile fark etmeyen bir Dışişleri söz konusu olunca belki de “turkcons” doğru bir tanım olmuştur.
Emin değilim doğrusu!
NE ZAMAN ADAM OLURUZ
Kendimiz yükseldikçe gönlümüz alçaldığı zaman.