Banka karları devlet desteğinden
Türk bankaları karlarını ne zaman açıklamaya başlasalar bir tartışmadır gidiyor. Reel kesim zor durumdayken bankaların bu kadar yüksek kar elde etmeleri eleştiriliyor. Bankalar ekonominin kaptan köşküne oturtuluyor. Bu kez de aynı dönemden geçiyoruz. Geçen Eylül ayında 15,1 milyar liraya ulaşan bankacılık kesiminin karlarının, son açıklanan verilerle yıl sonunda 20 milyar lirayı aşacağı anlaşılıyor.
DEVLET BANKALARA OMUZ VERMİŞ İşin detayına inip baktığınızda bu karların devletin verdiği desteklerin ve uyguladığı politikaların bir sonucu olduğunu görüyorsunuz. Yaşadığımız kriz döneminde reel kesime yardımlarını minimumda tutan hükümetin aslında bankacılık kesimini ayrıcalıklı olarak desteklemiş olduğunu fark ediyorsunuz. Bu politikalar bilinçli olarak uygulanmasa bile bankaların sırf bu nedenle karlarını çok üst düzeye taşıdıklarını anlıyorsunuz. Konuyu biraz daha somutlaştıralım. Bankaların 2009 yılı karları; * Ellerinde bulunan Devlet İç Borçlanma Senetleri’nin değer kazanmasından, * Hazine’nin iç borçlanma gereksiniminin artışından, * Merkez Bankası’nın faizleri sürekli düşürmesinden, * Bankaların sıkı denetimi nedeniyle risklerini iyi yönetmelerinden, * Karlarının dağıtımının sınırlandırılması sonucu ek gelir sağlamalarından, *Miktarı ve oranı artan tüketici kredilerinden kaynaklanmış. Bu gelir kaynaklarının tümünün devletin uyguladığı politikalarla çok yakın ilişkisi var. Merkez Bankası faizleri sürekli indirince bankaların ellerinde bulunan Hazine kağıtlarının değeri artmış. Bu değer artışlarını kar olarak yazmışlar. Uygulanan politikalar ve kriz nedeniyle artan bütçe açıkları yükselmiş. Bu açıkların finansmanın büyük çoğunluğu Türk bankalarınca gerçekleştirilmiş. Getirileri iyi ve de piyasa faizleri düştükçe gelir yazan bu finansal araçlar bankalara iyi para kazandırmış. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) bankaların mali bünyelerinin güçlendirilmesine ve risk yönetimine önem veren politikası sonucu batık kredilerin fazlalaşması önlemiş. Zarar yazılacak kalemler azalmış. Öte yandan elde ettikleri karlarının dağıtımının BDDK tarafından sınırlandırılması da bankalar maliyeti sıfır olan ek bir kaynak yaratmış. Enflasyonun tek hanelere düşürülmesinden sonra artmaya başlayan ve verimliliği yüksek konut dahil tüketici kredileri de karlarının yükselmesinde önemli rol oynamış. İşte tüm bu kar kaynaklarının hükümetin politikaları sonucu oluştuğu açık ve seçik ortaya çıkıyor.
REEL KESİME DESTEK ÇOK SINIRLI Bankacılık sektörüne bu kadar destek sağlayan hükümetin reel sektöre çok fazla bir şey yapmadığını biliyoruz. Geçen Mart ayında ve krizin en yoğun yaşandığı dönemde otomotiv başta olmak üzere bazı sektörlere sağlanan vergi indirimleri dışında reel kesime ilişkin önlem alınmadı ya da alınamadı. Sektör kendi haline bırakıldı. Uzun süredir biriken yapısal sorunları ve uygulanan döviz kuru rejiminin dezavantajları sonucu ucuz ithalatın acımasız rekabeti ile karşı karşıya kalan reel sektör, kriz döneminde çok zor zamanlar geçirdi. Yaşam mücadelesi verdi. Anadolu’ya yaptığım ziyaretlerde bu durumun bir çok örneği ile karşılaştım. Batmamak için yaptıkları savaşlara ve inovatif düşüncelerle mal satma çabalarına şahit oldum. Hal böyle iken bankalara “neden bu kadar fazla kar ediyorsunuz” diye sormanın en azından haksızlık olduğuna inanıyorum.