Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Her sorunun bir olumlu yanı var. Hayat genellikle çileden ibaret değil. Sorunların getirdikleri var. Çözüm iradesi göstermek, aramak, doğrusunu bulmak ve uygulama süreci. Diyalektik bir süreç.

        Türkiye'nin ekonomik modeli de artık eskisi gibi olmayacak. Yüksek küresel risk iştahından en çok faydalanan ülkelerden olan, bölgesinin tek demokratik ve Müslüman ağırlıklı nüfusu ile aynı zamanda AB üye adayı Türkiye... Fon akımlarından payına düşeni alan, düşük tasarrufları ile yüksek tüketim ve yatırım iştahını bu şekilde fonlayan model. Düşük politik risk ve elde edilen kazançların kısmen alt yapı ve inşaat faaliyetlerine kanalize edildiği ve yüksek getiriler sağladığı 'arsa ve arazinin yeniden değerlenmesi süreci'... Gittikçe verimi düşen ve ithal girdi bağımlı üretim motifi.

        Bunların önemli bölümü ya geride kaldı ya da yapılamaz oldu. Şimdi değişim zamanı. Bu yaşamakta olduğumuz dönemin getirisi de bu olacak. Böyle umuyoruz. Yeni Ekonomik Program da böyle söylüyor zaten. Daha fazla ihracat, daha düşük cari açık ve düşen enflasyon ortamına vurgu yapıyor. Üstelik kalıcı olarak. Yani değişim isteniyor.

        Peki nasıl olacak bu dönüşüm? Kamunun belli oranda niyet göstermesi yeterli olacak mı?

        Kalıcı değişim ne ile yapılabilir?

        Japonya'nın küçük Koşima Adası'nda Makak maymunlarını incelemek üzere Japon primatologlar 50'li yıllarda çalışmalara başladılar. Bilim insanları, maymunları inceleyebilmek için ormandan sahile çekmek zorundaydılar. Bunun için onları beslemeye başladılar. Primatologların verdiği tatlı patatesleri yemek isteyen makaklar her gün sahile gelmeye başladılar. Yıllar içinde aralarından biri, Imo isimli maymun patatesini yıkayarak yemeye başladı. O gün ve devamında bütün hepsinin yeme alışkanlıkları değişti. Buğdayla beslenenler de aynı yolu izlediler. Kimileri patatesi dişleyip suya tuttu. Tuzlu su ile aslında çeşni yapmış oluyordu bir nevi. Bilenler, öğrendiklerini çocuklarına aktardılar. Yeni nesil artık patatesleri yıkıyordu...*

        Kültür değişmişti.

        REKLAM

        ***

        Almanlar Hitler liderliğinde oluşturdukları amansız savaş makineleri ile tüm Avrupa'yı çizmeleri ile eziyorlar, Londra'yı şiddetle bombalıyorlardı. Üstelik bunu yaparken kolaylıkla kendi aralarında ve ülkeden ülkeye kolaylıkla haberleşiyorlardı. Kriptografi ve teknoloji daha fazla yıkım yaratmaları için dayandıkları yegane araçlardı. Enigma isimli şifreleme aleti ile Naziler sorunsuzca iletişim kuruyor ve hiçbir ittifak devleti mensubu yazışmalara sızamıyordu. Avrupa çaresizdi. Ne yapmalı?

        İngiltere'de sahneye günümüz bilgisayarının babası olarak anabileceğimiz 2 isimden biri, Alan Turing çıktı. Tüm baskılara rağmen Enigma'yı kendi bildiği yollarla alt etti. Arkaik bir yapay zeka tasarladı ve şifreyi kırdı. O günden sonra Almanlar tepe taklak gittiler. II. Dünya Savaşı bu şekilde daha kısa sürdü diyen uzmanların sayısı hatırı sayılır durumda.

        Farklı düşünen Alan, bilime güvendi. Denenmiş ve sonunda başarısızlık olan ezberlerden kaçındı. Sonuç malum. Zafer dünyanın kaderini değiştirdi.

        Turing'in ödülü ne oldu dersiniz?

        İlaç tedavisi ile hadım edildi. Çünkü eşcinsel olduğu iddia edilmişti. Uğruna hayatını verdiği uğraşı ve tüm imkanları da elinden alınmıştı. Ardından intihar etti...

        REKLAM

        ***

        Bir değişim arıyoruz. Biçimi, içeriği ve birçok özelliği elbette tartışmaya açık. Bu konuları sık sık yazmaya çalışıyorum zaten. Ancak değişimin felsefesi, kültürümüzü değiştirmeye adanmış olmalı eğer temelli bir dönüşüm arıyorsak. Değişimi bildik yolları yeni şartlara uygulamak olarak değil, yeni ve doğruya götürenleri yapmak olarak görmeliyiz. Ardından da bu değişimi hadım etmek yerine taltif etmeliyiz. Bizi, bu başarıya götürecektir.

        * Hirata ve diğerlerinden aktaran Eva Jablonka, Evrimin Dört Boyutu (sf. 219 ve dvm.)

        Diğer Yazılar