Büyümede dip görüldü. Üç çeyrektir daralan ekonomik aktivite yılın ikinci yarısında pozitif bölgeye geçecek. 25’i bulan enflasyon 10 puan düştü. ABD ile ilişkiler dipten döndü. Yerel seçimler geride kaldı 

Tahvil faizleri düşerken ve TL güçlenme iklimine girmişken risk primimiz neden bu iyileşmeyi yansıtmıyor?

*

Bunca yıldır tek haneli enflasyon ile yaşayan ülkemizin bu yeni enflasyon rejimi kalıcı mı geçici mi? Birçok sektöre kamu tarafından ‘tavsiye edilen’ fiyat kontrolleri sürgit devam edebilir mi? İşte çaya iki turda yüzde 15’er zam geldi. Enerji fiyatları hakeza. Sigara, alkol…

Fiyatlama davranışındaki bozulmanın getireceği enflasyon, büyüme eksikliği tarafından absorbe edilebilir mi?

Reel sektörün toplam borcunun milli hasılaya oranı 10 yılda 3 katına çıktı. yüzde 25’ten yüzde 75’e dayandı. Banka kredilerinin yüzde 4.7’sinin tahsili gecikmiş (TGA) yüzde 10 kadarı şüpheli. Bu arada mevduat faizlerinin seviyesinden şirketlerin bankalarca yaşatılma arzusuna kadar birçok alanda kamu rasyonel olmayan şekilde müdahil olmuş. 

Kimi sektörlerde tıkanıklık belirgin halde. İnşaat örneğin. Uzun yıllardır büyümenin yatırım kalemini sürüklediği için iyice göze batıyor. TGA konusu ne olacak? Zombi şirketleri yaşatmanın ekonomik maliyetine ne kadar katlanılacak?

Özel sektörün yüksek borçluluğu hem finansal istikrarı tehdit ediyor hem de Türkiye’nin yakın vadeli kapitalist geleceği konusunda şüphe uyandırıyor. Sürdürülebilir büyüme için gereken yatırımı kim yapacak? Oldukça rahatsız edici bir seviyeye çıkan işsizliği nasıl çözeceğiz eğer bu şirketler işe alım yapmayacaklarsa?

Yılın ilk yarısında ekonomi daraldı muhtemelen. Burada pozitif katkının tamamı dış ticaretten geldi. Küresel ekonomi daralma sinyalleri verirken ihracattaki kısmi iyileşme devam edebilir mi? İlk altı ayın verileri bu cephede de daralmaya işaret ediyor. İç talepte canlanma emareleri var ancak zayıf.

Öyleyse, büyümek için tipik olarak iç talebe güvenen ülkemizin yeni hikayesi ne olacak? Büyümenin kompozisyonu nasıl olacak?

Soruları çoklu ancak bir cevap kesin: Önümüzdeki yıllarda Türkiye geçmiş yıllardaki büyümesini tekrarlayamayacak. Biz ülkece buna hazır mıyız?

*

Türkiye dalgalı kur rejimi ile makro ekonomik ayarlamasını yaptı ve reel efektif döviz kurunu 2000’li yılların başındaki kadar düşük seviyelere taşıdı. Bu kadar ucuz TL ile enflasyonu tek hanede tutmamız mümkün mü? TL bu seviyelerdeyken yakalanan ihracat artışı sınırlı oldu. Devamlı olarak kuru devalüe edemeyeceğimize göre ihracatımızı artırmak için nasıl bir master plan ortaya koyacağız?

Yine ucuz kurun getirdiği bir avantaj olan cari fazlaya gelelim. Ülkemiz cari fazla üretiyorken neden rezervlerimiz artmıyor? Neden sermaye çekemiyoruz ve kurumuz neden yıl başından bu yana majör para birimleri içinde Arjantin’den sonra en çok değer yitiren para birimidir?

Çift haneli enflasyon ortamında rekor büyüklükte faiz indirimi yapan, swap piyasasında faiz indirim sinyali üreten ve karşılıklar ile büyümeyi önceleyen Banka enflasyon konusunda nasıl bu kadar emin olabiliyor? Olası sürprizlerde TCMB sıkılaşmaya hazır mıdır? 

Merkez Bankası’nın rezerv politikası tam olarak nedir? Rezerv biriktirmek için tercih edilen yöntem swap mıdır?

Hızlı kredi büyümesi ile iç talebin körüklenmesine dayalı ekonomik tercihler bütünü bize güçlü büyüme dönemlerinde yüksek enflasyon ve büyük cari açık olarak dönmüştü. O gün bugün değişen bir şey olmadı. Ekonomik yavaşlamaya verilen ilk ve tek yanıt kredi genişlemesi seçeneği oluyor. Çözüm bu olsa, sorun buradan patlak verir miydi?

ABD ile anlaşılmış olsa da ABD yaptırımları Türkiye’ye karşı uygulamaya konacak. Bereket, bunlar hafif olacak. Böyle dahi olsa ABD yaptırımı gelmiş ülkeye yabancı fon sağlayıcıların kredi komiteleri pek iştahlı bakmıyorlar. Halihazırda net borç ödeyici olan ve kredi / mevduat rasyoları 1’in üstündeki bankalar için kabul etmek lazım ki bu, kısıtlayıcı bir faktör.

Bunlar çözülmez sorunlar değil. Elbette toplu şekilde ya da tek tek çözülebilirler. Şu ana kadar somut ve kredibilitesi olan bir plan ortaya konmadığı için risk primimiz yüksek seyrediyor. Tabii bir de teknik meseleler var. Londra piyasası ile yapılan işlemler kilitlendi. Swap piyasası ile alternatif faiz oluşuyor. Yüksek montanlı döviz satışı ile kur baskı altında kaldı. CDS piyasası ise yatırımcının daha kolay ve teknik sınırlara takılmak zorunda kalmadan kendini ifade edebildiği bir piyasa. Bunu atlamamak gerek. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!