Beşiktaş’ın yeni başkanı Ahmet Nur Çebi oldu. Yeni başkana, başkanlığı hayırlı olsun; görevinde büyük başarılar dilerim.

Şimdi Başkan ve dolayısıyla Beşiktaş nereye gidiyor onu görelim.

*

Futbol kulüpleri bildiğiniz anlamda bir işletmedir. Bu işletmeler emeklerini satın aldıkları profesyonellere spor yaptırırlar. Yapılan spor dallarında başarı elde ederek faaliyet gösterilen spor branşında kalıcı, sürdürülebilir bir varlık gösterilmek istenir. Maksat sportif başarı elde etmek ve bunu sağlayacak bir faaliyet yapısı kurmaktır.

Aşağıda, bu amaçla kurulmuş futbol takımlarımızın kısa bir özeti görülmektedir. Bu işletmeler sportif başarıyı sadece içeride rekabet ederek yakalamaya çalışan en büyük örneklerdir. Bunu yaparken kıyas kümesi Avrupa ile rekabet edemezler ya da kimi zaman etseler bile bunu finansal başarıya çeviremezler.

Ben, bu örneklerden Beşiktaş’ı kısaca ele almak istiyorum.

*

Jimnastik kulübü olan Beşiktaş, Türkiye’nin en köklü camialarından olup başta futbol, ardından başkaca amatör branşlarda başarılı olmak ister. Bunun için tesisleşmeye, o tesislerde idman yapacak profesyonel kontratlara,  idman yapacaklara yol gösterecek çalıştırıcılara, onların sportif başarı kazanmasını sağlayacak çalışanlara ve bunları bir araya getirip plan çizecek yönetimlere sahip olmak gerekir.

Beşiktaş’ın bir işletme olarak iş tanımı ve organizasyonel şeması budur.

Bu işletme son 10 yılda 700 milyon TL’den fazla net zarar yazmışsa, bağımsız bir denetim kuruluna sahip olduğu halde gerçekleşen gider – bütçelenen gider farkı 1 milyar TL olmuşsa ve bu arada finansal borçların toplam yükümlülüklerde payı 3 katın çıkmışsa (%61) ortada net bir tablo var demektir.

Bol bol borçlanıp, kötü bir sonuç için işletmeyi uzun yıllar hırpalamışsınız. Neredeyse ekonomik ömrünü tamalar noktaya getirmişsiniz. Bu işletmenin adı BJK değil xyz olsaydı çoktan işler farklı bir noktaya gitmişti.

Sadece son 1 yılda konsolide borç 525 milyon TL arttı! Yapılandırma öncesinde, bu borçları çevirmek için ödediğimiz faizlerimiz %32’ler civarındaydı!

Batışı gördük. Şimdi nasıl kurtulur ve Beşiktaş nereye gider buna bakalım.

*

Dünyada birçok ülke ve şirket kurtarıldı, kurtarılacak. Kurtarmanın ilk şartı buna paydaş olan (şirketlerde ortaklar, kimi zaman kamu ve ülkelerde vatandaşlar) kişilerin rızasıdır. Bir kurtarma ihtiyacı olduğunu herkesin hissetmesi gerekir. Acı reçete ardından gelir.

Beşiktaş erken seçime giderek ve mali konuların domine ettiği bir seçim süreci ile yönetimini değiştirmiştir. Şimdi işin prensipler ve teknik kısımlarını konuşmak gerekir.

Her şeyden önce prensipler. Kamu oyu BJK ve bankalar arasındaki anlaşmayı bilmeye mecburdur. Ancak bundan sonra sağlıklı bir analiz yapılabilir. Ardından mali şeffaflık sağlanmalı ve gerçekten denetim kurulu rolünü oynayabilecek eli kalem tutanlar böylece diğer kulüpleri –bu örnekte Beşiktaş’ı- denetim altında tutabileceklerdir. Halihazırda sağlanan mali bilinç ile zaten kulüp brüt kar üretmektedir. Ancak finansal giderlerin ağırlığı sebebiyle net kar elde edilememektedir.

Her işletmede olduğu gibi burada da optimum noktaya kadar varlık satışı ve mevcut borçların bunun ardından yeniden pazarlık ile yeniden fiyatlanması gerekmektedir. Ardından sağlanacak finansal başarıya göre mali gidişat 3 yıl içinde sürdürülebilir bir yapıya kavuşabilir. Mesela Yunanistan borçları vadeye yayarak ve faizi neredeyse sıfırlayarak belli bir aşama kaydetmiştir.

Sonrasında yağmur duasına çıkmak değil, yağmurlu günler için hazırlanmak gerekir. Mesela Rusya petrol fiyatları için kötümser bir tahmin yapar ve fiyatlar bunu aşarsa bir petrol satıcısı olarak para biriktirir. İşler iyi gittiğinde buradan yemez. Beşiktaş da gelir / gider dengesini 5.’liğe ayarlayıp ona göre yaşayabilir. Buna IMF lügatinde ‘program’ denir. Güven verir, uyma zorunluluğu getirir.

*

Başka bunları tek başına yapamaz. Yönetim Kurulu ve şeffaf çıktıları denetleyebilen Genel Kurul bu anlamıyla kritik önemdedir. Bağımsız kurullar zaman içerisinde kuvvetler ayrılığı prensibinden kuvvetler birliğine dönmüşlerdir. Onların bir zihniyet dönüşümü yaşamaları elzemdir. Ardından kulübün sahibi taraftar adına kulübü gözetlemesi beklenen Genel Kurul’un üye yapısının dış müdahalelere açık olamayacak bir sayıya çıkarılması ve onların da aidiyetlerini pahalı hale getirecek bir gönül bağı ücreti ile Kurul yapısı güncellenmelidir.

Beşiktaş bugün bu yolculuğa çıkarsa diğerleri de onu takip etmek zorunda kalacaklardır. Türk futbolunun kurtuluşu kurumsallaşma ve rasyonelleşmedir. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938