Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçtiğimiz yılın sonunda Çin'de başlayan ve bu yılın mart ayı geldiğinde hemen her ülkeye yayılmış olan salgın hastalığın elbette en etkili mücadele yöntemi sosyal mesafeyi açmak oldu. İnsanlar arasında fiziki mesafe açılırken vatandaşlar mobilitelerini de sıfıra yaklaştırdılar.

Maske, mesafe derken bunun ekonomik etkileri kaçınılmaz şekilde yaşandı.

Özellikle hizmet sektöründe çok hızlı daralmalar yaşandı. Üretimde çeşitli önlemler ve belki de mecburi devam etme kararları ile süren mesai hizmette aynı şekilde yapılamadı.

Yemekler evde pişti, eğlence eve taşındı. Gezme tozmalar sanal aleme kaydı, kültür faaliyetleri kanepe ile mutfak arasında icra edildi. Turizm sıfıra yaklaştı.

Önlemlerin sıkıca uygulanması ile hastalığın hafiflemesi ile önce önlemler gevşedi, ardından neredeyse tamamen kaldırıldı. Dünyanın dört bir yanında.

Ta ki devam eden dalganın yeniden büyümesi ve ya da ikinci dalga dediğimiz hareket başlayana kadar.

Vaka sayılarında artış gelene kadar açıkça gördük ki üretim ve hizmetler çok geniş biçimde ayrıştılar. Hizmet toparlanmaya geriden gelerek başladı ancak üretimin yakaladığı seviyeyi hiçbir ülkede tekrar göremedi. Bu sebeple ikinci tur endişeye bu sektör daha da korkuyla yaklaşıyor.

Haklı olarak böyle...

Kafalardaki soru aynı: Vakalar artarsa yeniden geniş ölçekli kapanmalar gelebilir mi? Kabul edelim, kimsenin elinde bir tahmin küresi yok. Kaç vaka, hastane düzenini tehdit edebilecek kaç sorunlu hasta olacak? Bilmiyoruz. Açıkça görünense herkesin aşıya ulaşımının olabileceği 2021 yazına kadar sorun devam ediyor.

Diğer yandan, bugüne kadar yaklaşık 20 trilyon doları bulan küresel mali ve parasal destekler geçici/uçucu olma riski ile karşı karşıya. Bu sebeple, bunca deneysel politika uygulayan ve bütçeleri ardına kadar açan kamu aklının dünyanın hiçbir yerinde yeniden kapanmaya gönlü yok.

Sağlık ve ekonomi dengesinde fikrimce, ikincisinin öncelenmesi zaruri oluyor. İstemesek de ve kabul edemesek de bu böyle. Yeniden kapanma kararı alabilmek için çıta yükseldi. Bölgesel, çeşitli yaş grupları için vs. bu tip kararlar kısmen ve geçici süre ile alınabilir. Ancak hep beraber tekrarlayalım; yeniden kapanmanın maliyeti yükseldi. Vakalar artmış olsa bile. Acı ama gerçek. Tüm dünyanın gerçeği.

Özellikle kimi gelişen ülkelerin gerçeği. Bu tercihlerin yapılmak zorunda olacağını acıdır ki göreceğiz.

Bu durumda ekonomik göstergeleri izleyenler iyimse olmalılar mı?

Bunun ipuçları yavaş yavaş Avrupa'dan geliyor. AB, sağlık sistemini güçlendirdiği ve artık kovid-19 ile mücadele pratiği kazandığı gerekçesi ile artan vakalara rağmen ekonomileri kapatmayı reddediyor. Ne var ki; bu kez vatandaşlar kendi önlemlerini alıyorlar. Artan vakalara cevap olarak hareketlerini ve dolayısı ile harcamalarını kısıyorlar.

Haziran ile neredeyse tüm dünyada başlayan ekonomik toparlanma son verilerde hız kesmeye başladı. AB'de satın alma yöneticileri endeksi (PMI) hız kesti. Mesaj açık. Toparlanma güç kaybediyor.

Birçok sektör için bu bilgi eminim ki kritik önemde. Avrupa'da olan bir süreliğine dünyanın kalanına da yayılacak. Vaziyet almakta ve kurguyu buna göre yapmakta fayda var.

Toparlanma eşit dağılan şekilde tecelli etmeyecek. Sektör, sınıf ve ülke ayıracak. Her yerde bir süreliğine hız kesecek. Aşı demokratik hale gelene kadar makro ekonomik koşullar dalgalı olacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!