Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Memleketimizin bazı temel ekonomik problemleri var.

Kronik olarak tasarruf açığımız olması birçok şeyi tetikliyor örneğin. Neye sebebiyet veriyor bu?

Yatırım ve tüketim için bizde yeterli olmayan tasarruflara ihtiyaç duyuyoruz. Buna ulaşmak için de küresel piyasa koşullarına bağımlı oluyoruz.

Dış ilişkilerimiz, küresel risk iştahı ve bizim ekonomimizin sağlığı bu ihtiyacın fiyatını çok oynak yapıyor. Öngörüde bulunmak zorlaşıyor. Bu önemli bir sorun.

İkinci sorunsa ithal girdinin ekonomimizde yüksek oluşu. Tüketim arzumuz da çok kuvvetli. Nüfus genç. Heves bol.

Başkasının tasarrufu ile onun mallarını almak elbette çok parlak bir strateji değil.

Bu ne getiriyor? Ekonominin genişleme dönemlerinde açılan bir cari açık ve artan enflasyon.

Böylece Türk Lirası çok savunmasız kalıyor. Yanına policy / politika -diyelim- hataları eklenince ekstra yük biniyor. Hem volatilitenin hem de kurun seviyesinin yüksek olması döviz borçlusu şirketlerin bilançolarını tahrip ediyor. Enflasyonda devamlı bir sarmal yaratıyor. TL zayıf olunca enflasyon yükseliyor, enflasyon yükselecek diye TL değer kaybediyor...

Uysal, Türk merkez bankacılığı tarihinin en sert ve en çok faiz indiren başkanları arasına girdi. Alışılmışın dışında bir para politikası uyguladı. TL’nin baskı altında kaldığı ortamda faiz artışı yönündeki refleksleri zayıf kaldı. Bu sebeple Başkan’ın yerine atanan eski Maliye Bakanı Ağbal’ın ismi hem politikanın ortodoks olabileceği hem de faizin enflasyon beklentilerini dengeleyebileceği yönünde bir beklenti yarattı piyasada.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifa paylaşımı ise şu saatlerde hala teyit edilmedi. Bakanlık bölünecek mi Hazine ve Maliye olarak yoksa bu şekliyle mi devam edecek bilemiyoruz. Ancak genel politikaların değişimi artık ciddi bir olasılık.

ABD’de de henüz başkanlık seçimleri tamamlandı ancak sonuçlar net değil. Evet, Biden kazandı fakat Başkan Trump koltuğu hemen bırakmak niyetinde değil. Bir belirsizlik var.

Alt alta yazınca çok fazla belirsizlik olduğunu görüyoruz. Bunun tamiratı dönüp dolaşıp TCMB’ye kalacak. Bu sebeple 19 Kasım’daki PPK toplantısında ya da daha önce yapılacak, bildik yöntemli bir faiz artışı bu belirsizlik döneminde işleri idare etmeye yarayacaktır.

Fakat devamında, -olacaksa- yeni iktisat politikası nedir? Döviz rezervlerinin seviyesi için ne düşünülüyor? Enflasyonun yüksek seyri için ne kadar önlem alınacak?

(...) gibi soruların yanıtlarını vermek gerekecek doğal olarak.

Bunlar belli olana kadar tahmin ediyorum ki tek gündem TCMB olacak. Kısa vadeli acıları dindirmek için.

Keza TCMB de yaptığı ilk açıklamada fiyat istikrarının temel amaç olduğunu belirtti. Tüm araçların kararlılıkla kullanılacağını belirtti. Bu durumda 19 Kasım’a kadar piyasa ile görüşmeler yapıldıktan sonra politika faizinde gerektiği kadar artış yapılacağı mesajını alıyorum. Halihazırda piyasaya verilen faizin ortalama faizi yüzde 14’lere dayanmış durumda. Bu durumda politika faizi olan / olması gereken haftalık repoda 4-5 puana yakın bir pansuman faizi / faiz artışı beklentisi oluşabilir.

Orta ve uzun vadeli sorunlarımız / sorularımız biraz daha beklemek durumunda.

Piyasaların da şu ana kadar kredi açtığını görmemiz gerekiyor. Dolar / TL güne düşüşle başladı. Cuma kapanışı 8,52 iken Pazar akşamı 8,35’e kadar indi. Şimdilerde ise 8,40’larda geziyor.

Vaziyet bu.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00