Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türkiye’nin kısa vadeli ekonomik senaryosu nedir?

Korona ile mücadelede aşama kaydet / baharla beraber güzel hava ve turizm açılsın / hizmet sektörü normale dönüş adımları atsın / enflasyon baz etkisi ile gerilesin / düşen enflasyonla faizler insin / kredi talebi artsın, yatırım ve tüketim canlansın

Bu hikayenin bir bölümü zaten TCMB Başkanlık değişimi sonrası müphem hale gelmişti. Zayıf TL, yüksek enflasyon ile kendini hissettirecek. Kredi maliyetlerinde ucuzlama belki de bir süre görülemeyecekti.

Şimdi üstüne, hiç istemediğimiz sağlık sorunu ekleniyor...

Maske ve mesafenin önemi sıklıkla vurgulanmasına rağmen kalabalık siyasi toplanmalar tüm hızıyla devam etti. Bunun yarattığı tepkiyi dindirmek için büyük ihtimalle açılma tedbirleri çok hızlı ve prematüre şekilde devreye alındı. Böylece esnaf ve çalışanlar rahatlayacaktı.

Tam tersi oldu.

Salgının başladığı günden bu yana geçen 13 ayda toplam vaka sayısı üçse, bu geride kalan 5 haftalık açılmanın bilançosu da 1 vaka yarattı. Bunca ay gördüğümüz vaka sayılarının 1/3’ünü 5 haftada yakaladık demek bu!

İstediğimiz kadar sofistike bir hayal görelim. Bir gerçek orada duruyor. Turizm ülkemizin önemli faaliyet kollarından biri. Milli gelirin yüzde 4’üne kadar kolaylıkla çıkabiliyoruz. Turizm denince de aslında yaz aylarını kast ediyorum. Fakat Kovid19 bu işe büyük bir sekte vurdu.

Bu oranın ne kadar önemli olduğunu göstermek isterim. 2020 yılı verileri ile hangi ülkenin turizme ne kadar bağlı olduğunu aşağıdaki şekilden görebilirsiniz. Türkiye, burada en yoğun grup içinde yer alıyor.

Hal böyleyken, turizme sırtımızı çevirmek mümkün değil. Benim alanım tıp olmadığı için işi halk sağlığı cephesinden yazmıyorum. Tamamen ekonomik terimler ile kendimi ifade etmeye çalışıyorum.

Yüzdeler ve milli gelir gibi veriler kafa karıştırdıysa, milyar dolar cinsinden ifade edelim. Turizm sektörü hesabını yaz döneminde gelecek 25 milyon kişiye göre yapmış. 2020 yılında kişi başına 666 dolarlık harcama yapılmış. Kabaca 16,5 milyar dolar turizm geliri demek bu.

2020 yılı toplam ihracatımız 170 milyar dolar ve brüt döviz rezervlerimiz 54 milyar dolar seviyesinde. Sanırım turizmin önemi daha kolay anlaşılıyor.

Gel gelelim bu vaka sayıları ile turist çekmemiz mümkün değil. Çünkü bizim turist beklediğimiz ülkelerde vaka sayıları bizim çok altımızda. Üstelik şu ana kadar harika götürdüğümüz aşılama süreci de artık normalleşti. Turist beklediğimiz ülkelerin çoğunda aşılama oranları bizi yakalamış durumda.

Bir gün Bilim Kurulu, bir gün Kabine toplanıyor. Herkes önlemleri merak ediyor. Bana göre fazla meraka gerek yok. Çok sıkı ve net bir kapanma gelmeden bu vaka sayılarını 4 haneye indirmemiz mümkün değil. Bir ay boyunca, sert tedbirler ve aşılama yeniden hızlanmak zorundayız.

Bir seçim yok aslında. Zorundayız.

O zaman Mayıs’taki Ramazan Bayramında önce yerel turizmin, ardından Haziran ile beraber yabancı turizmin canlanması mümkün mü? Olabilir. Bakın daha önce böyle olmuş.

Kaynak: FT

2020 Nisan – Mayıs arasında 10 binlerden 2 binlere inilmiş

Aralık 2020 – Ocak 2021 arasında 6 binlere düşülmüş.

Şimdi ciddi bir aşılama kampanyası, sert kapanma tedbirleri ile birlikte en baştaki ekonomik senaryomuzun bir kısmı için umutlanabiliriz. Bu vaka sayıları ile her şey hayal olacak yoksa. Son açılmanın kimseye faydası olmadığı gibi çok daha büyük problemlere yol açtığını rahatlıkla görebiliyoruz.

İronik görünebilir ancak değil. Daha sert tedbirler yarın daha iyi koşullar getireceği için bugünden, kısa süreli ve sert tedbirler almak zorundayız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00